Gulf Pulse

Katar Lübnan’da Suudi nüfuzuna meydan okuyor

By
p
Article Summary
Lübnan’da Suudi nüfuzunun zayıflamasıyla doğan boşluğu Katar doldurmaya çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Lübnan’ın ekonomik karnesi yıllardır kötüye gidiyor. Milli gelire göre dünyanın üçüncü en yüksek kamu borcuna sahip olan Lübnan, Suriye savaşıyla mülteci krizinin getirdiği mali yüklerin üstüne Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkelerinden turist akışının azalmasıyla da ekonomik kayıplar yaşıyor.

Hal böyleyken Katar 21 Ocak’ta Lübnan ekonomisine destek amacıyla Lübnan devlet tahvillerine 500 milyon dolar yatırım yapacağını duyurdu. Katar’ın sağlayacağı nakit girişi tahvil piyasasına güven aşılayacak. Zira Lübnanlı yetkililerin ocak ayı içinde borç yapılandırmasına gidileceğine işaret eden sözleri, piyasaları ürkütmüş ve siyasiler yatırımcıları paralarının güvende olduğu konusunda ikna etme telaşına düşmüştü. Katar’ın alacağı tahvillerin Lübnan parası mı yoksa döviz cinsinden mi olacağı henüz belli değil.

“Kardeşlik ilişkileri”

Katar’ın açıklamasından bir gün önce Lübnan’da düzenlenen Arap Ekonomik ve Toplumsal Gelişme Zirvesi’ne Arap dünyasından sadece iki devlet başkanı katıldı: Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad El Sani ve Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Abdülaziz. Körfez İşbirliği Konseyi’nden (KİK) başka liderlerin yokluğuna karşın Katar Emiri’nin katılması ve Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun’la görüşmesi, Doha’nın, ekonomik ve siyasi açıdan zor günler geçiren Lübnan’ı destekleme niyetine işaret ediyor.

Katar Dışişleri Bakanı Muhammed Bin Abdülrahman El Sani’nin deyimiyle Katar’ın Lübnan ekonomisine destek kararı “iki kardeş ülkenin köklü kardeşlik ilişkilerine” dayanıyordu. Katar Haber Ajansı’na konuşan bakan, “Lübnan Cumhuriyeti’nin, Lübnan halkının istikrar ve refahını istiyoruz, Lübnan ekonomisinin ayağa kalkmasını arzuluyoruz. (…) Bölgenin güçlü ve müreffeh bir Lübnan’a ihtiyacı var” dedi.

Katar bu diplomatik ve ekonomik hamlesiyle istikrarsız Lübnan siyasetinde etkisini artırmayı amaçlıyor. Dahası bu hamle, Suudi Arabistan’ın dış politikadaki bazı kararlarıyla Lübnan’daki etkili konumuna zarar verdiği bir dönemde gerçekleşiyor. Hizbullah’ın Lübnan siyasetindeki rolünden hoşnutsuz olan Suudi Arabistan, 2016’da Lübnan için öngördüğü 3 milyar dolarlık yardım paketini askıya almıştı. Kasım 2017’de Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin başına gelenler de Suudi Arabistan’a itibar kaybettirdi.

Katar için “boşluk doldurma” fırsatı

Dolayısıyla Lübnan’da Suudi nüfuzunun zayıflamasıyla bir boşluk oluştu ve Katar şimdi bu boşluğu doldurma peşinde. Elverişli bir dönem yakaladığını düşünen Doha yönetimi, farklı dinsel unsurların yaşadığı Lübnan’a ayrıştırıcı mezhepsel hedefler gütmeden mali destek sağlayan varlıklı ve iyi niyetli bir Körfez devleti imajı sunmak istiyor.

Katar’ın desteğini tarihsel bağlamda değerlendirmek gerekir: Katar geçmiş yıllarda da Lübnan’a yıkım ve siyasi kriz getiren çalkantıların ardından yardım eli uzatarak devreye girmişti. Örneğin İsrail’in 2006 savaşında Lübnan’ın altyapısını büyük ölçüde tahrip etmesi üzerine Doha – ve de Riyad – ülkenin yeniden imarına dönük önemli projeleri finanse etti. 2008’de Katar kavgalı Lübnanlı gruplara ev sahipliği yaptı ve Lübnan’daki siyasi tıkanıklığın aşılmasına yardımcı oldu. Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri Katar’daki görüşmeler sayesinde yapılabildi.

Katar, Lübnan’da kazanmış olduğu itibara dayanarak ve Suudi nüfuzunun aşınmasından faydalanarak çetrefilli Lübnan siyasetinde etkisini artırmak, Beyrut’un giderek önem kazanan bölgesel ortakları arasında yer edinmek istiyor. Körfez’deki komşuları ve Mısır tarafından tecrit edilen Katar, kendisini parya devlet konumuna düşürmeye çalışan Riyad ve Abu Dabi’ye karşı Orta Doğu ve dünya genelinde çeşitli ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Katar geniş maddi imkânlarını bu doğrultuda kullanarak KİK’teki krizde yanında duran Arap ülkelerine yatırım yapacaktır. Buna sadece Lübnan değil, Ürdün, Irak ve Sudan da dâhil.

Lübnan ekonomisinin önündeki büyük zorlukları gerçekten aşabilmesi için kapsamlı yapısal reformlara ihtiyaç var. Doha’nın akıtacağı para Beyrut için son derece olumlu olsa da Lübnan’ın mali sorunlarını tümden çözmeyecek. MUFG Bank’tan bir analistin dediği gibi Katar’ın yatırımı “meseleyi sadece öteleyecek çünkü Lübnan’ın sıkıntıları yapısal.”

Yine de Hizbullah’ın artan nüfuzu nedeniyle Lübnan’ın Bahreyn, Suudi Arabistan ve BAE’yle ilişkilerinin ciddi zarar gördüğü bir dönemde Katar’ın Lübnan tahvil piyasasına sağladığı destek hiç kuşkusuz Doha’nın Beyrut nezdindeki konumunu güçlendirecek.

Bu bağlamda, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın meşruiyetini hâlâ kabul etmeyen, Şam’la ilişkilerini onarmayı reddeden ama diğer yandan Riyad, Abu Dabi ve Manama’nın aksine İran’ın Suriye’deki rolünü kabul eden Katar’ın, Doğu Akdeniz’de son derece bağımsız bir dış politika izleyeceği görülüyor. Doha Lübnan’a destek sunarak daha büyük bölgesel güçlerin öteden beri “vekiller” üzerinden nüfuz mücadelesi yürüttüğü bir ülkede etkinlik kazanmak istiyor. Şimdi bu mücadele, Suudi Arabistan’ı sadece İran’la değil Katar’la da karşı karşıya getiriyor.

Körfez’deki değişen jeopolitik güç dengesi açısından bakıldığında Katar’ın Lübnan’daki ekonomik ve diplomatik atağı, Suudi Arabistan’ın ablukayla amaçladığı hedeflere ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Bu hedefler özü itibarıyla Katar’ın, Sünni Arap dünyasında Suudi Arabistan’ın sahip olduğu geleneksel çıpa konumunu baltalayacak şekilde bağımsız ve etkili bir dış politika izlemesini engellemeye dönüktü. Ancak günün sonunda Körfez’deki kriz Katar’ın özgüvenini artırmasına yaradı. Katar bugün Arap dünyası genelinde Suudi Arabistan’ın ve ablukaya katılan diğer devletlerin nüfuzuna meydan okuyor, karşı hamleler yapıyor. Katar’ın bakış açısına göre Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın yön verdiği Suudi Arabistan Lübnan’ı “kaybetti” ve Katar’a boşluğu doldurma fırsatı verdi. Katar’a abluka uygulayan devletler kuşkusuz ki Doha’nın Lübnan hamlesine karşı söylemler geliştirecek, bunun Hizbullah’a verilen desteğin yeni bir kanıtı olduğunu iddia edecekler.

Bölgede son birkaç yılda yaşanan değişim gerçekten çarpıcı. Düne kadar Riyad gibi Doha da Hizbullah’la doğrudan çarpışan Suriye’deki Sünni isyancıları silahlandırıyordu ve muhtemelen o günlerde Lübnan’ı İran’dan uzaklaştırıp Suudi Arabistan’la yakınlaştırmak için uğraşırdı. Bugün ise Riyad ve Tahran’ın Beyrut’taki jeopolitik nüfuz mücadelesine kendisi de katılmış durumda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: lebanon government, saudi-qatari relations, saudi infuence in lebanon, qatari isolation, qatari foreign policy

Giorgio Cafiero, Körfez devletlerine odaklanan araştırma kuruluşu Gulf State Analytics’in kurucularından biridir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept