Lübnan'ın Nabzı

İsrail ve Hizbullah yeni bir savaşa doğru mu gidiyor?

By
p
Article Summary
Karşılıklı tehditler savurmaya devam eden Hizbullah ve İsrail, aralarında çıkacak yeni bir savaşın sadece Lübnan’ı değil Suriye’yi de kapsayacağını söylüyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

NAKURA, Lübnan — Lübnan’ın İsrail sınırındaki en güney ucunda hayat normal akışını sürdürüyor. Ülkenin dört bir yanından gelen insanlar kirlenmemiş sahili ve beyaz kayalarıyla tanınan Nakura kasabasına hafta içinde bile akın ediyor. Ancak İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında yeni bir savaş patlayacak olursa Nakura en çok etkilenen yerlerden biri olabilir.

Son dönemde iki taraf da tehditler savuruyor. 2006 Lübnan Savaşı’nda binlerce insan ülkenin kuzeyine kaçmış, bazısı da o günlerde güvenli bir liman olan Suriye’ye sığınmıştı. Ancak İsrail’le Hizbullah arasındaki durum kötüye giderse Suriye Lübnanlı sığınmacılar için güvenli bir yer olmaktan çıkabilir. Aslında yeni bir savaş çıkarsa Suriye Lübnan’ın yanında bu savaşın ikinci sahnesi haline gelebilir.

Nitekim İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman geçtiğimiz günlerde bunun işaretini verdi. Bakan, İsrailli askerlere hitap ederken İsrail’in kuzeyinde çıkabilecek yeni bir savaşta “tek cephenin Lübnan olmayacağını” söyledi.

Hizbullah için yeni bir savaş beklentisi 2006’da son merminin atıldığı günden bu yana devam ediyor. Örgüt, mayıs 2013’te müttefiki Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı devirmek isteyen isyancılara ve bunları destekleyen ülkelere karşı Esad’ın yanında savaşacağını açıkladı. Bu tarihten sonra da Hizbullah’ın başlıca kaygısı İsrail’le çıkabilecek yeni bir savaş oldu. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah o günlerde şöyle demişti: “Eğer Suriye tekfirciler ile ABD’nin eline düşerse direniş hareketi sıkışır ve İsrail Lübnan’a girer. Suriye düşerse Filistin davası kaybedilir.”

Nasrallah için yeni bir savaş hâlâ yakın bir ihtimal. Oysa son haberlere bakılırsa Suriye savaşı Hizbullah’ın yer aldığı ittifak lehine gelişiyor. Esad, müttefikleri İran, Rusya ve Hizbullah sayesinde iktidarını koruyor; muhalefet ise net bir stratejiden mahrum ve destekçileri arasındaki rekabet ve çıkar çatışmaları nedeniyle bölgesel desteğini kaybederek zayıflıyor.

Hizbullah için tüm bunlar İsrail’le savaş beklentisini güçlendiriyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Suriye veya Lübnan kaynaklı tehditlere göz yumulmayacağını defalarca dile getirdi. Bu konudaki tavrını en son 19 Eylül’de New York’taki BM Genel Kurulu’nda ortaya koyan Netanyahu şöyle dedi: “İsrail kendisini bütün silah gücüyle, bütün inanç gücüyle savunacaktır. İran’ın hava, deniz ve kara güçlerinin Suriye’de kalıcı üsler kurmasına izin vermeyeceğiz. İran’ın bize karşı kullanılmak üzere Suriye veya Lübnan’da ölümcül silahlar üretmesine izin vermeyeceğiz.”

İsrail mayıs 2013’ten başlayarak İran-Şam-Hizbullah ittifakını hedef alan bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdi. Suriye içindeki hedefleri vuran hava operasyonları genellikle yanıtsız kaldı. Angajman kurallarının bu mücadeleyi Suriye topraklarıyla sınırlandırdığı belliydi ve bu kurallar sadece iki kez ihlal edildi. Yine de çatışma düşük bir seviyede kaldı. Ocak 2015’teki ilk olayda bir grup Hizbullah mensubu ve Devrim Muhafızları’ndan bir komutan Golan bölgesinde hava saldırısıyla öldürüldü. Aynı yılın aralık ayında ise Hizbullah komutanı Samir Kuntar Şam’ın Caramana bölgesinde suikasta uğradı. Hizbullah her iki olayın ardından Şeba Çiftlikleri bölgesinde İsrail hedeflerine saldırarak yanıt verdi.

Ocak 2014’te Reuters’e mülakat veren İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Amir Eşel’e göre Suriye’de Hizbullah hedeflerinin vurulması, İsrail’in “tehlikeleri henüz oluşmadan” savuşturmayı amaçlayan “savaşlar arası harekât” stratejisinin parçasıydı.

Ne var ki bu son tehlike çoktandır “oluşmuş” olabilir. Uzun menzilli roketler, karadan havaya füzeler ve İsrail’in hava üstünlüğünü zedeleyecek roketler gibi “denge bozucu” teknolojiler hâlihazırda Hizbullah’ın elinde olabilir. Hizbullah’ın işgal altındaki Golan Tepeleri’ne mücavir bölgelerde bir altyapı oluşturup oluşturmadığı İsrail’i kaygılandıran bir başka önemli soru.

Hizbullah ve İsrail’in Orta Doğu’da tango yapar gibi savaşan yegâne düşmanlar olduğunu söylemek abartılı olmaz. Bu hem geleneksel hem psikolojik savaş açısından geçerli. Netanyahu’nun BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasından sonra Nasrallah da 1 Ekim’de binlerce yandaşı önünde bir konuşma yaptı. İsrail halkına ve tüm dünyaya seslenen Nasrallah şu mesajı verdi: “Netanyahu hükümeti sizi kendi yıkımınıza, kendi sonunuza doğru götürüyor. Netanyahu bölgeyi Suriye ve Lübnan’da savaşa sürüklemeye çalışıyor ve onun bu aptalca siyasetinin bedelini sizler ödeyeceksiniz. Bu aptalca savaşa gitmeleri halinde Netanyahu ve hükümeti (…) kendilerini nelerin beklediğini bilmiyorlar. Çatışmanın nerede çıkacağını, kimin müdahale edeceğini, işin içine kimlerin gireceğini bilmiyorlar.”

“Savaşlar arası savaş” hâlihazırda başlamış durumda ama Hizbullah, İsrail’in askeri harekâta kalkışması halinde diğer tüm savaşları gölgede bırakacak bir savaştan bahsediyor. Nasrallah, daha önce 23 Haziran’da böyle bir savaşın “Arap ve İslam dünyasının dört bir yanından, Irak, Yemen, İran, Afganistan ve Pakistan’dan binlerce, hatta yüzbinlerce savaşçıyı” içine çekebileceğini söylemişti.

Hizbullah’a vakıf bir kaynak ise kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Yeni bir savaş Hizbullah için sadece bir savaşçı meselesi değil, Lübnan’dan Irak sınırlarına kadar uzanan bir coğrafya ve arazi meselesi olur. Bu, İsrail’e Suriye topraklarından roket atılabileceği anlamına geliyor. Temmuz-ağustos 2006’daki 33 günlük savaşta Hizbullah böyle bir lükse sahip değildi.”

Nasrallah’ın İsrail’e bir mesaj vermek istediğini belirten kaynak sözlerini şöyle tamamladı: “Nasrallah açıkça ilgili kişilere tehlikeleri oluşmadan savuşturma zamanının geçtiğini söylüyordu."

Ali Hashem, Al Mayadeen haber kanalında baş muhabir olarak görev yapan Arap bir gazetecidir. Mart 2012’ye dek El Cezire’de savaş muhabiri olarak çalışmış, öncesinde ise BBC’de kıdemli muhabir olarak görev almıştır. Hashem’in haberleri, Lübnan’ın As Safir, Mısır’ın Al-Masry Al-Youm ve Aldostor, Ürdün’ün Alghad gazetelerinde de yer almıştır. Hashem ayrıca Guardian gazetesine de katkıda bulunmuştur.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X