Türkiye'nin Nabzı

Referandum sonrası milis tehdidi

By
p
Article Summary
AK Parti’nin siyasi ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Kerkük’e gitmek için 5 bin gönüllü var” sözlerinin hedefinde aslında Türkiye’deki Kürtler var.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki referandum sonrasında Türkiye askeri, ekonomik ve siyasi yaptırımları tartışırken Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyasi ortağı Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) sıra dışı bir öneri geldi: Gönüllüler Kerkük’e!

Bu öneri MHP lideri Devlet Bahçeli’ye ait. Referandumun “savaş sebebi” sayılması için AK Parti’yi sıkıştıran Bahçeli hükümetin askeri müdahale seçeneğine temkinli davranması üzerine kendi ordusunu devreye sokmaya karar vermiş olacak ki 27 Eylül günü yaptığı basın açıklamasında şöyle dedi: “En az 5 bin ülkücü gönüllü başta Kerkük olmak üzere Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir.”

Bahçeli 3 Ekim’de yaptığı konuşmada da bir adım daha ileri gitti ve “En az 5 bin ülkücü Türk kentlerindeki birlik mücadelesine katılmak için hazır beklemektedir. Blöf yapmıyoruz, palavradan konuşmuyoruz… Şartlar oluştuğunda tarih coğrafyaya dar geldiğinde, Misak-ı Milli uyanacak. 81 Düzce’den sonra 82 Kerkük, 83 Musul deme hakkının önünde hiçbir güç duramayacak” diye konuştu.

81 Türkiye’nin son ili olan Düzce’nin plaka numarası. Bahçeli konuşmasında Kerkük ve Musul için plaka numaraları dağıtıyor ve bunun için “5 bin gönüllü” feda ediyor. 5 bin rakamı da afaki bir rakam değil. Zira Bahçeli parti tabanını ya da gençlik kollarını kastediyor olsaydı yüz binlerden bahsedecekti. Bu nokta atışından öyle anlaşılıyor ki üzerinde hesaplanmış düşünülmüş bir “gönüllüler” ordusu var MHP’nin.

Peki, kim bu gönüllüler? Bahçeli’nin bu açıklamalarının ardından sosyal medyaya düşen fotoğraflar gönüllülerin kim olduğu konusuna açıklık getirdi. Fotoğrafta, MHP’nin gençlik yapılanması olan Ülkü Ocakları’nın İstanbul İl Başkan Yardımcısı Deniz Güzelay, Ülkü Ocakları’nın bir ilçe örgütü başkanı ve bir üyesi ellerinde silahlarla poz veriyor. Bu silahların biri M3, diğeri Kalaşnikov, sonuncusu ise bir beylik tabanca. Ülkü Ocakları bayrağının önünde çekilen bu fotoğrafın altında ise “Türklüğün yaşaması, bekasının güvenceye alınması Türkmen yurtlarının üzerindeki kâbus bulutunun dağıtılması hususunda her mihneti, her meşakkati her çileyi göze aldığımız bilinmeli, herkes hesabını buna göre yapmalıdır. 5 bin ülkücü Kerkük’e gitmek için hazırdır” yazıyor.

Bu fotoğraf, Bahçeli’nin bahsettiği “gönüllüler”in aslında silahlı sivilleri tanımlayan milisler olduğunu gösteriyor. Bu silahlı grubun 5 bin kişiye ulaşması ürkütücü bir tabloyu da beraberinde getiriyor. Ne hukuk ne de siyaset kurumları bu grubun silahları nereden bulduklarını, neden taşıdıklarını, ne için kullandıklarını ya da daha önce kullanıp, kullanmadıklarını sorgulamadı. Siyaset kurumu bu fotoğrafla birlikte müttefiki konumundaki MHP liderinin sözlerini hoşgörü ile karşıladı. AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal Bahçeli’nin çıkışı için “Anlayışla karşılıyoruz. Bahçeli’nin kaygıları bizim kaygılarımızla aynıdır.” dedi.

Bir hukuk devleti olarak Türkiye’de bir partinin milis güçleri barındırdığını ve Kerkük’e göndereceğini söylemesi çok uçuk gelebilir. Ama Bahçeli’nin sözünü ettiği bu “silahlı gönüllülerin” ya da milislerin hedefinde aslında Türkiye’deki Kürtlerin olduğunu söylemek hiç de zor değil.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki referandumu açıkça destekleyen Kürt partilerinden Haklar ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Refik Karakoç da bu görüntülerin tedirgin edici olduğunu söylüyor. Al-Monitor’a konuşan Karakoç bu milis yapılanmaları nedeniyle geçmişte çok vahim olayların yaşandığına dikkat çekiyor ve 1978-1980 dönemindeki Maraş ve Çorum olaylarını anımsatıyor. Paramiliter grupların yarattığı provokasyonlarla gerçekleşen bu olaylarda 100’ü aşkın Alevi öldürülmüş ve olaylarda MHP kadrolarının aktif rol aldığı ortaya çıkmıştı. Karakoç, “Geçmişte bu rolü üstlendiler, umarım yeniden bu tür şeylere başvurmazlar.” diyor.

MHP liderinin sözlerini ve silahlı fotoğrafı “Bu tehditler tüm Kürtlere yönelik. İster istemez bu görüntüler tedirginlik yarattı.” diye yorumlayan Karakoç, “Bunlara alışığız. Bir hak hukuk mücadelesi veriyoruz. Kürtler kimseye haksızlık ve zorbalık yapmıyor. Sadece kendi coğrafyasında kendi haklarını istiyor. Bunları da göze alıyoruz ama demokraside bu tip davranışların yeri yoktur. Bunlara başvurmamalarını temenni ediyorum” diyor.

Özellikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki referandumun ardından siyasi iktidarın ve ortağı MHP’nin milliyetçi söyleminin yükseldiğine dikkat çeken Karakoç, “Kürt düşmanlığı yeni değil, Kürtlere karşı özellikle Türkiye’de şovenistlerin ve faşistlerin düşmanlığı zaten biliniyor. Ellerinden gelse bir kaşık suda boğarlar. Ancak bu sadece siyaset kurumlarının yarattığı bir durumdur. Sıradan halkın Kürt sorunu diye bir sorunu yoktur. Siyaset kurumları bilerek kamplaşma yaratıyor. Sağduyulu kesimler buna tavır koymalı” diyor.

Özellikle çözüm sürecinin sona ermesinin ardından AK Parti Hükümeti ve onun siyasi ortağı olan MHP’nin Kürtlere yönelik milliyetçi, zaman zaman da şovenist olarak tanımlanacak söylemleri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki referandumun ardından doruğa ulaştı. İki partinin de ortak korkusu HDP milletvekili Altan Tan’ın 5 Ekim’de TBMM’de yaptığı konuşmada özetlediği gibi “Irak’ta bir Kürdistan devleti kurulursa, bir müddet sonra Türkiye bölünür” anlayışı. Tan bu kaygılara karşılık “Bu Kürtler bölünmek istemiyorlar, 10 milyonu Batı’da yaşıyor, 3 milyon Kürt-Türk evliliği var.” diye yanıt veriyor.

Siyasi iktidar ve ortağı MHP’nin Kürtlere yönelik ayrımcı söylemlerinin yakın zamandaki en önemli sonucu Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk’un 80 yaşındaki annesinin cenaze törenine yönelik milliyetçi saldırı oldu. Mezarlıktaki bu saldırıyı güvenlik güçleri dahi engelleyemedi. Bu söylemler, devletin kontrol edemeyeceği toplumsal patlamalara zemin hazırlarken hedefteki Kürtler ise sağduyu bekliyor.

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X