Mısır'ın Nabzı

Mursi’nin ölümü Müslüman Kardeşler’in durumunu nasıl etkiler?

By
p
Article Summary
Müslüman Kardeşler liderlerinden eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin mahkemede sırasında aniden ölmesi, yasadışı örgüt statüsünde olan Müslüman Kardeşler’in geleceği ve Mısır’da cezaevi koşulları hakkında birçok soru işareti doğurdu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Müslüman Kardeşler liderlerinden eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi 17 Haziran’da mahkemede geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Mursi, Filistinli Hamas hareketi adına casusluk yaptığı iddiasıyla yargılandığı duruşmada, söz aldıktan kısa bir süre sonra içinde tutulduğu kafeste yere yığıldı. 

Bu ani ölüm hem insan hakları savunucuları arasında hem siyasi çevrelerde büyük yankı uyandırdı. Mısır’daki hapishane koşullarının araştırılmasına yönelik talepler yükselirken, Müslüman Kardeşler’in geleceği de gündem konusu oldu.

Müslüman Kardeşler’in siyasi kolu Özgürlük ve Adalet Partisi’nin üst düzey yöneticilerinden olan Mursi, 25 Ocak 2011 devriminden sonra Mısır’ın ilk seçilmiş sivil cumhurbaşkanı oldu. Ancak bu görevde sadece bir yıl kalabildi. Kitlesel halk gösterilerinin patlak vermesi üzerine Mısır ordusu, o günlerde savunma bakanı olan, bugün cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Abdül Fettah El Sisi önderliğinde Mursi’yi 3 Temmuz 2013’te devirdi. 

Mursi devrildiğinden beri tutukluydu ve şiddete teşvik, hapishane firarları, dış güçlerle işbirliği gibi suçlamalarla yargılanıyordu. Bu davaların birinde müebbet hapis cezası almıştı.

17 Haziran itibariyle üst düzey Mısırlı yöneticilerden Mursi’nin ölümüyle ilgili herhangi bir yorum gelmemişti. Al-Monitor’un görüştüğü bazı gözlemcilere göre ise Mursi’nin ölümü Mısır yönetimini Müslüman Kardeşler’e yönelik politikasını gözden geçirmeye itebilir.

Savcı Nebil Sadık’ın yaptığı yazılı açıklamaya göre “Mursi hakime yönelik beş dakikalık hitabının ardından mahkemede hayatını kaybetti. Duruşmanın sona erdiği sırada kafesin içinde bayılarak yere yığıldı. Götürüldüğü hastanede ölmüş olduğu resmen tespit edildi.” Savcı, mahkemedeki kamera kayıtlarının ve naaşın incelenmesi, Mursi’nin ölüm anında yanında bulunan sanıkların ifadelerinin alınması için talimat verdi. Mursi’nin hapishanede gördüğü muameleyle ilgili konularda gizlilik kararı veren savcı, adli tıp uzmanlarından oluşan bir komisyonu ölüm sebebine dair rapor hazırlamakla görevlendirdi. Sadık ayrı bir açıklamada naaşın incelendikten sonra gömülmesi için talimat verdi.

Mursi’nin avukatı Abdül Menhem Abdül Maksud Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Merhum cumhurbaşkanı birkaç dakika boyunca mahkeme heyetine hitap etmiş, mevcut yargılamanın yerine özel bir yargılama istemişti. Cumhurbaşkanlığı yapmış biri olarak pek çok devlet sırrına vakıf olduğunu ama bunları sadece özel bir mahkemede açıklayabileceğini söylemişti. Mursi sözlerini tamamlayınca hakim duruşmayı bitirdi. O arada cam kafesten sert bir düşme sesi duyuldu ve diğer sanıklar bağırmaya başladılar. Mursi’nin öldüğünü anladık.”

Avukata göre Torah Cezaevi’ndeki cenaze namazının ardından aile ve avukatların naaşı son kez görmesine müsaade edildi ve Mursi’nin Kahire’nin doğusundaki Nasır Kenti semtinde bir mezarlığa gömülmesine izin verildi. Cenazede ise gazetecilerin mezarlığa girmesi ve görüntü alması güvenlik görevlileri tarafından engellendi.

Mursi’nin oğlu Ahmed Facebook’tan yaptığı açıklamada babasının, memleketi Şarkiye’deki aile mezarlığına gömülmesine izin verilmediğini, bu nedenle Kahire’de önemli İslamcı isimlerin gömüldüğü mezarlıkta toprağa verildiğini söyledi.

Mısır yönetiminin 2013’te terör örgütü ilan ettiği Müslüman Kardeşler, Mursi’nin ölümünden resmi makamları sorumlu tutuyor. Örgütten yapılan açıklamada “Yetkililer, Mursi’yi cezaevinde tedavi ve ilaçtan mahrum bıraktı, ailesine ve avukatlarına görüş izni vermediler” ifadesi yer aldı. Açıklamada ölüm sebebinin ortaya çıkması için bağımsız bir araştırma komisyonunun kurulması istendi.

Bu suçlamaların üzerine devlet görevlisi olan bir adli tabip Mursi’nin ani kalp krizi sonucu mahkemede öldüğünü kaydetti. Adli tabibin açıklamasında Mursi’nin Şubat 2017’de muayene edildiği ve yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve kronik sinir iltihabı gibi teşhisler aldığı belirtildi. Açıklamada, Mursi’ye sürekli olarak tıbbi bakım sağlandığı, sağlık durumunun ne cezaevinde ne de cezaevi dışında ihmal edildiği belirtildi. 

Al-Monitor’a değerlendirmede bulunan eski İçişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Zeki, “Mursi aleni bir şekilde avukatlarının ve diğer tutukluların önünde hayatını kaybetti, ölümüyle ilgili gizemli bir şey yok” dedi. Zeki’ye göre Mursi’nin ölümü güvenlik açısından sakıncalı sonuçlara ya da şiddet içeren tepkilere yol açmaz. Nitekim Müslüman Kardeşler Genel Mürşidi Mehdi Akif de Eylül 2017’de mahkeme sırasında ölmüş ve ülkedeki sükûnet bozulmamıştı. 

Gazeteci Kemal Habib ise yönetimin Müslüman Kardeşler’e güvenlik merceğinden bakmaya devam ettiğini, baskıcı uygulamalarını arttırdığını vurgularken, Mursi’nin ölümüyle bu yaklaşımın değişebileceğini belirtti. 

Habib’in bir diğer beklentisi, kendi içinde bölünmüş olan Müslüman Kardeşler’in Mursi’nin ölümünün ardından birlik sağlayacağı ve yeniden ön plana çıkacağı yönünde. Örgütteki bölünme, Mursi’nin iktidara dönmesi gerektiğini savunanlar ile bunun artık mümkün olmadığını düşünenler arasında olmuştu.

Kahire Amerikan Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Mustafa Kamil El Sayid ise Mursi’nin ölümünün siyasi arenayı etkilemeyeceğini, yönetimin güçlü bir kontrol tesis ettiğini ve Müslüman Kardeşler’e yaklaşımını değiştirmesinin olası olmadığını düşünüyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Sayid şöyle konuştu: “Müslüman Kardeşler bu olanlardan dolayı muhakkak ki öfkeli ama yapabilecekleri bir şey yok. İktidar ‘dediğim dedik’ bir tutum içinde ve mevcut politikalardan herhangi bir sapmaya izin vermez. (…) Dış devletlerden, insan hakları örgütlerinden protestolar gelebilir ama bunlar iktidarı etkilemez.”

Uluslararası Af Örgütü’nden yapılan açıklamada Mursi’nin ölümünün “son derece şoke edici” olduğu ve cezaevinde gördüğü muameleye dair “ciddi soru işaretleri” doğurduğu belirtildi. Örgüt, ölümün nasıl meydana geldiği, ayrıca Mursi’nin hangi koşullarda tutuklu kaldığı ve tıbbi bakım alıp alamadığı konusunda Mısır makamlarının derhal “tarafsız, kapsamlı ve şeffaf bir araştırma” başlatması gerektiğini kaydetti. 

El Mısri El Yum gazetesinde köşe yazarı olan siyaset sosyolojisi uzmanı Ammar Ali Hasan ise Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Mevcut yönetim Müslüman Kardeşler’e yönelik politikasını değiştirmez çünkü örgütün mağlup edildiğini, mazide kaldığını düşünüyor. Mevcut yönetim, iktidarı Müslüman Kardeşler’in elinden aldı ve tüm dünya bunu tanıdı. Dolayısıyla yönetimin politikalarını değiştirmesi gerekmiyor.”

Ancak Hasan’a göre Mursi’nin ölümü resmi makamları cezaevi koşullarını gözden geçirmeye sevk edebilir. Bunun yanı sıra, “Müslüman Kardeşler’in kendi geleceklerine dair tartışma başlatması mümkün. Zira Müslüman Kardeşler’in pek çok üyesi Mursi’yi meşru liderleri olarak görüyor ve iktidara dönmesi gerektiğini savunuyordu.”

Hasan’a göre Müslüman Kardeşler’in halk gösterileri sonucu iktidardan uzaklaştırıldıklarını kabul etmesi ve kullandıkları şiddet nedeniyle halktan özür dilemesi durumunda örgütle bir uzlaşı da sağlanabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Muhammed Magdy is an Egyptian journalist currently working as an editor for judiciary affairs at the Al-Shorouk daily newspaper and as an editor for political affairs for Masrawy.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept