İsrail'in Nabzı

İran’ın yeni taktiği İsrail’i zor durumda bırakıyor

By
p
Article Summary
İran’ın Hizbullah’a sağladığı silahları Suriye üzerinden kamyonlarla taşımak yerine doğrudan Beyrut’a kargo uçaklarıyla göndermeye başlaması, İsrail ordusunu yeni bir gerçeklikle karşı karşıya bırakıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İran Devrim Muhafızları’yla bağlantılı bir şirketin işlettiği sivil bir uçak 29 Kasım’da Tahran’dan kalkarak Beyrut’taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’na indi. Aynı uçak aylardır Batılı istihbarat servislerinin hedefindeydi. Fox News kanalının daha önceki haberlerine göre uçak, Beyrut’a bir önceki gelişinde Hizbullah’ın elindeki füze ve roketlere takılmak üzere GPS sistemleri getirmişti. Bunun anlamı şu: Uçağın kargosu, İsrail’in kuzey cephesindeki gergin ama görece sakin durumu tehdit ediyor. Söz konusu bölgede İsrail, İran ve Hizbullah arasındaki düşük seviyeli sürtüşmeler gece gündüz devam ediyor.

İsrail, İran’la Hizbullah’ın ortak “hassasiyet” projesini (hassas güdümlü füzeler) stratejik tehdit olarak görüyor ve projenin İsrail’i saldırıya daha açık hale getireceğini düşünüyor. Hizbullah hassas güdümlü füzeler sayesinde İsrail hava kuvvetlerinin faaliyetlerine müdahale edebilecek, önemli altyapıları ve yerleşim merkezlerini hedef alabilecek, İsrail’e ciddi zararlar verebilecek.

İsrail Güvenlik Kabinesi hassasiyet projesini “kırmızı çizgi” ve savaş sebebi addediyor. Projeyi ne pahasına olursa olsun durdurmak en önemli önceliklerden biri sayılıyor. Son iki yılda projeyi hedef alan birçok saldırı düzenleyen İsrail, saldırıları Suriye topraklarıyla sınırlı tuttu. Dış basına göre İsrail hava kuvvetleri Suriye’de bir araştırma merkezini, malzeme taşıyan konvoyları ve Beyrut’a giden kamyonların yüklerini aldığı Şam Uluslararası Havaalanı’na inen hava sevkiyatlarını hedef aldı.

Yine de İran’ın İsrail’in ne kadar ciddi olduğunu kavraması zaman aldı. Görünen o ki İran şimdi taktik değiştiriyor. Artık Şam’a hava yoluyla malzeme gönderip kara yoluyla Beyrut’a nakletmiyor. İran’a ait Boeing uçakları bundan böyle Tahran’dan Beyrut’a direkt uçuşlar yapacak. Bu durum, Lübnan hükümetini uluslararası baskıya, hatta yaptırımlara açık hale getirecek ama İsrail’in sevkiyatlara yönelik saldırıları da bir çırpıda durdurulmuş olacak. Görünen o ki İran İsrail’in bir Boeing uçağını düşürmeye cüret edemeyeceğine inanıyor. Zira böyle bir hareket cehennemin kapılarını aralar.

Peki, İsrail de böyle mi düşünüyor? Başbakan Benjamin Netanyahu 27 Eylül’de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail istihbaratının tespitlerine göre Hizbullah’ın Beyrut’un göbeğinde hassas roket depoladığı iki noktanın adını verdi. Amaç, Lübnan hükümetini baskı altına almaktı. Netanyahu “Her şeyi biliyoruz. Ateşle oynuyorsunuz” mesajıyla Lübnan hükümetini açıkça uyarmaya çalışıyordu. Ne var ki Lübnanlılar iş birliğine yanaşmadılar. Yaptıkları tek şey depoları olabildiğince hızlı şekilde boşaltmak ve buralarda asla füze bulunmadığını kanıtlamak için bir basın turu düzenlemek oldu. Şimdi Lübnan’a inen İran uçağıyla İsrail’e ters bir mesaj veriliyor: İran ve Hizbullah hassasiyet projesinde ciddidir ve İsrail ne yaparsa yapsın onları durduramaz.

İsrail’in değerlendirmesine göre İran’ın direkt uçuşlara yönelerek hareket tarzını değiştirmesi sadece İsrail’in konvoylara saldırmasından kaynaklanmıyor. Bu değişiklik, Rusya’nın baskısına da bağlanabilir. Netanyahu’ya son dönemde soğuk davranan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran tarafına da Suriye’de istikrarı tehdit eden hiçbir faaliyete müsamaha göstermeyeceğini açıkça ortaya koydu. Putin, İsrail’i de İran’ı da mahallenin asayişini bozmaya çalışan serseriler olarak görüyor, kendisine ise buna karşı duran polis rolünü atfediyor. İran’ın Suriye’yi devreden çıkararak direkt Lübnan uçuşlarına yönelmesinin nedeni bu. İsrail’in Suriye topraklarındaki saldırılarının son dönemde ciddi şekilde azalması da aynı sebepten kaynaklanıyor.

