Türkiye'nin Nabzı

Hükümet niçin Arapça tabelalara savaş açtı

By
p
Article Summary
Mültecilerin sayısı ve Suriye kökenli işyerlerinin artmasıyla birlikte Arapça tabelaların ortaya çıkması ekonomik kriz içerisindeki halkın tepkisinde patlamaya neden oldu. Tabelalara kısmi yasak geldi.

Türkiye’de 1928 yılında gerçekleştirilen harf devriminden bu yana Latin alfabesi kullanıldığı için halk Arapça harfleri tabelalarda görmeye alışık değil. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişin en önemli sonuçlarından biri alfabe değişikliğiydi. Ancak Suriyelilerin Türkiye’ye akın ettiği 2011 yılından başlayarak Türkiye’nin birçok ilinde Arapça tabelalar yeniden asılmaya başlandı.

Suriye’de baş gösteren iç savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınanlar kendi aralarında bir ekonomik faaliyet alanı oluşturdular. İçişleri Bakanlığı’nın son verilerine göre Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin sayısı 3 milyon 626 bin. Irak, Pakistan, Afganistan gibi ülkelerden gelenler de dikkate alındığında sayı 4 milyonu aşıyor. İşte bu büyük grubun ihtiyaçlarını karşılamak için Arap kökenli işverenler tarafından küçük ve orta ölçekli işletmeler kurulup tabelalar asıldı. Yıllar geçtikçe sığınmacı sayısıyla birlikte Arapça tabelaların sayısı da arttı. Alfabe farklı olduğu için yerli halkın geneli bunları anlamıyor. Mültecilere duyulan tepkiyle birlikte “Acaba ülkemiz elden mi gidiyor?”, “Araplaşıyor muyuz?” gibi endişeler dillendiriliyor.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesini yanıtlayan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye’de Suriyelilerin kurduğu şirket sayısının 15 bin 159’a ulaştığını bildirdi. Suriye şirketleri İstanbul, Gaziantep, Mersin, Hatay ve Bursa’da yoğunlaşmış durumda.

Arapça tabelalara karşı çıkan isimlerden biri de ünlü yazar Emin Çölaşan. Al-Monitor’a konuşan Çölaşan, bu tabelaların Atatürk devrimleriyle sağlanan kazanımlardan geri adım anlamına geldiğini söyledi. Çölaşan tepkisini köşe yazısına şöyle taşıdı: “Yıl 1928… Harf devrimi yapıldı… Aradan yıllar geçti. Suriyeli, Arap, Asyalı ve Afrikalı istilası sonrasında ülkemizde Arapça harfler yine piyasaya sürüldü. Türkçemiz çöpe atıldı.”

Kendi ülkelerine yabancılaşmaktan şikayet edenlere yazar Emin Çölaşan şu sözlerle destek verdi: “Büyük şehirlerimizde Arapça yazılı tabelaları görenler şaşkına dönüyor. Çünkü burası Suriye mi, Suudi Arabistan mı, Irak mı belli değil.” 

Arapça tabelalara halkın tepkisi, 31 Mart yerel seçimlerinden önce İstanbul’da Suriyelilerin en yoğun yaşadıkları bölgelerden biri olan Fatih’te İyi Parti’nin belediye başkan adayı İlay Aksoy tarafından kampanyaya dönüştürülmüştü. Aksoy “Fatih’i Suriyelilere teslim etmeyeceğim” diye pankart açıp İngilizce tanıtım videosu hazırlayınca iktidara yakın medyanın hedefi haline getirildi.

Sadece iktidar çemberindeki medya değil Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İlay Aksoy’un kampanyasına oldukça sert bir üslupla karşılık verdi: “Fatih’te adayları çıkmış ‘Şuraya bak, üzerinde Arapça yazıyor’ diyor. Beğendin mi, diyor. Lafa bak, ahlaksıza bak, terbiyesize bak. İngilizce yazdığı zaman oluyor da Arapça yazdığında niye rahatsız oluyorsun? Arapça bir defa dil olarak beynelmileldir. Bu cahiller şu anda Fatih’te belediye başkan adayı.”

Cumhurbaşkanı’nın şahsında “devlet” Arapça tabelaların arkasında duruyordu. Türkiye’nin her köşesinde Suriyelilerle yaşanan sokak kavgaları ise hoşnutsuzluğun arttığını yansıtıyordu. AK Parti 31 Mart yerel seçimlerinde ve 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul belediye başkanlığı seçiminde ağır yenilgiler aldı. Yaygın kanıya göre iktidara mülteciler nedeniyle duyulan tepki bu sonuçlarda önemli bir etken oldu. AK Parti’nin kalesi konumundaki Fatih ilçesinde bile CHP’li Ekrem İmamoğlu birinci çıktı

AK Parti 23 Haziran’dan sonra halkın tepkisini dikkate alarak Arapça tabelaları kaldırmaya karar verdi. İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı “İstanbul’un tamamında tabelaları kısa süre içerisinde Türkçeye çevrilmesini sağlayacağız” dedi. Çataklı, tüm Türkiye’de tabelaların yüzde 75 Türkçe, yüzde 25 başka dillerde yazılabileceğini söyledi.

Twitter’da tabelalarla ilgili çok sayıda tepki mesajı yer alıyor. Bu mesajların içerisinde “Arapça olanları yasaklayıp İngilizce olanları bırakamazsınız” diyenler de var. Ancak burada sorun tabelalardan çok, giderek artan Arap kökenli nüfusun Türkiye’de işsizliği artırmasından kaynaklanıyor. İngilizce ve Rusça tabelalar var ama sayıları on binlerle ifade edilen İngilizler ve Ruslar Türkiye’ye çalışmak için değil, tatil için geliyor. Dolayısıyla Türklerin işgücüne karşı bir tehdit oluşturmuyor, aksine tüketici olarak ekonomiye katkı sağlıyorlar.

Buna karşılık Suriyeliler başta olmak üzere Arap ülkelerinden gelen sığınmacılar Türklerin aldığı ücretin yarısına kayıt dışı çalışmaya razı. Bu durum Türkiye’de işsizliği artıran bir etki yaratıyor.

Türkiye İstatistik Enstitüsü rakamlarına göre işsizlik oranı Mart 2019 itibarıyla yüzde 14.1 düzeyinde. Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye gelmeye başladığı 2011 yılında işsizlik yüzde 9.1 oranındaydı. Sayısal olarak ifade edersek, 2011 yılında 2 milyon 328 bin olan işsiz sayısı 2019 yılı Mart ayı itibarıyla 4 milyon 544 bine ulaşmış.

Tabii ki işsizliğin artması sadece Suriyeli mültecilere bağlanamaz. İstihdam alanları yaratmadaki beceriksizlik, kaynak israfı, kayırmacılık, bol döviz fırsatının değerlendirilememesi, üretken yatırımlar yerine inşaata dayalı büyüme modelinin tercih edilmesi ve bunların sonucunda gelen resesyon gibi birçok nedeni saymak mümkün. Ancak Suriyeli ucuz işgücünün de işsizliğin artmasında ve mültecilere karşı tepkilerin yoğunlaşmasında önemli bir etken olduğu vurgulamak gerekir.

Ekonomik kriz yerli esnafı ağır biçimde etkilerken, Suriyelilerin Türklerden değil, daha çok kendi tabelalarını asan işyerlerinden alışveriş yapmaları, kapalı bir ekonomi alanı oluşturmaları da tepki çekiyor. Seçim döneminde İstanbul’u dolaşan AK Partili bir siyasetçi, esnafın “Mülteci yükünü biz çekiyoruz ama alışverişi bile kendi aralarında yapıyorlar. Bize faydaları olmuyor” diye tepki gösterdiğini söyledi.

Türkiye’de oransal olarak en fazla Suriyelinin yaşadığı il Kilis. Bu ilin toplam 142 bin 541 olan nüfusunun 116 bin 062’si, yani yüzde 80’den fazlası Suriyeli. Arapça tabelalarla birlikte tamamen el değiştirmiş bir şehir görünümünde olan Kilis’te en azından görüntüde durumu kurtarmak için büyük bir tabela operasyonu yapıldı ve Arapça yazılı 531 tabela değiştirildi.

Şimdi sıra 547 bin Suriyeli mültecinin kayıtlı olduğu İstanbul’da. Arapça tabelaların kaldırılması ve yerlerine Türkçe yazılı tabelaların konulması için kaymakamlıklar ve belediyeler ortaklaşa çalışma yürütüyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun haziran sonunda yaptığı açıklamaya göre Türkiye’de altı ay içinde Arapça tabelaların tamamı değişecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Profesyonel gazetecilik hayatına 34 yıl önce başlayan Çetingüleç, Sabah medya grubunda çalıştığı 23 yıl içinde, Başbakanlık muhabirliği, Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, ekonomi servisi ve parlamento bürosu şefliği de dahil pek çok farklı alanda görev yapmıştır. Dokuz yıl boyunca Takvim gazetesinin Ankara Temsilciliğini üstlenen ve aynı gazetede köşe yazan Çetingüleç’in yayımlanmış iki kitabı vardır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept