Suudileri Yemen çıkmazından Rusya mı kurtaracak?

By
p
Article Summary
Yemen krizini bitirmek isteyen Suudi Arabistan için Rus arabuluculuğu en iyi seçenek olarak öne çıkıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suudi Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud’un 4-5 Ekim’de Moskova’ya yaptığı ziyaret, Rusya’nın Orta Doğu’daki artan etkinliğini bu kez Yemen bağlamında gündeme getirdi.

Rusya Suriye krizine birçok katmanda müdahil oluyor, Libya’daki çözüm çabalarına aktif şekilde katılıyor, ayrıca son Katar-Suudi kavgası dâhil olmak üzere çeşitli bölgesel sorunlarda pragmatik yaklaşımlar izliyor. Yemen ise her ne kadar Moskova’nın diplomatik radarında olsa da bugüne kadar Rusya’nın proaktif çabalarına sahne olmadı.

Selman’ın Moskova ziyareti Rusya’nın Yemen’de arabuluculuk yapmasını sağlayabilir ve bu çabalar Suudilerin baş düşmanı ve Yemen iç savaşındaki rakibi olan İran karşısında Suudi Arabistan lehine olabilir.

İran, Yemen’de Şii Husiler (Ensar Allah) ile eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in yandaşlarından (Genel Halk Kongresi) oluşan ittifakı destekliyor.

Suudi Arabistan ise karşı tarafın, yani Abid Rabbo Mansur Hadi yönetiminin yanında. Hadi, yaygın bir şekilde “uluslararası tanımaya sahip ama içeride muhalefet gören” mevcut cumhurbaşkanı olarak tanımlanıyor.

Yemen’de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) öncülüğünde başlayan askeri müdahale çıkmaza girmiş durumda. 2015 sonbaharında Aden ile Taiz vilayetinin bir bölümünü ele geçiren koalisyon güçleri o günden sonra herhangi bir stratejik başarı kaydetmiş değil. BAE’nin Salih-Husi ittifakından çok Müslüman Kardeşler bağlantılı El Islah’ı bertaraf etmek istediğine inanılıyor. Oysa El Islah Suudilerin Yemen’deki müttefiklerinden biri. Suudi Arabistan’la BAE arasındaki bu ayrışmayla koalisyonun askeri başarı şansı düşük görünüyor.

Yemen halkı da tüm bu fay hatlarıyla giderek bölünüyor. Bu parçalanmışlığın yanında Yemen, geniş bölgelerde etkili olan Arap Yarımadası’ndaki El Kaide örgütüyle, ayrıca çeşitli yarı bağımsız gruplar ve aşiret milisleriyle karşı karşıya.

Tüm bunların üstüne Yemen büyük bir insani felaketin eşiğinde. Çatışmalar 2016’da 1340’ı çocuk olmak üzere 10 binden fazla insanın canına mâl oldu. ABD ve İngiltere’nin desteğine rağmen Suudi Arabistan, çocuklara yönelik “vahim” hak ihlallerinden bahseden BM’nin tepkileriyle giderek sıkışıyor. BM geçtiğimiz hafta Suudi-BAE koalisyonunu kara listesine alabileceğini belirtti.

Bu ortamda Rusya Yemen krizinin çözümünde makul bir seçenek gibi görünüyor.

Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye olmakla birlikte savaşa doğrudan katılmadıkları için arabulucu potansiyeli taşıyan Umman ve Kuveyt bu konudaki imkânlarını tüketmiş durumda. Körfez’deki monarşilerin birinde görev yapan Rus bir diplomat, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede Yemen görüşmelerinin son turuna ev sahipliği yapan Kuveyt’in “barışa hizmet eden” ülke olarak öne çıkmak istediğini ancak girişimlerin başarısızlığı nedeniyle itibar açısından ağır bir bedel ödediğini söyledi. Kuveyt Başbakanı Şeyh Cabir El Mübarek El Hamad El Sabah son olarak Yemenli taraflar arasındaki görüşmelere ancak ateşkes imzalanması halinde ev sahipliği yapacağını söyledi. Bu anlaşılabilir bir tutum. Kuveyt, imajının daha fazla zarar görmesini istemiyor.

Umman ise Hadi ve Suudi Arabistan’la gergin ilişkilere sahip. Yemen’den kaçtıkları sırada Hadi ve yakın çevresinin Umman’a geçişi engellenmişti. Yemen’in aracı olarak Kuveyt’i tercih etmesinin nedeni de bu olay olsa gerek. Ayrıca eskiden bazı görüşmelere ev sahipliği yapan Umman, daha sonra Yemen yönetimi tarafından Husilere silah kaçırılmasını kolaylaştırmakla suçlanmıştı.

ABD’ye gelince Başkan Barack Obama’nın son görev yılı olan 2016’da ABD Yemen’deki barış çabalarını canlandırmaya çalıştı. Ancak Donald Trump yönetimi alenen Suudi yanlısı bir tutum benimseyerek bu çabaları fiilen öldürmüş oldu. ABD Savunma Bakanı James Mattis İran destekli Husilere karşı askeri desteğin artırılmasını bile istedi. Beyaz Saray Pentagon’un bu girişimlerini reddetmiş olsa da Suudi Arabistan’a silah satışında uygulanan kısıtlamalar kaldırıldı.

Dolayısıyla gelinen noktada Riyad çaresizce Yemen meselesini çözecek arabulucular arıyor ve bu durum Rusya’ya kapı açmış oluyor.

Son yıllarda Körfez devletlerinin dikkatini Suriye savaşından başka yöne çekmek isteyen Moskova, onları Yemen krizine odaklanmaya, Hadi’ye yardım etmeye teşvik etmişti. Körfez devletleri Yemen meselesine ne kadar derinden dâhil olursa Suriye muhalefetine sağlayabilecekleri destek ve kaynak o kadar azalacaktı. Ancak Suriye’de artık barış sürecinin başladığı düşünülürse bu yaklaşım geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Ayrıca Yemen meselesi Moskova’ya Orta Doğu’da nüfuz ve itibarını pekiştirmek için yeni bir fırsat sunuyor.

Yemen krizinin başından itibaren Moskova ilgili tüm taraflarla ilişkilerini korumaya çalıştı, esnek bir politika izleyerek gelişmelerden kopmamayı başardı. Özellikle Hadi’nin Yemen’den kaçışının ardından Rusya Hadi yönetimiyle resmi ilişkilerini sürdürdü. Rus medyası da Husi savaşçılar için “isyancı” tabirini kullanarak dolaylı olarak Hadi’nin meşruiyetine işaret ediyor. Moskova’dan Hadi yönetimiyle iletişimi sürdüren Rusya’nın Yemen Büyükelçisi Vladimir Deduşkin de kasım ayında Riyad’a taşındı. Büyükelçinin Riyad’a gidişi, sürgündeki Yemen yetkilileriyle temasların yoğunlaşacağının işareti olarak görülebilir.

Ayrıca Hadi destekli bir isim olan Ahmed Salim El Vahişi Rus Dışişleri Bakanlığı’na güven mektubunu sunarak Yemen’in Rusya’daki büyükelçisi olarak resmen tanınmış oldu. Bu, ikili ilişkilerin ilerleyişi açısından önemli bir kilometre taşıydı. Vahişi, Hadi’nin bir yıl içinde önerdiği dördüncü isimdi. İlk üç isim Moskova tarafından reddedilmişti. Bu konuda aktif şekilde lobi yapan Suudilerin kabul kararında katkısı olduğu düşünülüyor.

Öte yandan Rusya, karşı tarafla da yani Husi hâkimiyetindeki Ensar Allah ve Salih’in Genel Halk Kongresi’yle de ilişkilerini sürdürmeyi başardı. Yemen’de tarihsel olarak rakip olan bu iki yapı sonradan müttefik oldu. Ancak geçmişteki ayrışma kendini hâlâ gösteriyor. Taraflar arasında baş gösteren gerilim silahlı çatışmaya kadar gidebilir. Fakat şu an mevcut koşulların tarafları uzlaşmaya itebileceği görülüyor. İki taraf da barış girişimlerine, özellikle Rusya’dan gelecek olanlara daha istekli yaklaşabilir.

Dikkate alınması gereken bir başka etmen Ensar Allah’ın Tahran’ın politikalarından duyduğu hayal kırıklığı. Husiler, İran’ın kendi konumunu güçlendirmek adına Yemen konusunda spekülatif söylemlere başvurduğu inancında. Birçok uzman da İran’ın Salih-Husi ittifakına verdiği desteğin ciddi şekilde abartıldığını düşünüyor. Bu anlamda Tahran’ın barış sürecini engelleme imkânı sınırlı olur.

Rusya’nın Husiler ve Salih’le güven ilişkisi kurma çabaları da başarılı oluyor. Hadi Suudi Arabistan’a kaçtıktan sonra Rusya, başkent Sana’da sınırlı da olsa diplomatik varlığını koruyan tek büyük devlet oldu. Salih-Husi ittifakının kurduğu Yüksek Siyasi Konsey ve Ulusal Kurtuluş Hükümeti’yle ilişkiler maslahatgüzar seviyesinde sürdürülüyor. Ancak kasım 2016’da elçi müsteşar Oleg Dremov’un yerine müsteşar seviyesindeki Andrey Çernovol’un atanmasıyla diplomatik temsilin seviyesi düşmüş oldu.

Bu arada Rus diplomasisi Yemen’de siyasi meşruiyet potansiyeline sahip başka oyuncuları da gözden kaçırmıyor. Şu an Hadi’nin danışmanı olan Haydar Ebu Bekir El Attas bu isimlerden biri. Geçmişte Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde siyaset yapan ve Sosyalist Parti’nin lideri olan Attas, ülkenin güney kesimlerinde önemli bir ağırlığa sahip. Attas ocak ayında Moskova’da temaslarda bulundu. Rusya Yemen’in güneyinde BAE destekli başka siyasilerle de temas kurabilir. Bu isimlerin çoğu, geçmişte Sovyetler Birliği ile güçlü bağları olan Marksist parti ve Yemen ordusuyla bağlantılı. Pek çoğu da Sovyetler’deki üniversitelerde okudu.

Sonuç olarak Rusya’nın Yemen’de ulusal uzlaşı sürecinde öncü rolünü üstlenme potansiyeli mevcut. Sahadaki askeri operasyonlar ve Orta Doğu’daki güç dengeleri bu süreci kolaylaştırabilir.

Bu bölümlerde bulundu: russia in middle east, iranian influence in yemen, yemeni government, yemeni revolution, saudi war on yemen, russian interests, houthis, yemeni civil war

Kirill Semenov is an independent analyst with a yearslong record of professional study of political and military situations in the Middle East with a strong focus on conflicts in Syria, Yemen and Libya. He is also a non-resident expert of the Russian International Affairs Council.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X