Bu arada Boeing uçağının Beyrut’a inişinden bir gün sonra güney Suriye’deki bazı hedefler esrarengiz savaş uçakları tarafından vuruldu. Bu, oldukça “gürültülü” bir saldırıydı. Ayrıca uzun bir aradan sonra İsrail’e atfedilen ilk saldırı oldu. Bu, doğru olsa bile saldırı Beyrut’a inen kargo uçağıyla bağlantılı görünmüyor. Yine de endişe verici bir tırmanışa işaret ediyor ve durumun hızla kötüye gidebileceğini gösteriyor.

Gelinen noktada İsrail çetrefilli bir ikilemle karşı karşıya. Geçmişte hiçbir İsrail hükümeti, düşman bir ülkenin güçlenmesini tehdit olarak görüp savaşa gitmedi. Bunun sadece iki istisnası oldu: 1981’de Irak’taki nükleer reaktörün bombalanması ve 2007’de Suriye’deki reaktörün vurulması. Buradaki prensip, Irak’taki reaktörün bombalanma emrini veren Başbakan Menachem Begin’e atfen Begin Doktrini olarak biliniyor. Begin Doktrini’ne göre İsrail, düşman ülkelerin nükleer silaha sahip olmasına izin veremez ve bedeli ne olursa olsun bunu engellemek için elinden geleni yapmalı.

Bu da şu soruyu gündeme getiriyor: Hizbullah’ı yüzlerce hassas güdümlü roket ve füzeyle donatarak İsrail’i felç edebilecek ciddi bir tehdide dönüştürmeye çalışan İran’ın son hamlesine bu doktrin uygulanabilir mi? Hassasiyet projesinin özünde yatan tehdit Begin Doktrini kapsamında mini bir müdahale gerektirir mi? Hassasiyet projesi engellenmeye değer mi? O kadar önemli mi? Savaş riskini göze almaya değer mi?

Eski Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Tümgeneral Yair Golan 22 Kasım’da bir radyo mülakatında yaptığı değerlendirmede hassasiyet projesini engellemekte İsrail’in bugüne kadar çok sınırlı bir başarı gösterdiğini söyledi. Şimdi sevkiyatlarda kara yolundan hava yoluna geçilmesi bu sınırlı başarıyı bile tehdit ediyor.

Ölümcül tehdit olarak görülen uçakların düşürülmesinden İsrail’in geçmişte ağzı yandı. Özel bir kargo uçağını düşürmeden önce İsrail’in çapraz kontrolden geçmiş, teyit edilmiş ve kesinleşmiş hatasız istihbarata ihtiyacı olacak. Böyle durumlarda hataya yer yoktur. İsrail’de böyle bir emri verebilecek birinin olduğunu söylemek zor. Bir Boeing uçağının düşürülmesi, tehlikeli yeni bir cephe açar ve sivil havacılığı yeniden şiddet ve terör çemberine sokar. Uçağın şu ya da bu tip silahlar taşıdığı kanıtlansa dahi bu, tüm dünyanın öfkesini İsrail’in üzerine çeken bir olay olur. Dolayısıyla İsrail için en pratik seçeneğin, Suriye kurallarını Lübnan’a da uygulayarak sevkiyatları ancak gelişlerinden sonra vurmak olduğu söylenebilir. İstihbarat teşkilatı da zaten bunun için var.

İsrail bugüne kadar malzeme ve silah konvoylarına yönelik saldırılarını Suriye’yle sınırlı tuttu. Konvoyların Lübnan’da vurulmaması bilinçli bir karardı. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın iktidarının sallantıda olması, Suriye ordusunun zayıflaması ve ülkedeki genel kaos ortamı bu bağlamda İsrail’in işine de geldi. Ancak bu koşullar hızla değişiyor. Hizbullah ise İsrail’e karşı mütekabil caydırıcılık dâhil farklı kurallara göre oynuyor. İsrail’in Lübnan’da Hizbullah hedeflerine saldırması bu eski barut fıçısını ve onunla birlikte tüm Orta Doğu’yu alevlendirebilir.

Başbakan Netanyahu da 18 Kasım’daki konuşmasında bunları kastetmiş olabilir. Netanyahu zor kararlardan, çözüme kavuşmamış askeri çatışmalardan ve İsrail’den beklenecek “fedakârlıktan” bahsetti. Fedakârlık tezine bakılırsa nihai kararı vermek Netanyahu’ya kalacak. Bu onun iktidara geldiği 2009’dan bu yana en zor kararı olacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: hezbollah, israeli air force, flight, damascus, beirut, missiles, tehran, espionage, iranian revolutionary guards

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept