Türkiye'nin Nabzı

Dış ticaret rakamları ne anlatıyor?

By
p
Article Summary
Türkiye’nin 2018 yılı dış ticaret rakamları kesinleşti. Peki, ihracattaki yükseliş, ithalattaki düşüş “dengelenmeye” mi “bozulmaya” mı işaret ediyor?

Türk Lirası’nın geçen yıl yaklaşık yüzde 30 değer kaybetmesi doğal olarak ihracatı pozitif, ithalatı negatif etkiledi. İhracat bir önceki yıla göre yüzde 7’lik artışla 168 milyar dolara yükselip rekor kırarken, ithalat yüzde 4.6’lık düşüşle 223 milyar dolara geriledi. 

İhraç malları incelendiğinde en büyük satışın “motorlu kara taşıtları, traktörler, bisikletler, motosikletler ve diğer kara taşıtları” faslında gerçekleştiği görülüyor. Bu fasılda, 2017 yılında 23 milyar 940 milyon dolar olan ihracat geçen yıl yüzde 11.8 oranında artarak 26 milyar 759 milyon dolara ulaştı. Buna karşılık döviz kurundaki yükselişin etkisiyle lüks otomobil başta olmak üzere taşıt araçları ithalatı yüzde 20.3’lük düşüşle 17 milyar 427 milyon dolardan 13 milyar 895 milyon dolara geriledi.

İlk 20 fasıldaki ürünlerin içerisinde oransal olarak en fazla ihracat artışı yüzde 40.6 ile demir çelikte gerçekleşti. Demir çelik ihracatı 2017 yılında 8 milyar 230 milyon lira düzeyindeyken 2018’de 11 milyar 536 milyon dolara ulaştı.

ABD’nin geçen yıl Türkiye’den ithal ettiği çeliğe iki aşamada yüzde 50 gümrük vergisi uygulaması nedeniyle bu fasılda ihracatın düşmesi bekleniyordu. Ancak Türkiye’nin AB ülkeleri başta olmak üzere mevcut pazarlarda satışı artırdığı ve bu arada yeni pazarlar bulduğu anlaşılıyor. Gelişmeye başlayan yeni pazarlar içerisinde Şili, Panama, Kolombiya, Peru, Jamaika, Kosta Rika, Meksika gibi Latin Amerika ülkeleri de bulunuyor. 

Türk Lirası’nın değer kaybı lüks malların yanı sıra ara mal ithalatının da azalmasına yol açarken bu mallara bağlı ihracatın gerilemesi dikkat çekiyor. En çarpıcı örneklerden birini “kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, inciler, taklit mücevherci eşyası ve metal paralar” kaleminde görmek mümkün. Bu kalemde, ithalat yüzde 28’lik düşüşle 17 milyar 443 milyon dolardan 12 milyar 556 milyon dolara, ihracat ise yüzde 34.1’lik düşüşle 10 milyar 879 milyon dolardan 7 milyar 171 milyon dolara geriledi.

Dövizdeki artış cep telefonlarını da içeren “elektrikli makine ve cihazlar, ses kaydetme-verme, televizyon görüntü-ses kaydetme-verme cihazları, aksam-parça ve aksesuarı” olarak tanımlanan ara mal faslındaki ithalatı yüzde 21.7 oranında düşürdü. Bu fasıldaki ithalat 21 milyar 152 milyon dolardan, 16 milyar 569 milyon dolara geriledi.

Kurdaki yükselişe rağmen ithalatı artan ürünler de var. Canlı hayvan ithalatı 2017 yılında 1 milyar 212 milyon dolar düzeyindeyken 2018’de 1 milyar 768 milyon dolara çıktı.

Tarım ve hayvancılık konusundaki çalışmalarıyla bilinen ziraat mühendisi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “2018 yılındaki canlı hayvan ithalatı bugüne kadar yapılan en yüksek ithalattır. AKP bu konuda rekor kırmıştır. İthalat 2010 yılında 300 milyon dolarken bugün altı katına çıkmıştır. 2010-2018 döneminde canlı hayvan ithalatına 6 milyar 386 milyon dolar, et ithalatına ise 1 milyar 378 milyon dolar harcanmıştır. İthalat politikası damızlık hayvan yerine besilik ve kasaplık hayvan üzerine kurulmuştur. AKP ülke çiftçisine ayıracağı kaynağı yabancı çiftçilere vermiştir.”

Türkiye’nin en büyük ithal faslını 42 milyar 999 milyon dolarla “mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler, bitümenli maddeler, mineral mumlar” oluşturuyor. Kısaca “enerji ithalatı” diye bilinen bu fasıldaki harcama 2017 yılında 37 milyar 204 milyon dolardı. İthalatın yüzde 15.6 oranında arttığı görülüyor.

İthalat kalemleri incelendiğinde, yabancı eserlere olan talebin dövizdeki artıştan olumsuz etkilendiği dikkat çekiyor. Basılı kitaplar, gazeteler, resimler ve baskı sanayinin diğer mamulleri ithalatı 141 milyon dolardan 118 milyon dolara geriledi

Türkiye’nin ihracat pazarında ilk sırada Almanya’yı İngiltere, İtalya, Irak, ABD, Fransa, İspanya, Hollanda, İsrail ve Belçika izliyor. İthalatta ilk üçte yer alan Çin ve Rusya ihracatta ilk 10 ülke içerisinde bulunmuyor ama Türkiye’nin geçen yıl Rusya’ya domates satışının 14 kat artarak 30 milyon dolara ulaşması belki bir teselli olabilir!

İthalat yapılan ülkeler incelendiğinde Rusya birinci sırada. Rusya’yı Almanya, Çin, ABD, İtalya, Hindistan, Fransa, İngiltere, Güney Kore ve İran izliyor.

Peki, Türkiye’nin 2018 yılı dış ticaret rakamlarına bakıldığında genel olarak bir dengelenmeden söz etmek mümkün mü?

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak şöyle dedi: “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin görevde olduğu 2003-2018 döneminde Türkiye’nin ihracatı 1.9 trilyon dolar olurken, ithalat 3 trilyon dolara dayanmıştır. Son 16 yılda yapılan ithalatla ihracat arasındaki fark, yani Türkiye’nin dış ticaret açığı 1 trilyon dolardan fazladır. Bu, Türkiye’nin AKP döneminde her hafta 1.2 milyar dolar dış ticaret açığı verdiğini gösterir. İşte iktidarın bir türlü söyleyemediği gerçek budur.”

Öztrak ithalatın azalmasını şöyle yorumladı: “Düşen ithalatın kompozisyonu ekonomideki durgunluğu gösterir niteliktedir. Buna göre 2018’de sermaye malları ithalatındaki düşüş yüzde 11.5 olmuştur. Yani Türkiye’nin üretim kapasitesini artıracak yatırım amaçlı ithal ettiği mallarda çok ciddi bir düşüş söz konusudur. Bunu sanayi üretimindeki düşüş ve kredi hacmindeki yavaşlama gibi diğer göstergelerle birlikte ele aldığımızda, tablo aslında Türkiye ekonomisi için çok ciddi bir daralmayı işaret ediyor.”

Eski Maliye Bakanı Zekeriya Temizel ihracatın “milli” olmadığına dikkat çekti: “Türkiye ihracatı yüzde 80’lere yakın oranda ithalata dayalı. Bu dezavantajdır. İhracattaki artış kur etkisinden kaynaklanıyorsa bu bir resesyon olarak görülebilir. İthal girdisi sıfır olan ürünlerin ihracatını artıramıyorsan, mukayeseli olarak başka ülkelere göre bir şeyi daha kolay ve daha verimli üretemiyorsan başarılı olamazsın. Un ihracatı yapıyorsun ama buğdayı ithal ediyorsan bu yanlıştır.”

2002-2009 yılları arasında AKP hükümetlerinde dış ticaretten sorumlu devlet bakanlığı görevini üstlenmiş olan Kürşat Tüzmen ise 2023 için konulan 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin ulaşılamaz hale geldiğini söyledi.

Tüzmen şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün artık dış siyaset ticaretin önünde engel haline geldi. Maalesef Suriye, Irak, İran, Rusya ve AB ile ilişkilerde yaşanan sorunlar ve arkasından dünya ticaretindeki negatif gelişmeler Türkiye’nin hedeflerini aşağı çekti. 2002’de 36 milyar dolar olan ihracatı altı senede yaklaşık 100 milyar dolar artırarak 2008 sonunda 133 milyar dolara çıkarmıştık. Öyle devam edebilsek 2023’te 500 milyar dolar hedefini rahatlıkla yakalayabilirdik.”

Dış ticarette iktidarın övündüğü rakamlar, muhalefet tarafından “durgunluk” işareti olarak değerlendiriliyor. Özellikle yılın son aylarında ihracatın artıp ithalatın azalmasında kur etkisi ve talepteki daralmanın rolü büyük. Buradan “başarı” çıkarmak mümkün değil. Eğer 2019 ve sonraki birkaç yıl boyunca büyüme eşliğinde cari açık aşağı çekilebilirse, işte o zaman başarı öyküsü yazılabilir.

Bu bölümlerde bulundu: foreign trade, turkish lira, inflation, turkish economy, turkish economic policy

Profesyonel gazetecilik hayatına 34 yıl önce başlayan Çetingüleç, Sabah medya grubunda çalıştığı 23 yıl içinde, Başbakanlık muhabirliği, Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, ekonomi servisi ve parlamento bürosu şefliği de dahil pek çok farklı alanda görev yapmıştır. Dokuz yıl boyunca Takvim gazetesinin Ankara Temsilciliğini üstlenen ve aynı gazetede köşe yazan Çetingüleç’in yayımlanmış iki kitabı vardır.

x
keyboard_arrow_up

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept