İran'ın Nabzı

Suriye krizi: İsrail faktörü İran ve Rusya için sıkıntı olur ama ortaklığı bozmaz

By
p
Article Summary
İran medyasında Rusya ve İsrail’in İran’a karşı işbirliği yaptığı ve İran’ın Rusya’yla Suriye’deki ortaklığını gözden geçirdiği iddia ediliyor ancak İran’da Rusya’yla ilişkilere yeknesak bir bakış açısı yok. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İran, Rusya ve Türkiye devlet başkanları 14 Şubat’ta Suriye barış görüşmelerinin yeni turuna katılmaya hazırlanırken sekiz yıldır isyancı ve terörist gruplarla mücadele eden Suriye yönetiminin iki ana müttefiki olan Tahran ve Moskova’nın ilişkisi ağırlıkla İsrail faktörü nedeniyle yeni bir dayanıklılık testiyle karşı karşıya.

İsrail uçakları 21 Ocak’ta Suriye’de İran’a ait olduğu iddia edilen hedefleri vurdular. Operasyon, Suriye’ye ait bir uçaksavar füzesinin 17 Eylül 2018’de bir Rus IL-20 uçağını düşürmesinden bu yana en ciddi saldırı olarak görülüyor. Rus yetkililere göre eylüldeki olay, İsrailli pilotların Rus gözcü uçağının arkasına saklanarak Suriye hava savunmasını kasten yanıltması sonucu yaşandı. Olay neticesinde Şam’a S-300 füze savunma sistemlerini verme ve Suriye’nin hava savunma kabiliyetini artırma kararı alındı. Ancak, bazı gözlemcilerin Suriye’de oyunu değiştiren bir unsur olarak gördüğü gelişkin S-300 sistemleri, İsrail’in son hava saldırılarında aktif durumda değildi.

İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahatpişe Moskova’ya tepki göstererek, “Suriye’deki S-300 sistemleri düzgün çalışsaydı İsrail ordusu Suriye’ye bu kadar kolay hava saldırısı düzenleyemezdi.” dedi. Felahatpişe İsrail’in operasyonları ile Rusya’nın Suriye’ye yerleştirdiği hava savunma sistemleri arasında bir koordinasyon olabileceğini öne sürdü.

Rus Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergey Ryabkov da 26 Ocak’ta verdiği mülakatta İsrail’in güvenliğinin Rusya için önemli öncelik olduğunu, ayrıca İran ve Rusya’yı Suriye’de “müttefik” olarak görmediğini söyleyerek, Moskova’yla ilişkiler konusunda öteden beri hassas olan İran kamuoyunu iyice ayağa kaldırdı.

Bu gelişmeler İran medyasında Rusya ile İsrail’in İran’a karşı işbirliği yaptığına dair spekülasyonlara yol açtı. Felahatpişe’nin açıklamasının, Tahran’ın Moskova’yla Suriye’deki ortaklığını gözden geçirdiği anlamına gelip gelmediği sorgulandı.

İran’daki siyasi elitlerin Rusya’yla Suriye’deki işbirliğine nasıl baktığını daha iyi anlamak için İran’ın Suriye’deki müdahalesi ve Rusya’yla ortaklığı konusunda İran’da bir fikir birliği olmadığını belirtmek gerekir. Konuya ilişkin birbirine rakip iki ana söylem var.

Ağırlıkla reformcu cephenin benimsediği birinci söylemde İran’ın Suriye’deki varlığına ekonomik açıdan bakılıyor ve sekiz yıllık savaşta yapılan harcamaların telafisi için İran’ın Suriye’deki yeniden inşa sürecinde ciddi bir rol alması gerektiği savunuluyor. Felahatpişe ocak ortalarında Şam’a yaptığı resmi ziyarette bu konuya işaret ederek İran’ın Suriye’ye sağladığı mali yardımların “ikili ilişkilerde çözüme bağlanması gerektiğini” belirtti.

Bir diğer reformcu vekil Behruz Bonyadi de geçen haziranda yaptığı bir konuşmada benzer bir tutum aldı ve “Ekonomik kazanımlar sağlamadan ulusal kaynaklarımızı dünyanın başka bir yerinde niçin harcayalım?” dedi. Bonyadi ayrıca Rusya’yla işbirliğine “daha fazla ağırlık verdiği” için Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a tepki gösterdi.

Bu bakış açısına göre Suriye’de yeniden inşa sürecine doğru yol alındıkça İran ve Rusya rakip hâline geliyor ve Ruslar İran’ı savaş sonrası dönemin ekonomik kazanımlardan mahrum etmeye çalışıyorlar. Bu mantık uyarınca Felahatpişe’nin S-300’lerle ilgili sözleri, Moskova’nın İsrail’e İran menfaatlerini hedef alması için yeşil ışık yaktığı, böylece Suriye’nin geleceğinde Tahran’ın söz hakkını zayıflattığı anlamında yorumlanabilir.

Tutucu cephe ve askeri teşkilat ise farklı bir söylem ortaya koyuyor. Suriye’deki İran-Rusya ilişkisine güvenlik odaklı bakış açısını esas alan bu söyleme göre ekonomik getiriden bağımsız olarak iki ülke Suriye’den kazançlı çıkabilir ve bazı alanlardaki anlaşmazlık, hatta rekabet olasılığına rağmen İran, Rusya’yla işbirliği sayesinde Suriye’deki temel güvenlik ve jeopolitik menfaatlerini koruyabiliyor. Bu bakış açısına göre Rusya’yla ortaklık sayesinde Suriye İran’ın hasımlarının eline düşmekten kurtuldu, dahası radikal terörün bölge çapında yayılması ve İran’a direkt tehdit oluşturması önlendi.

İkinci söyleme inananlar, Suriye’deki İran-Rusya ortaklığını güvenlik işbirliğinde başarılı bir model olarak övmekle kalmıyor, bu ortaklığı daha geniş bir bölgesel ve uluslararası çerçeveye yaymak istiyor. İran Dini Lideri’nin üst düzey askeri danışmanlarından Tümgeneral Yahya Rahim Safevi 28 Ocak’taki açıklamasında ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü “hibrid savaş” ile baş etmek için Rusya ve Çin’le ittifak kurmak gerektiğini söyledi.

Rusya’nın İsrail’le ilişkilerine gelince, güvenlik odaklı bakış açısına sahip olanların bu ilişkileri İran’ın Suriye’deki konumu açısından fazla önemsemediği görülüyor. Muhafazakâr Tesnim Haber Ajansı 29 Ocak’ta Rusya’nın İran Büyükelçisi Levan Cagaryan ile yaptığı mülakatı yayımladı. Büyükelçi bu mülakatta Ryabkov’un İsrail ve İran hakkındaki sözlerinin Batı medyası tarafından “çarpıtıldığını” iddia ediyor, İran ve Rusya’nın “stratejik ortaklar” olduğunu söylüyordu. İran’daki muhafazakâr medyanın çoğunluğu S-300 sistemlerinin İsrail’in saldırıları sırasında niçin çalışmadığı sorusunu sessizlikle geçiştirmeyi tercih ederken, Devrim Muhafızları Sözcüsü Ramazan Şerif saldırıda İran üslerinin hedef alındığı haberlerini yalanladı.

Sonuç olarak, kimi İranlı yetkililerin son günlerde Rusya’nın Suriye’deki rolünü ve Tahran’ın çıkarlarına etkisini eleştirmesi, İran’ın Rusya’yla ortaklığını gözden geçirdiği anlamına gelmiyor. İran’dan yansıyan farklı tepkiler genel olarak İran’ın Suriye’deki müdahalesine farklı bakış açılarından kaynaklanıyor. Nitekim Al-Monitor’da da isabetli bir şekilde belirtildiği gibi Tahran ve Moskova Suriye’deki çakışma ve ayrışma noktalarını gayet iyi biliyor ve anlaşmazlıkların ortak menfaat alanlarında işbirliğini engellemesine izin vermemeye çalışıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Russia in Syria, Rus etkisi

Hamidreza Azizi, Şehit Beheşti Üniversitesi İktisat ve Siyaset Bilimi Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyor, ayrıca Tahran’daki İran ve Avrasya Araştırma Enstitüsü’nün (IRAS) bilim kurulunda yer alıyor. Twitter hesabı: @HamidRezaAz

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept