Türkiye'nin Nabzı

Türkiye’den Irak’a ‘su çarı’

By
p
Article Summary
Erdoğan’ın Irak özel temsilcisi olarak atadığı Veysel Eroğlu komşudaki su sorununun çözümüyle ilgili iddialı bir işe soyundu. Eroğlu hazırladığı yol haritasıyla Bağdat’a gidecek.

Türkiye, Dicle ve Fırat nehirlerindeki debinin düşmesine paralel olarak kriz yaşadığı Irak’ın su sorununa el atıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1990’larda belediye başkanı olduğu günlerden beri yanından ayırmadığı eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nu Irak özel temsilcisi olarak atadı. Eroğlu bir “su çarı” edasıyla farklı bakanlıklardan uzmanlarla oluşturduğu özel ekiple Irak’ta su yönetimine dair bir eylem planı üzerinde çalışıyor. Irak tarafının ilk tepkisi olumlu. Ancak sorunun kaynağı ve çözümüne dair farklı yaklaşımlar nedeniyle Irak’ın beklentileri ile Türkiye’nin olası yol haritası şimdilik birbirini karşılamıyor.

Kuraklığın etkisini iyice hissettirdiği geçen yıl, Türkiye’nin Ilısu Barajı’nda su tutmaya başlaması tartışmalara yol açmıştı. Türk hükümeti önceden Irak hükümetiyle mutabakat sağlamasına rağmen su tutma operasyonunu iki kez ertelemek durumunda kalmıştı.

Su kullanımının artmasına karşın yağış miktarlarında görülen düşüş, Dicle ve Fırat’tan beslenen bölgelerin sorunlarını ağırlaştırıyor. Türkiye topraklarından çıktıktan sonra Suriye’den geçip Irak’ı sulayan Fırat sularının yaklaşık yüzde 80 ilâ 88’i Türkiye’den kaynaklanıyor.

Türkiye’den çıktıktan sonra kısa bir mesafede Irak-Suriye sınırını teşkil eden ve Musul ile Bağdat’tan geçtikten sonra Kurna’da Fırat ile birleşerek Şatt’ül Arab’ı oluşturan Dicle’de ise bu oran daha farklı: Dicle sularının yüzde 51’i Irak, yüzde 40’ı Türkiye ve yüzde 9’u İran’dan kaynaklanıyor. Suriye ile 1987’de imzalanan protokol gereği Türkiye’nin Fırat’tan bırakması gereken su miktarı saniyede 500 metreküp. Dicle ile ilgili olarak Irak’a verilmiş bir taahhüt yok.

İki ülke arasındaki sorunların çözümüyle ilgili etkili bir mekanizmanın kurulması önerisi 3-4 Ocak’ta Ankara’yı ziyaret eden Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih’ten geldi. Salih’in talebiyle Irak özel temsilcisi olarak tayin edildiğini söyleyen Eroğlu, ilk iş olarak Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan bir ekip kurdu.

Ankara’da çalışmalara başlayan Eroğlu, ay sonuna doğru Bağdat’ı ziyaret edip Irak tarafıyla eylem planını müzakere edecek. Odak noktası su ama ticari projeler de Eroğlu’nun gündeminde.

Yeni Irak misyonunun genel çerçevesi, Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız tarafından Irak’ın yeni Su Kaynakları Bakanı Cemal El Adili ile paylaşıldı. Irak hükümetinin girişime olumlu baktığı ve beklentinin yüksek olduğu Ankara’ya iletildi.

Al-Monitor’un edindiği bilgilere göre su bürokrasisi, Eroğlu’nun atanmasına şu nedenle önem atfediyor: Eroğlu hem konunun uzmanı hem de Erdoğan’ın çok yakınında bir isim olması nedeniyle sorunun Cumhurbaşkanlığı nezdinde gündemde tutulmasında etkili olabilir. Konu Ankara’da ağırlığını korursa, Iraklıların da uzun vadeli çözümlere odaklanması sağlanabilir.

İki ülke arasındaki temel sorun ortak bir vizyonun olmaması. Sorun olarak Irak su miktarını, Türkiye ise suyun idaresini öne çıkartıyor. Sorunların kaynağı ve çözüm yollarına ilişkin ortak bir perspektif şekillenirse su kaynaklarının etkin kullanımı, kayıpların önlenmesi, toprak kanallardan borularla taşımaya geçilmesi, sulama sistemlerinin geliştirilmesi, barajların iyileştirilmesi, depolama kapasitesinin artırılması, arıtma tesislerinin kurulması, nehir yataklarının ıslah edilmesi ve tuzlanmanın önlenmesi gibi konularda ortak projelerin önü açılabilir.

Türk tarafına göre eğer iki ülke yakın çalışmaya başlarsa, Irak hükümetinin “Türkiye suyumuzu kesiyor” diyerek su alanlarına yatırım yapma sorumluluğundan kaçmasının önü alınmış olur. İki ülke arasında 2017’de “su kalitesi,” “sınırda ortak barajlar,” “ölçüm,” “eğitim,” “çölleşme ile kum ve toz fırtınaları” üzerine beş çalışma grubu oluşturulmuştu. 25-26 Aralık 2017’de Ankara’da toplanan ortak çalışma grupları fazla yol alamadı. Çünkü süreci canlı tutacak ve tarafların odaklanmasını sağlayacak güçte bir siyasi mekanizma yok. Eroğlu ile birlikte bu durumun değişmesi umuluyor.

Irak tarafı yeni mekanizma sayesinde Türkiye’den Dicle’den bırakılacak su miktarı ile ilgili bir anlaşma koparmayı hedefliyor. Fakat uluslararası su yollarının ulaşım dışı amaçlarla kullanılmasına ilişkin 1997 tarihli BM sözleşmesini imzalamayan Türkiye hiçbir koşulda suyun paylaşımında “hakça ve ihtiyaca göre tahsis” yaklaşımından taviz vermeyi düşünmüyor.

Türkiye, Fırat’tan saniyede 500 metreküp su bırakma taahhüdünü bazı aylarda yerine getiremiyor. Ama mevsimsel olarak ortalamayı yakalamaya çalışıyor. Söz gelimi bir ay 250-300 metreküpe düştüyse bir sonraki dönemde daha fazla su bırakarak bunu telafi ediyor.

Irak ile Türkiye’nin su miktarı konusundaki uzlaşmaz tutumu yeni mekanizmanın önündeki ilk tıkaç gibi duruyor. Konuyla yakından ilgili bir bürokrat şöyle konuştu: “Dicle ve Fırat’tan gelen suyun artırılması beklentisi sürdükçe ortak bir stratejinin çıkması mümkün değil. Önce bu anlayışı aşmamız gerekiyor. Şu sıralar yağış miktarı gayet iyi ve Irak hükümeti rezervlerin 18.5 milyar metreküpü aştığını ve sıkıntı yaşanmayacağını duyurdu. Kurna ve Fav civarlarında ciddi su depoladıkları anlaşılıyor. Ancak bu alınan önlemler ya da hükümetin başarısı sayesinde değil. Bu rahatlama, su yönetimiyle ilgili ciddi sorunları unutturursa hiçbir ilerleme sağlanamaz. Bizden beklenti çok yüksek ama Irak’ın sorunlarını Veysel Bey çözecek değil. Irak’ın sorununu Iraklılar çözecek. Bunun bir devlet politikası haline gelmesi lazım.”

Bir başka bürokrat iki ülke arasındaki iş birliğinin artık bir tercih değil mecburiyet hâlini aldığını belirterek “Öncelikli olarak kirli sudan kaynaklanan kolera gibi salgınların önüne geçmek için iş birliğinin arıtma-dezenfeksiyonla başlaması muhtemel. Ardından su yönetimi geliyor. Su verimliliği uzun vadeli çalışmayı gerektiriyor. Irak’ta suyun yüzde 80’i tarımda kullanılıyor. Tarımda hektar başına yıllık 15-20 bin metreküp su harcanıyor. Bunun 7 bine çekilmesi lazım. Bunun için bilgi ve tecrübe transferi yapmak önemli. Artık silah yerine su sahalarına yatırım gerekiyor, başka çare yok” ifadelerini kullandı.

Türkiye daha önce Irak’taki su projeleri için 5 milyar dolarlık bir kredi açma taahhüdünde bulunmuştu. Bu teklif eylem planıyla birlikte tekrar masaya konulacak. Tabii ortak eylem planı şekillenirse geliştirilecek projelerin Türk firmalarına verilmesi de Ankara’nın ticari beklentileri arasında yer alıyor. Daha önce Aydın Enerji, Musul barajından Ninova ovasına su pompalamak üzere Doğu Cezire Projesi’ni üstlenmiş ancak çalışmalar finansman sorunları yüzünden durdurulmuştu. Bu ve buna benzer projelerle Türk firmaları Irak’ın su sektörüne dönmeyi umuyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tarım, Water Issues

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept