ABD temsilcisi: Güvenli bölgede Avrupalı ülkeler yer almayacak

By
p
Article Summary
ABD’nin Suriye politikasını yürüten başlıca isim, kuzeydoğu Suriye’de güvenli bölge kurulması konusunda Türkiye ve SDG ile “genel” bir anlaşma sağlandığını ancak Avrupalı ülkelerin bu girişimde yer almayacaklarını açıkladı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD yönetiminin Suriye politikasını yürüten başlıca yetkiliye göre Suriye-Türkiye sınırında güvenli bölge kurulması konusunda “genel” bir anlaşma sağlandı ancak bu girişimde Avrupalı ülkeler yer almayacak.

ABD Başkanı’nın İslam Devleti (İD) karşıtı koalisyondaki temsilcisi ve Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye temsilcisi olarak çift şapkalı bir görev yürüten Büyükelçi Jim Jeffrey, Kürt güçlerinin geri çekilmesi ve kuzeydoğu Suriye’de güvenli bölgenin kurulması konusunda hem Türkiye’nin hem de ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) mutabakatı bulunduğunu açıkladı. Ancak Jeffrey Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Avrupalı müttefiklerin bu düzenlemede yer almayacaklarını belirtti.

Jeffrey, “Hayır, herhangi bir anlaşma yok, talep yok, bu alanda Avrupalıların oynayacağı bir rol yok. Bu, aralık ayında ortaya çıkan bir şeydi. Herhangi bir anlaşmanın parçası değil, görüşülmedi” ifadesini kullandı.

Bu açıklama öncesinde ABD aylarca İngiltere ve Fransa’yı planlanan güvenli bölgeye asker vermeleri için ikna etmeye çalışmıştı. Bölgenin, Suriyeli Kürtlerden oluşan Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile ABD’den destek alan bu grubu ulusal güvenlik tehdidi olarak gören Türkiye arasında tampon işlevi görmesi öngörülüyor.

ABD’nin Suriye’deki askerlerini azaltması, İD karşıtı misyonun sonu ve Beyaz Saray’ın İran’a yönelik baskı kampanyası nedeniyle Donald Trump yönetimiyle çatışan Avrupalı müttefikler, bölgeye yeni asker göndermeye istekli değil. Atlantik’in iki kıyısı arasındaki bu çatlak şubattaki Münih Güvenlik Konferansı’nda açığa çıkmış, Avrupalı müttefikler Trump’ın politikasını “siz gidiyorsunuz, biz kalıyoruz” diye iğnelemişti. Uzmanlara göre Jeffrey o günden bu yana Avrupa’yla beklentileri yönetmeye çalıştı.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın eski yönetici yardımcısı Mona Yacoubian’a göre “Jeffrey bir gerçeği dile getiriyor, o da şu ki pek çok insan Avrupalıların kendilerine göre siyasi kısıtlarının olduğunu anlamıyor. Kısaca onlar o yetkiye sahip değil, Türkiye’yle Kürtler arasındaki güvenli bölgeyi denetlemek için orada bulunmuyorlar.”

Jeffrey Salı günü Washington’daki Orta Doğu Enstitüsü’nde yaptığı açıklamada ABD, Türkiye ve SDG arasında “geri çekilme ve güvenli bölge konusunda prensipte genel anlaşma” olduğunu ve ABD’ye göre görüşmelerin “ciddi şansa” sahip olduğunu belirtmişti.

Barack Obama döneminde Türkiye’de büyükelçi olarak görev yapmış olan Jeffrey, anlaşmanın neticelenmesi önünde hâlâ bazı engeller bulunduğunu söyledi. Bunların arasında YPG’nin bırakacağı bölgenin büyüklüğü, İD’le mücadeleden kalma ABD tarafından sağlanmış silahların ne olacağı ve güvenli bölgenin yönetimi gibi konular yer alıyor.

Al-Monitor’un daha önce bildirdiği gibi Türkiye bölgede ful kontrolde ısrar ederken, Savunma Bakanı Hulusi Akar YPG’nin anlaşma kapsamında Türkiye sınırının en az 32 kilometre güneyinde kalması ve Pentagon tarafından sağlanan ağır silahları iade etmesi gerektiğini söylemişti. Kuzeydoğuda da küçük bir ABD gücü geriye kalacak. Amerikalı yetkililer geçtiğimiz ay bir grup askerin daha Suriye’den ayrıldığını bildirmişti.

Pentagon Sözcüsü Sean Robertson şöyle konuştu: “Türkiye’nin Suriye sınırındaki meşru kaygılarına yönelik bir güvenlik mekanizması konusunda Türkiye’yle yoğun görüşmelere devam ediyoruz. Bunlar, ABD ile Türkiye arasında ikili görüşmelerdir. Bugüne kadarki diyalogumuz verimli oldu.”

Trump’ın aralıktaki çekilme açıklamasına karşın Jeffrey kuzeydoğudaki İD karşıtı operasyon için “çekilme takvimi olmadığını” söyledi. Ayrıca Trump’ın çekilme açıklamasından sonra ayrılan yardım görevlilerinin yakında bölgeye dönmesini beklediğini kaydetti. Ancak uzmanlara göre Suriye’de siyasi çözüme yönelik BM destekli görüşmelerin duraksadığı bir ortamda güvenli bölge görüşmelerinin başarısı bile kalıcı bir çözüm olmayabilir.

Trump ve Obama dönemlerinde Ulusal Güvenlik Konseyi direktörlüğü yapmış olan Frances Brown “Diplomatik kulvar yılmadan bu ‘güvenli bölge’ müzakeresine odaklansa da neticede taktiksel bir sorunu çözmeye çalışıyor” dedi. Bunun insani riskleri yüksek bir sorun olduğunu belirten Brown şöyle devam etti: “Bu sorun başarılı bir şekilde çözülse bile esas stratejik soru hâlâ cevap bekliyor: Nihai amaç ne?”

Bu arada, İD’le mücadelenin ardından ABD’nin yeniden inşa çabalarına desteği oldukça düşük bir seviyede. Etnik gerilimler de bu çabaları zorlaştırıyor. Yakın zamanda kurtarılan Orta Fırat Vadisi’ndeki Araplar son haftalarda Kürt idaresine karşı protestolar düzenliyorlar.

Bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre ABD’nin sağladığı fonlarla 143 okulun donatılmasına destek olundu ve 250 bin çocuğun yeniden okula gitmesi sağlandı. Ayrıca yakın zamana kadar İD halifeliğinin başkenti olan Rakka’ya su ve 212 bin kişiye elektrik sağlandı. Yetkiliye göre koalisyonun mevcut katkıları ABD hükümetinin kuzeydoğu Suriye’deki programlarını önümüzdeki aylarda sürdürmesine imkan veriyor.

Güvenli bölge görüşmeleri sürerken Suriye’de halen Amerikalı askerler bulunsa da uzmanlar ABD’nin sahayı izleyebilmek için yeterli bir varlığa sahip olmayacağını düşünüyor.

Philadelphia merkezli Dış Politika Araştırma Enstitüsü Orta Doğu Programı Direktörü Aaron Stein şöyle diyor: “Hava koruması ve bölgedeki güçlerle rejimin veya Rusların hamlelerini muhtemelen caydırabiliriz ama çeşitli SDG unsurlarına fiziksel olarak ulaşıp temas edemeyiz, dolayısıyla olup biten her şeyi göremeyiz.”

Stein’a göre “Esas nokta bölgeden ayrılmıyor olmamız. Trump söylediklerinden döndü ve böylece stratejisiz, ucu açık bir konuşlanma konumuna girdik."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması

Jack Detsch Al-Monitor’un Pentagon muhabiridir. Washington’da yaşayan ve savunma muhabiri gözüyle ABD-Orta Doğu ilişkilerini haberleştiren Detsch daha önce Passcode için siber güvenlik haberleri yazmış ve Christian Science Monitor’un Dijital Çağ’da Güvenlik ve Mahremiyet projesinde yer almıştır. Detsch Diplomat Magazine dergisinde editör yardımcılığının yanı sıra NPR’ın San Francisco’daki muhtelif kuruluşlarında da çalışmıştır. Twitter hesabı: @JackDetsch_ALM Email: jdetsch@al-monitor.com.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept