Filistin'in Nabzı

Filistin Yönetimi-Türkiye ilişkileri hiç olmadığı kadar yakın

By
p
Article Summary
Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi Suudi Arabistan’la bölgesel rekabetinde Türkiye’nin konumunu güçlendirmiş görünüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Filistin Yönetimi ile Türkiye arasındaki ilişkiler hem siyasi hem ekonomik boyutta önemli gelişme gösteriyor. Ankara son aylarda Filistinlilerin siyasi veya turistik amaçla en çok ziyaret ettiği bölgesel başkent oldu. İki taraftan gelen resmi açıklamalar da soğuk diplomatik nezaketin yerini daha sıcak ilişkilerin aldığını gösteriyor.

Son olarak 29 Ekim’de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’ı kutladı, iki halk arasındaki kardeşlik ilişkilerine büyük değer verdiğini ifade etti.

25 Ekim’de ise Filistin Dışişleri Bakanı Riyad El Malki Ankara’ya resmi ziyarette bulunmuş ve Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmüştü. Aynı gün düzenlenen basın toplantısında Çavuşoğlu “Türkiye olarak biz her zaman Filistinli kardeşlerimizin yanında olduk. Filistin ve Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. Herkes bu davayı terk etse, biz etmeyiz.” dedi.

Malki ise şöyle konuştu: “Türkiye’nin Filistin’e çeşitli alanlarda verdiği destek önemli çünkü bu bize tüm risklere karşı güç veriyor. Ayrıca ABD’nin BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’na (UNRWA) katkısını kesme kararının ardından Türkiye bu açığı kapatmamız için bize yardımcı oluyor.”

Abbas 26 Eylül’de BM Genel Kurulu’nun New York’taki toplantıları sırasında Erdoğan’la bir araya gelmiş, siyasi süreç ve ABD’nin bu konudaki adımlarına ilişkin bilgi vermiş, Filistin davasına sarsılmaz desteği nedeniyle Erdoğan’a teşekkür etmişti.

Al-Monitor’a konuşan Ankara’daki Filistin Büyükelçisi Fayed Mustafa şu değerlendirmede bulundu: “Filistin Yönetimi büyük ve etkili bir bölgesel devlet olan Türkiye’yle daimi temas içinde olmayı arzuluyor. Görüyoruz ki Türkiye de Filistinlilerle özel ilişki kurma arzusunda. İkili ilişkilerimiz artıyor. Bu yıl hükümetler arasında 15 anlaşma imzalandı. Türkiye-Filistin Ekonomik İş Birliği Konseyi ve Türkiye-Filistin Ortak Hükümet Komitesi gibi ikili yapılar oluşturduk. Zira Türkiye, Filistin için önemli bir ticaret ortağıdır.”

Türkler Filistin davasını hem resmi düzeyde hem de kamuoyu nezdinde en önemli konulardan biri yaptı. Bu, taraflar arasında ortak noktaları çoğaltıyor ve ilişkileri güçlendirme iradesini artırıyor. Türkiye’den Filistinlilere gelen desteğin önemli ölçüde artması da bunu gösteriyor.

Filistin-Türkiye ilişkilerindeki ivmeyi iki ekonomik gelişme de yansıtıyor. Birincisi, Ankara ocak ayında Filistin Yönetimi’ne ilk kez nakit olarak 10 milyon dolar destek sağladı. Türkiye’nin mali yardımları daha önce proje bazındaydı.

İkinci gelişme ise temmuzda UNRWA Danışma Komisyonu’nun başkanlığını üstlenen Türkiye’nin UNRWA’ya mali katkılarını artırmış olması. Komisyon UNRWA Genel Komiseri Pierre Krahenbuhl’a siyasi ve operasyonel konularda danışmanlık yapıyor. Kuruluş mayıs ayında Türkiye’den 10 milyon dolar mali destek ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinli mültecilere yardım olarak 26 bin ton buğday geldiğini duyurmuştu.

İstanbul merkezli Rouya Turkiyyah (Türkiye Vizyonu) dergisinin editör yardımcısı Mahmud El Rantisi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Filistin’in Türkiye’yle ilişkileri, ABD ‘yüzyılın anlaşması’ndan bahsetmeye başlar başlamaz arttı. Türkiye Filistinlilerin siyasi ve mali desteğe ihtiyaç duyduğunu gördü. Filistinliler de bu destekle güç kazandılar. Çünkü Türkiye’nin güçlü bir bölgesel devlet olduğuna inanıyorlar ve onun desteğiyle ihtiyaç duydukları ivmeyi yakalıyorlar. Mali destek önemli olmakla birlikte Türkler ile Filistinlileri bir arada tutan tek bağ bu değil. Siyasi ve diplomatik ilişkiler de önemli.”

Türkiye-Filistin Ortak Komitesi’nin 25 Ekim’de Ankara’da gerçekleşen toplantısında tarım, güvenlik, suçla mücadele, sivil savunma, iletişim ve teknoloji alanlarında ikili anlaşmalar imzalandı. Anlaşmalar gelişen ilişkilerin taçlandırılması olarak görüldü. Filistin hükümeti de 30 Ekim’de toplantının sonuçlarından övgüyle söz etti.

Gazze’deki Hamas yöneticilerinden İssam El Dhalis konuya ilişkin Al-Monitor’a şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’de mevcudiyeti bulunan Hamas, Türkiye’nin Gazze halkına insani yardımlarını organize etmek, dönüş yürüyüşlerinde yaralananları Türk hastanelerinde tedavi ettirmek için Türk kurumlarıyla tam bir koordinasyon yürütüyor. Filistin davasına hizmet ettiği sürece Hamas, Filistin Yönetimi ile Türkiye arasındaki her türlü yakınlaşmayı memnuniyetle karşılar. Bununla hiçbir sorunumuz yok.”

12 Ekim’de Kudüs’e destek amacıyla İstanbul’da düzenlenen konferansa Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye ve selefi Halid Meşal de dâhil Hamas yöneticileri katıldı. Meşal Filistin’in kurtuluşu için Arap ve Müslüman dünyasının bir plan oluşturması gerektiğini söyledi. Toplantıya video konferans yoluyla katılan Haniye ise ABD’nin hazırlamakta olduğu “yüzyılın anlaşması” ile Filistin davasının bastırılmasının amaçlandığını vurguladı.

Ancak Rantisi Hamas-Ankara ilişkilerinde gerileme yaşandığı görüşünde: “Türkiye’nin Hamas’la ilişkisi birkaç sebepten dolayı zayıflıyor. Bunların en önemlisi, İsmail Haniye’nin El Fetih’le uzlaşının ardından başbakanlıktan istifa ettiği 2014 yılından bu yana Hamas’ın Filistin hükümetinde yer almaması. Ayrıca Hamas’ın şu an Mısır’la ve Filistinli lider Muhammed Dahlan’la yakın ilişkileri var ve bunların ikisi de Türkiye karşıtı. Hamas yönetiminde 2017’deki iç seçimlerle yaşanan değişim ve Haniye’nin halen Türkiye’yi ziyaret etmemiş olması da tarafları birbirinden uzaklaştırıyor.”

Türkiye-Filistin ilişkileri ivme kazanırken 2 Ekim’de Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğu’nda öldürüldü ve bu olay bir dizi yeni gelişmeyi tetikledi.

Filistin tarafı üst düzey Suudi yetkililerin Kaşıkçı cinayetindeki rolüne ilişkin şüpheler nedeniyle Suudi Arabistan’ın, ABD ile Batı’nın artan baskısı altında olduğuna inanıyor. Ankara ise bu durumdan istifade ederek Washington’la ilişkilerini iyileştirebilir ve bu sayede Filistinliler üzerindeki baskının azaltılmasını isteyebilir.

Büyükelçi Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’yle ilişkileri korumak ve güçlendirmek bizim için stratejik bir amaçtır. Bölgenin diğer ülkeleriyle de ilişkileri pekiştirmeye çalışıyoruz. Davamızın bölgesel çatışmalardan olumsuz etkilenmeyeceğini umuyoruz. Tüm taraflarla ilişkilerimizi sürdürmek istiyoruz.”

Kaşıkçı olayı Suudi Arabistan’la bölgesel rekabette Türkiye’yi güçlendirmiş görünüyor, Türkiye’nin özellikle Müslüman dünyasındaki konumunu yükseltiyor. Suudi Arabistan’ın bu olayın olumsuz sonuçlarını artık kontrol edemediği, dolayısıyla dikkatini Filistin davasına veremediği bir ortamda Türkiye Filistin meselesine çözüm bulmak isteyen bir devlet olarak öne çıkıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: ekonomi ve ticaret

Adnan Abu Amer, El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmektedir. Amer, aynı üniversitede Filistin meselesinin tarihi, ulusal güvenlik, siyaset bilimi ve İslam medeniyeti derslerini vermektedir. Demashq Üniversitesi’nden siyasi tarih dalında doktora sahibi olan Amer, Filistin meselesini ve Arap-İsrail ihtilafını konu alan bir dizi kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @adnanabuamer1

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept