İran'ın Nabzı

Suriye: Yeniden inşa sürecinde rekabet kızışıyor

By
p
Article Summary
Savaşın sona yaklaştığı Suriye’de yeniden inşa sürecine geçilirken, Suriye ekonomisinde etkili bir yer edinmek isteyen İran, hem dost hem hasım ülkelerle rekabet ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye savaşı sekizinci yılını doldurmak üzereyken Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a bağlı güçler İran, Rusya ve Lübnan Hizbullahı’nın desteğiyle isyancıların ele geçirdiği toprakların çoğunu geri almış durumda. Suriye’ye askeri danışmanlar, insan gücü ve ekonomiyi ayakta tutmak için milyarlarca dolar kredi sağlayan İran, Esad’ın başlıca müttefiklerinden biri oldu. Şimdi, 400 milyar dolara mal olacağı tahmin edilen yeniden inşa sürecine geçilirken İran Suriye’deki rolünü daha geniş bir alana yaymaya çalışıyor.

Chatham House düşünce kuruluşunun Orta Doğu ve Kuzey Afrika programında araştırmacı olan David Butter, İran’ın ekonomik desteğini Al-Monitor’a şöyle yorumladı: “İran’ın başlıca ekonomik katkısı, 2013’ten bu yana kredi bazında günde ortalama 50 bin-60 bin varil ham petrol sağlamak oldu. Bu, yaklaşık altı-yedi milyar dolar eder.”

Savaşın son safhalarına geçilirken İran’ın Suriye’de üstlendiği maliyete karşılık ekonomik kazanımlar elde etmesi gerektiği, İran’da hem hükümet yetkilileri hem askeri yetkililer tarafından vurgulanıyor. Bu amaç doğrultusunda Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri başkanlığındaki üst düzey bir ekonomik heyet 28 Ocak’ta Şam’a gitti. İki günlük ziyaret sırasında taraflar 20 yıllık “uzun vadeli stratejik ekonomik iş birliği anlaşması” dâhil 11 anlaşma ve mutabakat zaptı imzaladı. İran medyasına göre başlıca anlaşmalar sanayi, ticaret ve tarıma odaklanırken mutabakat zaptları eğitim, yatırım, demiryolları, konut ve kamu hizmetleri gibi alanları kapsıyor.

İmzaların atılmasından sonra düzenlenen basın toplantısında Cihangiri, “bankacılık sektöründe iş birliğine dönük çok önemli anlaşmaların” sağlandığını belirtti. Cihangiri ayrıca İran’ın “terörle mücadelede olduğu gibi yeniden inşa sürecinde de Suriye’nin yanında olacağını” söyledi. Suriye Başbakanı İmad Hamis ise anlaşmaların “emsalsiz” olduğunu, Suriye’de yatırım yapmak isteyen İranlı şirketlerin “yasal ve idari kolaylıklardan” yararlanacağını kaydetti.

Ancak hem yerli hem yabancı uzmanlar anlaşmaların büyük bir etki doğurmasını beklemiyor. Butter’ın değerlendirmesi şöyle: “İran’ın gerçek ekonomik rolü sınırlı olacak. Bunun nedeni İran’ın kısıtlı mali imkânları ve Suriye’nin İranlı yatırımcılara fazla kontrol vermek istememesi. Cep telefonu lisansının tıkanması ve fosfat madenleri için Rusya’yla anlaşmalar yapılması bunun örnekleridir.” Bahsi geçen cep telefonu lisansı, Suriye ve İran’ın ocak 2017’de imzaladığı mutabakat zaptında yer alıyordu.

İranlı iş adamı Ali Şeriati de Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bu tür anlaşmalar iki ülke arasında ticaret ve iş bağlantılarını kolaylaştırabilir ama ulaştırma ve bankacılık gibi alanlarda gerekli altyapı olmadığı sürece bunlar sembolik adımlar olmaktan öteye geçmez, fiili gerçekleri değiştirmez.”

Bu görüşü başka uzmanlar da paylaşıyor. Butter’ın yorumu şöyle: “Bana göre bu açıklamalar daha çok siyasiydi ve Körfez ülkelerinin yatırımlarına karşılık İran’la ilişkilerin aşağı çekilmeyeceğini göstermeyi amaçlıyordu. Suriye rejimi Körfez’deki Arap devletleriniİran’ı ve Rusya’yı tokuşturarak yardım ve yatırımlarda daha iyi şartlar elde etmeye çalışacak.”

Şam’da imzalanan anlaşmaların ayrıntıları henüz açıklanmış değil ama İranlı şirketlere verilen projelerin bazıları şöyle: Suriye genelinde bazı elektrik santrallerinin onarımı, Lazkiye’de 400 milyon avro değerinde 540 megavatlık bir elektrik üretim tesisinin yapımı, Tartus ve Lazkiye limanlarının ıslahı. Hamis’e göre İran’la sağlanan geniş kapsamlı anlaşmalar, petrol ve tarım sektörlerinde onlarca projeyi içeriyor, ayrıca Şam’da İran ürünleri için daimi bir fuarın açılmasını öngörüyor.

Suriye ekonomisi

Suriye’de sekiz yıldır süren savaş ülke ekonomisine milyarlarca dolar zarar verdi. IMF’nin tahminlerine göre Suriye ekonomisi 2010-2015 döneminde yüzde 75’ten fazla küçüldü, ekonominin değeri yaklaşık 60 milyar dolardan 14 milyar dolara düştü. 2011’de 18 milyar doların üzerinde olan ithalat sert bir şekilde azaldı ve 2016’da 4 milyar dolarla en düşük seviyesini gördü.

Savaş Suriye’nin diğer ticaret ortakları gibi İran’ı da etkiledi. İran’ın Suriye’ye yönelik petrol dışı ihracatı, İran takvimine göre 20 Mart 2011’de sona eren yılda yarım milyar doları aşarak zirve yapmıştı. Bu rakam sonraki yıllarda sürekli küçüldü ve 2015’ten itibaren yeniden artmaya başladı.

İran’ın Suriye’ye yönelik petrol dışı ihracatı Çin, Türkiye ve Rusya gibi diğer bazı ülkelerin gerisinde kalıyor olabilir ama silah ve diğer savunma sanayi ürünlerinin ihracat verilerine yansımadığı düşünülürse İran’ın toplam ihracat değerinin daha yüksek olması muhtemel. Ayrıca, 2010’da Suriye’nin toplam ithalatında yüzde 2,9’luk paya sahip olan İran’ın 2017’de payını yüzde 5,43’e çıkardığını gözden kaçırmamak lazım.

İran’la Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin büyümesini engelleyen başlıca faktörler arasında güvenli karayolu ve demiryollarının eksikliği, bankacılıkta gerekli bağlantıların ve Şam’a düzenli uçuşların olmaması, denizyolu taşımacılığının yüksek maliyetleri sayılıyor.

İş adamı Şeriati şöyle diyor: “Suriye’de son yıllarda üstlendiğimiz tüm yüklere rağmen Suriye’nin ticaretinde pek çok engel yüzünden hâlâ kayda değer bir payımız yok. Suriye’yle serbest ticaret anlaşmamız var ama bu anlaşma uygulanmıyor. Suriye’ye mal satmak için izin almamız neredeyse imkânsız. İzin alabilmek için ilgili tüm hükümet kuruluşlarına para vermemiz gerekiyor. Böyle olunca ithalat tarifesi yüzde 50’lere ulaşıyor ve bu da ürünleri aşırı pahalı hâle getiriyor.”

Şeriati’ye göre İranlı şirketlerin strateji değiştirmesi gerekiyor: “Alınması zor olan, daha yüksek risk taşıyan büyük çaplı altyapı projelerine odaklanmak yerine gıda, tarımsal ürün, kozmetik, sabun, deterjan gibi paketli hızlı tüketim sanayilerini desteklememiz lazım.”

Cihangiri’nin Şam ziyaretinde imzalanan anlaşmalar kapsam ve fizibilite bakımından belirsizliğini korurken, Suriye’nin güvenlik açısından –en azından İran yönetiminin bazı kesimleri için-- çok daha yüksek bir öncelik olduğu aşikâr.

İran’ın eski Lübnan ve Ürdün büyükelçisi Ahmed Destmalçiyan bu konuda Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İslam Cumhuriyeti’nin Suriye’deki meşru varlığı Suriyeli makamların talebine dayanıyor. Oradaki varlığımız maddi kazanç için değil. İslam Cumhuriyeti’yle Suriye arasındaki ilişkiler son 40 yıldır en yüksek siyasi ve ekonomik seviyede seyrediyor. Bölgedeki jeostratejik ve jeopolitik gelişmelerle birlikte ikili ilişkilerde bölge üzerinde derin etkiler doğurabilecek yeni bir dönem başlayacaktır. Mücadelenin kazanan tarafları olarak İran, Irak, Suriye ve Lübnan Hizbullahı için stratejik ortaklığı gerçekleştirme koşulları artık olgunlaşmıştır.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması

Maysam Bizar, daha önce Press TV internet yayınlarında İran Masası’nın genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. İran’da başka medya kuruluşlarında da çalışmış olan Bizar, yabancı basın kuruluşlarına da katkıda bulunmuştur. Twitter hesabı: @m_bizar

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept