‘Barış Pınarı’nın milisleri

Türkiye tartışmalı sicilleriyle gündem olan Halep, İdlib ve Lazkiye’deki silahlı grupları "Milli Ordu" çatısı altında birleştirip Fırat’ın doğusuna sürüyor.

al-monitor .
Fehim Taştekin

Fehim Taştekin

@fehimtastekin

İşlenmiş konular

pyd, ypg, jabhat al-nusra, free syrian army, syrian national army, operation peace spring, operation olive branch, operation euphrates shield

Eki 13, 2019

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik 9 Ekim’de başlattığı operasyona, hedefteki beldeler Ayn El Arab (Arap Pınarı) ve Rasualyn’a (Pınar Başı) atfen “Barış Pınarı” adını verirken sahaya sürdüğü Suriyeli milis güçlerini de Milli Ordu (Ceyş’ul Vatani) ismiyle yeniden örgütledi. 

2018’de zeytin bölgesi Afrin’e yönelik harekata, Zeytin Dalı isminin verilmesinde olduğu gibi şimdi seçilen isimlerdeki “barış” ve “milli” vurgusu da hem iç hem dış kamuoyu açısından “manipülatif ve propagandif” bir boyut taşıyor. Türkiye, Afrin’de ganimet adı altında yağma, gasp, fidye ve adam kaçırıp işkence etmek gibi suçlara bulaşan silahlı grupları, bütün eleştirilere rağmen, Milli Ordu etiketiyle Fırat’ın doğusuna taşımakta da bir beis görmedi. Tel Abyad’ın (Girê Spî‎) karşısındaki Akçakale’ye otobüslerle taşınan Milli Ordu bileşenleri Türk ordusunun eşliğinde savaşa girişti. Harekat başlamadan önce Hamza Tümeni ve Süleyman Şah Tugayları gibi gruplar Afrin’de makineli silah kullanımı, yakın dövüş, sokak çatışması ve sızma taktikleri üzerine eğitimden geçirildi.

Simgesellik sadece isimlerle sınırlı değil. Harekât başlarken Milli Ordu’nun kullandığı araçların plakaları “fetihçi” yaklaşımı yansıtıyordu: “82 TC 1453” ve “82 TC 1071”.

Yeni Milli Ordu’nun oluşumu, Fırat’ın doğusuna harekât hazırlıkları sürerken 4 Ekim’de Urfa’da düzenlenen bir basın toplantısıyla duyuruldu. Milli Ordu’nun Azez, Cerablus, El Bab, Afrin, İdlib ve Lazkiye kırsalında faaliyet gösteren örgütlerin katılımıyla oluştuğu belirtildi. Türkiye’nin güdümündeki “Suriye Geçici Hükümeti”nin Başkanı Abdurrahman Mustafa’nın verdiği bilgilere göre yeni Milli Ordu, eski Milli Ordu ile Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (UKC) tüm bileşenlerini içeriyor. Savunma Bakanlığı’na bağlı çalışacak oluşuma dahil olan örgütler kendi isimleriyle anılmayacak. 

İslamcı örgütlerin ağırlıkta olduğu UKC’ye bağlı grupların Milli Ordu’da 4, 5, 6 ve 7’nci kolordu isimleriyle yer alacağı belirtiliyor. Önceki Milli Ordu’nun bileşenleri 3 kolordu şeklinde örgütlenmişti. Bunlar yeni yapıda da organizasyon şemasını koruyacak.

Milli Ordu temsilcilerinin verdikleri mesajlarda da Türkiye’dekine benzer bir siyasal dil hakim. Abdurrahman Mustafa, hedeflerini şu sözlerle ilan etti: "Fırat'ın doğusundaki halkımızın katliamlara maruz kalmış, köyleri ve beldeleri yıkılıp yakılarak göç ettirilmiştir. Bize düşen bu zulmü ortadan kaldırmak ve Türkiye'nin terörle mücadelesine destek vermektir."

Geçici hükümetin Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Selim İdris de "Başta PYD/PKK terör örgütü olmak üzere bütün terör örgütleriyle mücadele edeceğiz” dedi.

10 Ekim’de sahaya intikal eden Milli Ordu adına yapılan açıklamada, Kürt savaşçılara merhamet gösterilmeyeceği bildirildi: “Onları demir yumrukla vurun, ateşinizin cehennemini tattırın.”

Geçmişte silahlı grupları tek çatı altında birleştirme ve tek kumanda merkezine bağlama denemeleri ya başarısız oldu ya da göstermelik kaldı. Hâliyle yeni orduda hangi örgütlerin ne kadar yer aldığı ya da Barış Pınarı Harekâtı’na ne kadarının katılacağı belirsiz bir konu. 

Milli Ordu bileşeni olarak ismi geçen 44 örgütten önde gelenleri şöyle: Ahrar El Şam, Ceyş El İslam, Sukur El Şam, Birinci Sahil Tümeni, Liva Selam, Ceyş El Sani, Ceyş El Nasır, Özgür İdlib Ordusu, Ahrar El Şarkiyye, Feylak El Şam, Suvvar El Cezire, 51’nci Tugay, Fırka Şimal, Ceyş El Ahfad, Ceyş El Şarkiyye, Fırka Mutasım, Cephe’uş Şamiyye, 5’nci Alay, Liva El Şimal, Muntasır Billah Tugayı, Festakim Kema Umirte, Ceyş El İslam, Liva Sultan Osman, Rical El Harb, Liva El Evvel Magavir, Fevc El Mustafa, 9’ncu Tümen, 23’ncü Tümen, Semerkand Tugayı, Fatih Sultan Mehmet Tugayı, El Vakkas Tugayı, Hamza Tümeni, Sultan Murad Tugayı, Liva El Fatih, Liva Sukur El Şimal, Ceyş El Nukba ve Sultan Süleyman Şah.

Listeye giren örgütlerin 21’i daha önce CIA veya Pentagon’dan yardım gördü. TOW füzesi verilen örgütlerden 14’ü de bu listede. Bu, ABD’nin Fırat’ın batısında eğittiği örgütlerin şimdi Pentagon’un Fırat’ın doğusunda ortak olduğu güçlerle savaştığı anlamına geliyor.

Başlangıç olarak Akçakale ve Ceylanpınar sınırlarına 14 bin kişinin sevk edildiği, bunlardan 3 binin muharip grup olarak sahaya sürüldüğü belirtiliyor.

Milli Ordu’nun toplam mevcuduyla ilgili de rivayet muhtelif. Ordudan sorumlu Selim İdris “50 bin askerle büyük bir nizami ordu olacağız” derken komutanlardan Mustafa Secari, komutalarında yaklaşık 100 bin savaşçının bulunduğunu söylüyor. 

Milli Ordu’nun komutan yardımcılığına getirilen Adnan El Ahmed ise yeni yapının 40 bini eski Milli Ordu, 70 bini Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden olmak üzere 110 askerden oluştuğunu kaydetti. 

Ağırlıklı olarak İdlib’de bulunan UKC bileşenlerinden Fırat’ın doğusuna intikal edenler olduğuna dair henüz bilgi yok. Cephe hattında konuşlananlar daha çok Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’na eşlik etmiş olan eski Milli Ordu bileşenleri. Ancak beklentiler ilk önce bölgeyi bilen grupların öncü güç olarak Tel Abyad ve Rasulayn’da savaştırılmaları, sonraki cephe hatlarında diğer birliklerin ileri sürülmesi yönünde. Ceyş El İslam gibi bazı birliklerin de Menbic’e doğru konuşlandırıldığı söyleniyor. 

İlk Milli Ordu, Zeytin Dalı Harekâtı’na hazırlık çerçevesinde 30 Aralık 2017’de ilan edilmişti. Bu orduda Feylak El Şam, Semerkand Tugayı, Muntasir Billah Tugayı, Fatih Sultan Mehmet Tugayı, Sultan Murad Tugayları, Hamza Tümeni, Cephet’üş Şamiyye, Ahrar El Şarkiyye gibi 30 örgüt yer almıştı. Bu ordunun mevcudiyeti 22 bin idi.

Türk ordusuna eşlik etmede adı öne çıkan UKC bileşenlerinden Feylak El Şam 2014’te 19 İslamcı örgütün birleşmesiyle kurulmuştu. Bu örgüt Müslüman Kardeşler’le bağlantılı. Ahrar El Şarkiyye ve Ceyş El Şarkiyye de daha önce Deyrizor taraflarında Nusra Cephesi'nde yer almış savaşçılar tarafından oluşturulmuştu. 

Bu örgütlerden bazıları esas hedeflerinin Suriye rejimi olduğunu belirtip Türkiye’nin çıkarlarına göre hareket etmeyi ana davadan sapma olarak görüyordu. Ancak İdlib’deki sıkışmışlık Türkiye’ye daha bağımlı hâle gelmelerine sebep olarak itirazları geriletti. Şimdi Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonu “kurtarılmış bölgelerin genişlemesi” olarak gören fırsatçı yaklaşımlar olsa da dikkat çekici bir sessizlik hâkim.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Barış Pınarı Harekâtı’nın ardından sefalet ve propaganda savaşı devam ediyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | May 29, 2020
Suriyeli Kürtler arasındaki ABD destekli müzakereler Türkiye’nin hedefinde
Amberin Zaman | Suriye çatışması | May 12, 2020
Suriyeli Kürtler ABD himayesinde uzlaşı görüşmelerine başladı
Ivan Hassib | Kürtler ve Kürdistan | May 1, 2020
Türkiye Suriye’deki muhalif bölgelerine yeni bir sınır kapısı açıyor
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Nis 16, 2020
Petrol Erdoğan’ın Suriye siyasetini düze çıkarabilir mi?
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Mar 13, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Bağdat Kürtler için Ankara’yla kavgayı büyütür mü?
Fehim Taştekin | | Tem 8, 2020
al-monitor
Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020
al-monitor
Türkiye’de Rusya’ya güven, ABD'ye güvensizlik azaldı
Ayla Ganioglu | | Haz 30, 2020
al-monitor
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020