Rusya ve Katar iş birliği arayışında

By
p
Article Summary
Katar-Rusya ilişkilerinin gelişmesi Orta Doğu’da her iki ülkeye kazanım sağlar. Rusya Arap dünyasında imajını düzeltme ihtiyacı duyarken Katar da dost sayısını olabildiğince artırmak istiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad El Sani geçen hafta Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Önemli kararlar alınmamış olsa da görüşmenin siyasi önemini küçümsememek gerekir.

Katar’ın dostluk arayışının bir sebebi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) başta olmak üzere Körfez İş Birliği Konseyi’ndeki komşuları ile bozuşması, ardından ambargoya uğraması ve ilişkilerin toptan kopmasıyla ödediği bedel.

Suudi Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud’un geçtiğimiz sonbaharda Rusya’yı ziyaret ettiği anımsanırsa Katar emirinin ziyareti Moskova açısından taraflara eşit mesafede durduğunun göstergesi. Moskova ayrıca Arap ülkeleri nezdinde itibarını artırmayı umuyor.

Katar ise krizin patlak vermesinden bu yana dış ilişkilerini çeşitlendirmeye çalışıyor ve bu yolda ilerlemeyi hedefliyor. Ambargo Doha’ya Moskova’yla temaslarını derinleştirme gerekçesi sağlıyor. Zira Katar’ın komşularıyla ilişkileri koparken Washington ikircikli bir tutum sergiledi. Bunun yanı sıra Katar’ın İran’la ilişkileri normalleştirme yönünde genel bir eğilimi, Türkiye ile de stratejik ittifakını güçlendirme isteği var. İran ve Türkiye Suriye’deki çözüm sürecinde Rusya’nın ortakları. Bu koşullar Katar’ı Suriye savaşındaki tutumunu gözden geçirmeye sevk etti ki buna ilişkin bazı hususlar Tamim-Putin görüşmesinde ele alındı.

Suriye’de çatışmaların yeniden yoğunlaştığı ve çift taraflı çalışan Rus ajan Sergey Skripal ile kızının 4 Mart’ta İngiltere’de sinir gazıyla zehirlenmesi üzerine Batı’nın Moskova’yı baskı altına aldığı bir dönemde emirin ziyareti şüphesiz ki Moskova için büyük önem taşıyor.

Arap dünyası Rusya’nın Suriye’deki rolüne kuşkuyla bakıyor. Rusya’nın çözüm sürecini yeni bir aşamaya taşıma sözlerine karşın Suriye’de çatışmalar tekrar yoğunlaşmış durumda. Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve müttefikleri – ki bunlara Rusya da dâhil – doğu Guta’da çok sayıda sivili katletmekle suçlanıyor.

Dolayısıyla Şam yakınlarında askeri harekât sürerken Tamim’in Moskova’ya gelmesi, Arap ve Müslüman ülkelerin Rusya’dan kuşku duyduğu ve onunla artık iş birliği yapmadığı algısını bir ölçüde dengeleyebilir. Dahası emirin ziyareti, Suriye savaşının başından itibaren Esad rejiminin karşısında duran ve muhalefeti destekleyen Katar’ın Rusya’ya çatışmaların çözümünde bir garantör olarak hâlâ güvendiğinin, barış sürecinin canlanacağına inandığının işareti olarak görülebilir.

Yine de doğu Guta’daki olayların Moskova’nın Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgedeki bazı ülkelerle ilişkilerini zedelemesi yüksek bir ihtimal. Geçtiğimiz hafta ABD’ye giden Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman, ziyaret öncesinde Rusya’nın ortakları Türkiye ve İran’ı Katar’la beraber “şer üçgeni” diye tanımladı. Buna karşılık Katar, inisiyatifi Suudi Arabistan’dan alarak Suriye’deki çözüm sürecinde aktif rol oynamaya başlayabilir ve bu kapsamda Moskova’yla daha yakın bir diyalog geliştirebilir.

Görüldüğü kadarıyla Katar ve Türkiye doğu Guta’daki Ahrar El Şam ve Feylak El Rahman grupları üzerinde etkili oldu. Bu muhalif gruplar Katar’dan askeri destek alıyordu. Bu etki sonucunda adı geçen gruplar direnişe son vermeyi ve doğu Guta’dan ayrılarak İdlib’te isyancıların kontrolündeki bölgelere gitmeyi kabul etti. Ne var ki bölgenin en büyük grubu olan Ceyş El İslam Şam’ın banliyölerinden ayrılmayı reddediyor ve direnişini sürdürmeyi planlıyor. Duma kentini kontrol eden Ceyş El İslam Suudi Arabistan’la bağlantılı. Bu durum da Katar ve Suudi Arabistan’ın Suriye meselesindeki farklı yaklaşımlarını gösteriyor. Mevcut koşullarda Doha Suriye’de yeni tanzim önerilerinde bulunabilir ve arabulucu olarak devreye girebilir.

Öte yandan Katar Rusya’dan silah da almak istiyor. Bunların başında S-400 uçaksavar füze sistemleri geliyor. Emirin ziyareti sırasında bu konuda ne kadar mesafe alındığını söylemek zor. S-400 konusunda bazı pürüzler var. Katar Amerikan yapımı Patriot hava savunma sistemleri ve THAAD füze savunma sistemlerinden oluşan uyumlu bir sistem oluşturmak istiyor. Dolayısıyla S-400’leri almaya hazır olsa da sözleşme daha önce beklendiği kadar büyük olmayacak. Rus savunma sanayi çevrelerine yakın uzmanlara göre sözleşme imzalansa bile S-400’lerin Katar’a teslimatı yakın bir zamanda gerçekleşmez. Her şeyden önce yüksek bedelli başka askeri sözleşmeler nedeniyle Katar şu an mali açıdan sıkışık. Rus tarafı ise çok sayıda S-400 anlaşması yapmış durumda ve üretim kapasitesi dolu. Ayrıca mevcut koşullarda Katar’a S-400 vermek Katar’ın hasımları BAE ve Suudi Arabistan’la ilişkileri gerebilir.

Öte yandan Katar eskimiş olan Roland ve Rapier tipi karadan hava füzelerinin yerine başka silahlar almakla da ilgileniyor. Rus yapımı Pantsir ve Tor’lar muhtemel seçenekler arasında. Katar’ın hâlihazırda kullandığı Batı menşeili savaş helikopterlerine ek olarak Rusya’dan savaş helikopteri, örneğin Ka-52 alması da muhtemel.

Emirin ziyareti sırasında daha somut bazı anlaşmalar da ele alındı. Katar Havayolları ve Vnukovo Uluslararası Havalimanı arasında yapılan görüşmelerde Katar tarafının havalimanı hisselerinin yüzde 25’ini alma isteği konuşuldu. Vnukovo yolcu trafiği açısından Rusya’nın üçüncü büyük havalimanı. 2016’da devlete ait bir varlık fonu olan Katar Yatırım Kurumu, yolcu trafiği bakımından Rusya’nın dördüncü büyük havalimanı olan Pulkovo’nun imtiyaz sahiplerinden Northern Capital Air Gate şirketinin yüzde 25’ini satın almıştı.

Bu arada Rosneft petrol şirketinin müdürü İgor Seçin ve Katar Eğitim Bilim ve Tolum Geliştirme Vakfı’nın araştırma ve geliştirme başkanı Faysal El Süveydi bilim ve eğitimde iş birliği öngören bir anlaşma imzaladılar.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Kirill Semenov is an independent analyst with a long record of professional study of political and military issues in the Middle East, with a strong focus on the conflicts in Syria, Yemen and Libya. He is also a non-resident expert of the Russian International Affairs Council. On Twitter: @IbnRasibi

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept