Mısır'ın Nabzı

Mısır-Türkiye ticareti: Bir aşk-nefret ilişkisi

By
p
Article Summary
Mısır-Türkiye serbest ticaret anlaşmasının süresi 2020 yılında doluyor. İkili ticaret rekor rakamlara ulaşmış olsa da liderler arasındaki siyasi antipati nedeniyle anlaşmanın yenilenip yenilenmeyeceği belli değil. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

KAHİRE — Uluslararası ticaret çoğu zaman siyasetle el ele gider, güçlü siyasi bağlar karşılıklı ticaretin istikrar kazanmasını, gelişmesini sağlar. Ancak bu durum Mısır-Türkiye örneğinde pek geçerli değil. İkili siyasi ilişkiler en hafif deyimiyle soğuk olarak nitelenebilir ama taraflar arasında ikisine de fayda sağlayan bir serbest ticaret anlaşması mevcut. Bu anlaşmanın süresi 2020 yılında sona erecek.

İkili ticaret hacmi 2018 yılında rekor kırdı. Türkiye’nin Mısır’a ihracatı 2017 yılına göre %29,4 oranında artarak 3 milyar doları aştı, Mısır’ın Türkiye ihracatı ise %9,68 oranında artarak 2,19 milyar dolara yükseldi. Buna rağmen, 2005’te imzalanan ve 1 Mart 2007’de yürürlüğe giren serbest ticaret anlaşması, Ankara’yla Kahire arasındaki soğukluk nedeniyle askıya alınma ihtimaliyle karşı karşıya.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye, Muhammed Mursi’nin devrilmesinden sonra Mısır’dan kaçan Müslüman Kardeşler liderlerine kucak açtı. Mursi’nin devrilmesine yol açan gösterilerin arkasında silahlı kuvvetlerin olduğu sonradan ortaya çıktı ve o dönem genelkurmay başkanı olan Abdül Fettah El Sisi, şu an Mısır’ın cumhurbaşkanı. Erdoğan, bu olayları seçilmiş bir cumhurbaşkanına karşı askeri darbe olarak gördü ve sert ifadelerle kınadı.

Ahram Stratejik Çalışmalar Merkezi’nde Türkiye uzmanı olan Kerem Said, Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “İki ülke arasındaki siyasi gerilim, Erdoğan’ın Sisi’ye olan kişisel öfkesinin sonucu. Mevcut siyasi gerilim sürüp gitmeyecek. Ankara Tel Aviv, Washington, Moskova ve Tahran’la nasıl uzlaştıysa Kahire’yle de anlaşmaya açık olacak. İkili ticaret ve doğrudan yatırımlar ekonomik ilişkileri geliştirerek siyasi engellerin aşılmasını kolaylaştırıyor.”

Said sözlerini şöyle sürdürdü: “İki ülke de ekonomik krizlerden muzdarip ve bu krizler onları serbest ticaret anlaşmasını yenilemeye, açık bir ticaret savaşından uzak durmaya itiyor. İki ülkenin işadamları da serbest ticaret anlaşmasının yenilenmesi için bastırıyorlar. Hem Türk Lirası’nın hem Mısır Lirası’nın değer kaybetmesi, iki ülkenin de ihracatlarını arttırmasını ve üretim maliyetlerini düşürmesini gerektiriyor ki ekonomilerini düzeltebilsinler.”

Türk Lirası en düşük seviyesini geçtiğimiz ağustos ayında dolar kurunun 7,24’e çıkmasıyla gördü. Mısır Lirası ise en büyük değer kaybını, dolar kurunun 7 liradan yaklaşık 20 liraya çıktığı Aralık 2016’da yaşadı.

Said’e göre Mısır’ın 2004’te İsrail ve ABD’yle imzaladığı Nitelikli Sanayi Bölgeleri Anlaşması ve Avrupa Birliği’yle 2004 ve 2010’da imzaladığı ortaklık anlaşmaları, bunların avantajlardan yararlanmak isteyen Türk girişimcileri Mısır’da yatırım yapmaya teşvik etti. ABD ve İsrail’le imzalanan anlaşma sayesinde Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nde belli oranda İsrail girdisiyle üretilen Türk malları, gümrük ve kotalara tabi olmadan ABD pazarına girebiliyor. Bu, bilhassa Türk tekstil üreticileri için önemli bir avantaj.

Bir diğer olumlu unsura işaret eden Said, “Mısır’daki Türk yatırımları, özellikle sanayi ve tarım şirketlerine yapılan yatırımlar Mısır’ın yurtiçi hasılasına katkı yaptı, yaklaşık 60 bin kişilik istihdam yarattı. Tüm bunlar, serbest ticaret anlaşmasını yenileme ihtiyacının karşılıklı olduğunu gösteriyor” dedi.

Ahram Stratejik Çalışmalar Merkezi’nin bir diğer araştırmacısı Beşir Abdül Fettah ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Serbest ticaret anlaşması yenilenecek mi yoksa dondurulacak mı sorusu, birkaç siyasi göstergeyle bağlantılı. Bunların en önemlisi, Erdoğan ve AKP’nin siyasi akıbeti. Türkiye serbest ticaret anlaşmasından Mısır’a göre daha fazla yarar sağlıyor. Ticaret dengesi halen Türkiye’nin lehine. Türkiye Mısır’a karşı ihracat avantajlarına sahip. İhracatçılarını vergi ve gümrük muafiyetleriyle destekleyen Türkiye, gelişkin sanayiler, tarım, turizm, deniz ve hava taşımacılığı gibi hizmetler dahil daha çeşitli bir ekonomiye de sahip.”

Abdül Fettah, Arap ülkelerinde siyasetin ekonomiden baskın olduğunu, serbest ticaret anlaşmasının devam etme ihtimali değerlendirilirken siyasetin de hesaba katılması gerektiğini belirtti.

Muhammed Ferid Hamis başkanlığındaki Mısır Yatırımcılar Dernekleri Federasyonu geçtiğimiz yılın sonunda serbest ticaret anlaşmasının feshedilmesini istemişti. Hamis yaptığı açıklamada serbest ticaret anlaşması sayesinde Türk nihai ürünlerinin Mısır’a gümrüksüz girdiğini, liranın değer kaybetmesi nedeniyle Türk ürünlerinde damping ihtimalinin doğduğunu söylemişti.

Kahire Ticaret Odası’nda ithalatçılar şubesinin başkanı olan Ahmed Şahiye ise Al-Monitor’a yaptığı açıklamada “Serbest ticaret anlaşmasının iptalini isteyenler, Mısır’da bazı mallarda tekel konumundalar. Bu malları yüksek fiyatlardan piyasaya sürüyor ve rekabet istemiyorlar” şeklinde konuştu. Bu görüşüne destek olarak da “Mısır Lirası’nın kurun serbest bırakılmasından sonra dolara karşı yaşadığı değer kaybı, Türk Lirası’nın yaşadığı kayıptan fazla oldu” dedi.

Aynı şubenin başkan yardımcısı olan Muhsin El Tajuri de şöyle konuştu: “Türk pazarı, Mısır’a, Avrupalı ve Amerikalı muadillerine göre daha düşük maliyetle kaliteli ürünleri sunan, gelecek vadeden bir pazardır. Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında değer yitirmesi, Türkiye’nin kontrol edebileceği bir şey değildi. Yani Türkiye serbest ticaret anlaşmasının tatbikinde kasıtlı olarak dürüstlük dışı bir uygulamada bulunmadı.”

Tajuri, Kahire Ticaret Odası’nın ithalatçılar şubesi adına serbest ticaret anlaşmasının devamını güçlü şekilde desteklediklerini ve iki ülke arasındaki siyasi krizden bir çıkış yolu bulunmasını istediklerini belirtti.

Eğilim anlaşmayı sürdürme yönünde olursa, tarafların mevcut anlaşmayı mı uzatacağı yoksa koşulları gözden geçirmek için masaya mı oturacağı belli değil.

Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Hasan Nafa’ya göre “Serbest ticaret anlaşmasını bitirme niyeti olsaydı anlaşma şimdi imzadan bunca yıl sonra değil, siyasi kavgalarla siyasi krizin zirve yaptığı dönemde iptal edilirdi.”

Parlamento Ekonomik İşler Komisyonu üyesi Basit Fehmi ise “Serbest ticaret anlaşmasının sürmesi gerekir. Türkiye 2018 yılında İtalya’nın ardından Mısır’dan en çok ithalat yapan ikinci ülke oldu” dedi.

Fehmi sözlerini şöyle sürdürdü: “Pek çok Avrupa ülkesi, Avrupa’ya yasadışı göçü önlemek ve terörle mücadele etmek için Afrika’ya yatırım yapmanın önemli olduğunu düşünüyor. Mısır da yollar, elektrik, hususi ekonomik bölgeler dahil özellikli altyapısıyla, teşvik edici yeni yasalarıyla bu tip yatırımları çekme konusunda oldukça şanslı. Bürokrasinin kaldırılması, şirket kurma prosedürlerinin kolaylaştırılması, yatırımcılara tanınan ayrıcalıklar ve modern yol altyapısı dikkate alındığında Mısır’ın Türkiye’ye, diğer ülkelere ihracatı önümüzdeki dönemde artacak. Bu da serbest ticaret anlaşmasının canlı tutulmasını zorunlu kılıyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: ekonomi ve ticaret

Rami Galal Al-Monitor Mısır'ın Nabzı sayfasına katkıda bulunan yazarlardan biridir ve Rosa el-Youssef isimli haber sitesi için araştırmacı muhabir olarak çalışmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept