İran, Suudi Arabistan ve ‘Trump değişkeni’

ABD’nin desteğinden emin olamayan Suudi Arabistan, İran’a yumuşama sinyalleri gönderirken, ikili ilişkiler dış rüzgârların etkisiyle dalgalanmaya devam ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi toplantısında, 1 Ekim 2019 Photo by Sputnik/Alexei Druzhinin/Kremlin via REUTERS.

Eki 31, 2019

Suudi devletinin petrol şirketi Aramco’nun tesislerine eylülde yapılan saldırı ve ardından Suudi petrol üretiminin bir süre düşmesi, tüm dünyada manşetlere çıkarken Suudi-İran gerilimi yeniden yükseldi. 

Saldırıyı, Yemen’de Şii bir grup olan Husi savaşçılar üstlendi. Bu, dört buçuk yıldır süren Yemen iç savaşında Husilerin en büyük eylemiydi. Husiler daha önce de gelişkin füzeler kullanarak Suudi Arabistan’ı hedef almıştı.

Aramco saldırısının ardından Suudi Arabistan ve ABD hemen İran’ı suçladılar. Kısa sürede yaşanan bir dizi olayla zaten gerilmiş olan Riyad-Tahran ilişkilerinde tansiyon iyice yükseldi. Ancak Suudi Arabistan’dan gerilimi düşürme yönünde gelen mesajlar da çoğalmaya başladı. 

Tahran öteden beri uzlaşmaktan yana olduğunu söylüyor. 2015’te imzalanan kritik nükleer anlaşmanın öncesinde bile İran genel olarak bölgede, özel olarak da Suudi Arabistan’la tansiyonu düşürmenin önemini vurguluyordu.

Bu mesajlara çoğunlukla kayıtsız kalan Suudi Arabistan, 2017’de Beyaz Saray’a Donald Trump’ın gelişiyle umutlanmış, bölgesel nüfuzunu artıran İran’ı dizginleme hedefine yaklaştığına inanmıştı. Ne var ki üçüncü yılını doldurmak üzere olan Trump yönetimi, Körfez’de petrol tankerlerini hedef alan olaylar devam ederken ABD’ye ait bir insansız hava aracının (İHA) İran tarafından düşürülmesine misillemede bulunmadı. Washington’un bu tavrı üzerine Suudi Arabistan Trump’ın “azami baskı” politikasından umduğunu bulamayacağını kabullenmiş görünüyor. Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın yön verdiği Suudi yönetimi, Tahran’la uzlaşma yönünde kayda değer bir istek sergiliyor. 

Bundan önce İran’ın diğer bölgesel hasmı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de tansiyonu düşürme çabasına girmişti. BAE’yi strateji değiştirmeye iten unsurlar Al-Monitor sayfalarında irdelenmişti. Suudi Arabistan’ın da -- şimdilik -- İran’a karşı yumuşamaya yönelmesi, az çok aynı etkenlere bağlanabilir. Bu yumuşama eğilimi kapsamında Riyad arabuluculara başvuruyor. Pakistan Başbakanı İmran Han 23 Eylül’de New York’taki BM Genel Kurulu sırasında Veliaht Prens’in İran’la tansiyonu düşürmek için kendisinden destek istediğini açıkladı. 

Bir ay geçmeden Tahran’a giden Han’ın birinci gündem maddesi arabuluculuktu. Pakistan Başbakanı 13 Ekim’de düzenlenen ortak basın toplantısında “bölgede yeni bir çatışmayı önlemek” için İran’a geldiğini belirtti. Han Tahran’daki görüşmelerin ardından hemen Riyad’a gitti ve daha sonra 24 Ekim’de yaptığı açıklamada İran ve Suudi dışişleri bakanlarını İslamabad’da buluşturmak istediğini söyledi. 

Suudi Veliaht Prensi CBS kanalında 29 Eylül’de yayınlanan mülakatında Aramco saldırısından dolayı İran’ı “aptallık” ile itham etti ama aynı zamanda olası bir Suudi-İran askeri çatışmasının olumsuz sonuçlar doğuracağını, “küresel ekonominin topyekûn çöküşüne” yol açabileceğini vurguladı.

30 Eylül’de ise İran Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye Suudi yönetiminden uzlaşma yönünde bir mesaj ulaştırıldığını duyurdu. Suudi Arabistan’ın Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Adil El Cubeyr İran’dan yapılan açıklamanın “doğru olmadığını” söyledi fakat arabuluculuk girişimlerini yalanlamadı. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise “Suudiler çözümü insan öldürmekte değil müzakere masasında ararlarsa, İran’ın desteğini mutlaka alacaklardır” diyerek iyimserlik yarattı.

Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir İranlı diplomata göre Tahran Suudi yönetimine aracılarla defalarca mesaj gönderdi, hatta doğrudan diyalog önerdi ama “Riyad bölgedeki Arap ülkeleri üzerinde tam hâkimiyet sağlayana kadar kapıları kapalı tutmakta ısrarlı.” 

Diplomat sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgedeki bazı ülkelerde İran’ın nüfuz sahibi olduğunu herkes kabul ediyor. Bu, İran’ın söz konusu ülkelerle olan bağlarının doğal bir sonucu. Oysa Suudi Arabistan zorlama yoluyla nüfuz edinme peşinde ki bu politika, Suriye, Yemen, hatta Irak ve Lübnan’da başarısız oldu.”

Suudilerin İran’a yönelik açılımı iç siyasete de yansıyor.

Körfez bölgesini yakından izleyen İranlı analist Kâmran Karami’ye göre Muhammed Bin Selman “tahta çıkmanın hazırlığını yapıyor” ve bu açıdan da Tahran’la arayı yumuşatmak istiyor. Geçtiğimiz günlerde ABD’de yayınlanan bir programda Veliaht Prens’in gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinde sorumluluğu kabul ettiğini anımsatan Karami, “Veliaht Prens tahta çıkışına mani olabilecek tüm engelleri geride bırakmak istiyor” dedi.

Karami değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bölgesel düzeyde, Suudi-İran geriliminin ana kaynağı Yemen ve Suriye savaşları oldu. Bugün her iki çatışmanın bir şekilde sona ermekte olduğu görülüyor. Suudi yönetimi bu arada Basra Körfezi’nde yükselen tansiyonun kendi ülkesine sıçrayabileceği, kritik önemdeki enerji altyapısını tehlikeye atabileceği kaygısına kapıldı. Dolayısıyla Riyad pazarlıklar için İran’ın Husiler üzerindeki nüfuzuna ihtiyaç duyuyor ve Körfez’de İran’la sürtüşmekten kaçınıyor.”

ABD’nin İran’a yönelik tavrının Suudilerde giderek artan bir hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan Karami, “Dolayısıyla artık tüm yumurtalarını Washington’un sepetine koymak istemiyorlar” dedi.

Tüm bunlara rağmen Tahran temkinli davranıyor, Suudi açılımına ihtiyat payıyla yaklaşarak Riyad’dan somut adımlar bekliyor.

Bir başka üst düzey İranlı diplomat şöyle konuştu: “Suudi-İran ilişkilerinin son günlerde bir nebze yumuşadığı yadsınamaz. Riyad’ın mesajlarında daha önceki gerilimlere özgü sertlik yok. Yine de uluslararası ilişkilerde politikalarınızı bu tür cılız dinamiklere göre belirleyemezsiniz. Bana göre Suudi Arabistan İran politikasında henüz gerçek bir değişikliğe gitmiş değil, hâlâ Trump’ın İran konusunda bir kıyak yapabileceğini umuyor.”

Suudilerden gelen işaretlerin henüz çok erken, kırılgan bir safhada olduğunu pek çok gözlemci de kabul ediyor. Karami’ye göre “Şu ana kadar gördüklerimizin, sorun çözmeye dönük üst düzey doğrudan görüşmelere imkan verecek kapsamlı bir diyaloga dönüşmesi için daha gidilecek çok yol var. Bu süreç, ABD-İran geriliminin gidişatıyla bağlantılı. Zira Trump değişkeni, Suudilerin İran yaklaşımına yapısal sınırlar dayatmaya devam ediyor.”

Tüm bunlara rağmen Trump’ın dış politikada, bilhassa Orta Doğu’da sergilediği siyaset tarzı -- örneğin en son Suriye’deki Kürt savaşçıları yüzüstü bırakması ya da haziranda İHA’nın düşürülmesi üzerine sergilediği tutum -- Suudi Arabistan’ın bir gün gerçekten zora düşmesi durumunda Trump’ın yardıma gelmeyeceği kaygısını artırıyor.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani de 25 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap ederken Suudi Arabistan’a bu minvalde mesaj verdi. Ruhani, “Amerika bizim komşumuz değil. (…) Bir olay çıkarsa siz ve biz baş başa kalacağız” dedi. 

Burada atlanmaması gereken önemli bir gelişme, İran’a karşı demeç ve faaliyetleriyle bilinen şahin bir ismin 23 Ekim’de Suudi Arabistan’ın yeni dışişleri bakanı olarak açıklanmış olması. Bu görev için Prens Faysal Bin Ferhan El Suud’un seçilmesi, Suudi dış politikasının hangi yöne gideceğinin işareti olabilir. 

Suudi Arabistan’ın İran’a karşı Trump’ın “azami baskı” politikasına umut bağladığı ve baskının artması için elinden geleni yapacağı kuşkusuz. Ancak bu umutların giderek söndüğü bir süreçte Riyad Tahran’la diplomasi ve yumuşamaya kapıları kapatma lüksü olmadığını görüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

İsrail’in ilhak planı iki eski komutanın elinde
Ben Caspit | | Haz 12, 2020
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
Washington SDG’ye ayrılan bütçeyi kısıyor
Jack Detsch | Donald Trump | Şub 20, 2020
Neçirvan Barzani: İran’dan korkmuyoruz ama İran’a saygı duyuyoruz
Amberin Zaman | Kürtler ve Kürdistan | Oca 16, 2020
Irak Başbakanı ABD birliklerini ülkede tutmanın yolunu arıyor
Jack Detsch | Iran-US tensions | Oca 11, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?
Saeid Jafari | Iran-US tensions | Oca 14, 2020
al-monitor
Süleymani suikastı İran’ın Suriye stratejisini nasıl etkiler?
Hamidreza Azizi | Iran-US tensions | Oca 7, 2020