Haşdi Şabi’nin ekonomik faaliyetleri Musul’da gerilimi artırıyor

By
p
Article Summary
Haşdi Şabi olarak da bilinen Şii ağırlıklı Halk Seferberlik Birlikleri, Musul’un kurtarılmasında önemli bir rol oynadıktan sonra şimdi de kentin ekonomik hayatında nüfuzlarını artırıyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD ile İran arasında yükselen gerilim giderek Irak’a da yayılıyor. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun sürpriz Irak ziyaretinin ardından acil durum personeli dışındaki tüm Amerikalı görevlilere Irak’tan ayrılma talimatı verildi.

Bu arada, Haşdi Şabi olarak da bilinen Şii ağırlıklı Halk Seferberlik Birlikleri’nde (HSB) yer alan Hizbullah El Nuceba Hareketi ve Asaib Ehl El Hak gibi bazı gruplar, zaman zaman Irak’taki Amerikan askerlerini hedef almakla tehdit ederken, güvenlik alanında elde ettikleri nüfuzu giderek siyaset ve ekonomiye de yayıyor.

Donald Trump yönetimi, İran destekli HSB gruplarının faaliyetleri nedeniyle Irak’a baskı uyguluyor. ABD mart ayında Hizbullah El Nuceba Hareketi’ne yaptırımlar getirdi ancak bu yaptırımların grubun Irak içindeki ekonomik faaliyetlerini etkilemesi pek olası değil. Eski Irak Başbakanı Haydar El Ebadi 24 Mayıs’ta HSB liderlerinin mal varlıklarında önemli artışlar olduğunu öne sürdü ve bu zenginleşmenin kaynağını sorguladı.

HSB ile ilgili yolsuzluk tartışmaları Irak’ta, özellikle de İslam Devleti’nden (İD) kurtarılan bölgelerde yeni bir şey değil. İD’in eski kalelerinden Musul’da mart ayında yaşanan feribot faciası dikkatleri bölgedeki HSB varlığına çekti. Zira feribotun sahibi olan turistik tesiste Asaib Ehl El Hak’ın ortaklığı olduğu ortaya çıktı. Asaib Ehl El Hak kazayla ilgisi olmadığını savunsa da olay kamuoyunda HSB’ye ve HSB’nin kentteki ekonomik faaliyetlerine karşı büyük bir tepkiye yol açtı.

Karmaşık bir çatı örgütü olan HSB, çeşitli etnik ve mezhepsel kökenlere sahip 60’ı aşkın gruptan oluşuyor. İD’e karşı üç yıl süren savaşın ardından HSB askeri başarıları sayesinde siyasi meşruiyet ve süreklilik kazandı. Bunun bir göstergesi artan siyasi nüfuzları ise bir diğeri de giderek genişleyen ekonomik ağları. İD’in bertaraf edilmesinde etkili olan HSB grupları hükümetin işgal edilen bölgeleri geri alıp elinde tutmasında önemli bir rol oynadılar ancak sonrasında sergiledikleri davranışlarla giderek tepki topluyorlar.

İD’e karşı 2017 sonlarında sağlanan zaferin ardından Bedir Örgütü, Asaib Ehl El Hak ve Kataib Hizbullah gibi grupların mal mülk yağmaladıkları, tahribat yarattıkları ve insan hakları ihlalleri işlediklerine dair haberler baş gösterdi. Grupların kurtarılan bölgelerde gizli kapaklı ekonomik faaliyetler yürüttüğü belgelendi. Örneğin Tuzhurmatu’da Bedir Örgütü, Kataib Hizbullah ve 13. ile 52. Tugayların kontrol noktalarındaki denetimleri üzerinden çimento endüstrisinden büyük kazanç elde ettikleri ortaya çıktı. Beyci’de ise petrol rafinerisindeki teçhizat Asaib Ehl El Hak ve Kataib Hizbullah tarafından sökülüp satıldı. Kerkük’te petrol kaçakçılığıyla suçlandılar. Elektronik alanında faaliyet gösteren ve kimliğinin gizli kalmasını isteyen Süleymaniyeli bir işadamının Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre elektrik kablosu ve mekanik teçhizat gibi yağmalanmış malzemeler Irak’ın çeşitli bölgelerinde “aracılar üzerinden normal fiyatlarının sekizde birine satıldı”.

HSB gruplarının azami kazanç için çeşitli yöntemler kullandığı aktarılıyor. Yine kimliğinin gizli kalması kaydıyla konuşan bir BM yetkilisine göre yaygın yöntemlerden biri, HSB’nin sivil toplum kuruluşu (STK) projelerine müdahil olması. Buna göre HSB mensupları sıklıkla STK programlarında güvenlik görevlisi ya da ücretli çalışan olarak işe alınmayı talep ediyorlar. BM silahlı aktörlerle çalışmayı kabul etmese de BM’yle çalışan yükleniciler Musul’da iş yapabilmek için HSB ile iyi geçinmek mecburiyetinde. Bir STK’nın güvenlik sorumlusu HSB’den sıklıkla projelerde çalışma taleplerinin geldiğini söyledi. Musul’da faaliyet gösteren dört ayrı uluslararası STK’nın çalışanları da benzer sıkıntılar yaşadıklarını belirttiler.

HSB kontrol noktaları üzerinden de para kazanıyor. Musul’un girişinde iki kontrol noktası var. Birini Bedir Örgütü, diğerini ise 30. Tugay denetliyor. Bu ikinci kontrol noktası hurdalıklarla dolu bir sanayi bölgesinde bulunuyor. Reuters ajansı şubatta yayınladığı araştırmada HSB’nin savaştan kalma hurdaları satarak milyonlarca dolar kazandığını yazdı. Musul’daki pek çok hurda sahası sahibi, işleriyle ilgili sorulara karşılık bölgeyi kontrol eden “güvenlik güçleri” (30. Tugay) tarafından medyaya konuşmalarına yasak koyulduğunu söylediler.

HSB bu iki kontrol noktası üzerinden mal akışını denetleyerek ticari yollardan da kazanç elde ediyor. Yerli halk HSB gruplarından “mafya”, ticari faaliyetlerinden de “herkesin bildiği sır” diye söz ediyor. Şehre aşina herkesin bu faaliyetleri kolayca fark edebileceği söyleniyor. Ağırlıkla güzellik salonu, diş kliniği ve emlak şirketi tabelası taşıyan sahte iş yerleri mantar gibi Musul’un her tarafında türemiş durumda.

El Felah semtinde yeni kurulan bir güzellik merkezi ile bir emlak ofisinin önüne her gün zırhlı HSB araçları park ediyor. Musullu bir vatandaş güzellik salonunun dışında duran güvenlik görevlisine bir hafta boyunca randevu alıp alamayacağını sorduğunu ve her seferinde “Yarın açılacak” cevabını aldığını anlatıyor. Yerli halk bu yerlerin para aklamak için paravan şirketler olduğuna inanıyor ama bunların tam olarak hangi amaçla kullanıldığı muamma.

HSB grupları Musul’da gayrimenkule de yatırım yapıyorlar. Kentin sınır bölgelerinde, özellikle El Felah El Sani bölgesinde ve Kerkük yolu üzerinde ucuza tarım arazileri satın alıyorlar ve bunları sonra çok daha yüksek fiyattan satıyorlar. Yerli bir vatandaşın deyimiyle “Musul’u satın alıyorlar”.

Bu ekonomik yatırımlar HSB ile yerel halk arasındaki gerilimleri iyice artırıyor. Musullu bir vatandaş HSB hakkında fikri sorulduğunda örgütün kentteki askeri varlığı ve Şii simgelerinin yayılışından sonra şimdi de “iş yerlerinin” yayıldığını söyledi. HSB’nin adım adım Musul’daki ekonomik tablonun parçası haline gelmesi, derin mağduriyetler yaşamış yerli halka bir işgal görüntüsü veriyor.

Yozlaşmış siyasetçilerle yerelden sağlanan siyasi destek bu yatırımları kolaylaştırıyor, kazançtan pay almak uğruna yasadışı faaliyetlere göz yumuluyor. Bunun en çarpıcı örneği feribot faciasından sonra görevden alınan eski Musul Valisi Nevfel El Akub’tur.

HSB’nin ekonomik faaliyetleri, kentten kaynak götüren ve yolsuzluğu idame ettiren, rant odaklı faaliyetlerdir. Savaşın yaralarını sarma gereksinimi had safhadayken, fazlasıyla ihtiyaç duyulan ayni ve mali kaynaklar Musul’dan alınıyor. HSB kayıt dışı faaliyetlerde yer alarak Musul ekonomisinden geriye kalanları da aşındıran zehirleyici, iç boşaltıcı süreçleri büyütüyor. Bu gölge ekonomi, feribot faciasının da gösterdiği gibi korkunç insani bedeli olan trajik kazaların yaşanabildiği sorumsuz ve kontrolsüz ortamlar yaratıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Devlet dışı silahlı unsurlar

Isadora Gotts is a researcher focused on political economy issues in Iraq. She currently works for SREO Consulting and was previously a research fellow at the American University of Sulaimani, Iraq and Konrad Adenauer Stiftung in Beirut.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept