SDG kaynakları: ABD kuzeydoğu Suriye’de asker bırakacak

By
p
Article Summary
Başkan Donald Trump kuzeydoğu Suriye’deki yaklaşık 1000 ABD askerinin çekileceğini duyurmuş olsa da Al-Monitor’a konuşan Kürt kaynaklar az sayıda askerin bölgede kalacağını söylüyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Başkan Donald Trump kuzeydoğu Suriye’deki yaklaşık 1000 ABD askerinin çekileceğini duyurmuş olsa da ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile bağlantılı kaynaklar az sayıda askerin Kürt kontrolündeki bölgede kalacağını söylüyorlar. Al-Monitor’un 15 Ekim’de görüştüğü en az üç kaynağa göre “bazı” ABD güçleri Menbiç kasabasının güneydoğusuna kaydırılacak. Bir kaynak söz konusu askerlerin Tişrin Barajı civarlarında konuşlanacağını belirtti. Güçlerin tam olarak nereye konuşlanacağını resmi kaynaklardan teyit etmek mümkün olmadı.

Bazı askerlerin çekilmeyip yer değiştireceği haberi, Trump ile SDG komutanı Mazlum Kobane arasında gerçekleşen ilk telefon görüşmesinin ardından geldi. Kaynaklar, Trump’ın bu görüşmede geriye az sayıda asker bırakma sözü verip vermediğini teyit edemediler ancak Kobane’ye yakın bir kaynak SDG komutanının görüşmeden sonra “son birkaç güne nazaran daha rahat göründüğünü” belirtti. 

Pentagon içten içe çekilme kararına karşı. Pek çok Pentagon yetkilisi özel sohbetlerde çekilmeyi Kürtlere ihanet olarak tanımlıyor ve eleştiriyordu. Dolayısıyla azalan sayıda da olsa belli bir gücün bölgede olabildiğince kalmaya çabalaması, şaşırtıcı olmaz. 

Kaynaklar bu gücün ne büyüklükte olacağı, ne zamana kadar bölgede kalacağı konusunda ayrıntı vermediler. Kimliğinin saklı kalması kaydıyla konuşan bir SDG yetkilisine göre kalış süresi ne kadar kısa olursa olsun ABD güçlerinin Tişrin’deki varlığı, bölgenin güneyinde Tabka’da mevzilenen rejim güçlerinin SDG’ye karşı olası hamlelerini caydıracak. 

Yetkiliye göre “Bazı ABD güçlerinin bölgede kalması olumlu bir gelişme olacak ve bunların kalış süresine bağlı olarak SDG rejim ile daha avantajlı koşulları müzakere edebilecek.” SDG’nin ABD askerlerine koruma sağlayacağını belirten yetkili, “Ancak tüm bunlar, Türkiye’nin saldırısıyla sahadaki durumun temelden değiştiği gerçeğini değiştirmiyor. Asıl patron artık Rusya” dedi. Yetkili, küçük çaplı ABD gücünün Tişrin Barajı’na doğru harekete geçip geçmediğini teyit edemedi.

Philadelphia merkezli Dış Politika Araştırma Enstitüsü Orta Doğu Programı Direktörü Aaron Stein, sahadaki durumun kökten değiştiği konusunda hemfikir. Sekiz yıldır devam eden Suriye savaşını yakından izleyen Stein Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bunun sonunda rejim tüm sınırlara geri dönmüş olacak. Bunun nasıl gerçekleşeceği ise bir sıralama meselesi. Ancak ABD şimdi aradan çıktı, Türkiye bunu başardı ve artık Ruslarla müzakere etmesi gerekecek ve çok da iyi bir anlaşma elde edemeyecek.” 

Suriyeli Kürtlerin de Ruslara bağımlılığı artmış durumda. SDG 13 Ekim’de Türkiye’yi uzak tutmak için Suriye hükümetiyle askeri yardım konusunda anlaştığını duyurdu. Bunun neticesinde, Menbiç yakınlarındaki Arima’da konuşlu bulunan Rus askeri polisi ile birlikte rejim güçleri de Menbiç’e girdi. Rusya Savunma Bakanlığı, Rus güçlerinin “Suriye Arap Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki temas hattında” devriye görevi yaptıklarını ve Moskova’nın “Türk hükümeti ile etkileşim içinde” olduğunu belirtti. 

SDG yetkilisi Rus askeri polisinin bölgede devriye gezdiğini ve rejim güçlerinin Menbiç’in kuzeyindeki Sacur’a konuşlandığını teyit etti. Yetkili SDG’nin Menbiç’i terk etmediğini, bölgede ve çevresinde bulunmaya devam ettiğini vurguladı.

Doğal Kararlılık Harekâtı Sözcüsü Albay Myles B. Caggins III ise Trump’ın Türk operasyonunun ardından verdiği tam çekilme talimatının yerine getirildiğine işaret eden bir açıklama yaptı. Sözcü 15 Ekim’de Twitter’dan paylaştığı mesajda “Koalisyon güçleri kuzeydoğu Suriye’den planlı bir çekilme gerçekleştiriyor. Menbiç’ten çıktık” dedi. 

Al-Monitor Caggins ve Pentagon yetkililerine ulaşmaya çalıştı ancak yanıt alamadı. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye temsilcisi Alexander Lavrentiev ise 15 Ekim’de basına yaptığı açıklamada Ankara ile Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetimi arasında “gerçek zamanlı” görüşmelerin başladığını, Türk harekâtının “kabul edilmez” olduğunu söyledi.

Suriye yönetimiyle görüşmek, Esad’ı devirmek için başarısız bir kampanya yürüten, bilumum muhalif isyancıyı silahlandırıp eğiten Türkiye için radikal bir politika değişikliği anlamına gelir. Söz konusu isyancılar şimdi Kürtlerle savaşıyor. Kürt savaşçılar ile sivillere karşı gaddarca eylemlerde bulunan bazı Türkiye destekli güçlerin görüntüleri, uluslararası infiale yol açtı. Türkiye kötü muamele iddialarını Türkiye’nin imajını karalamaya dönük “terör propagandası” olarak niteliyor. 

Türkiye’nin bu savına, ABC kanalı istemeden destek verdi. Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarına ilişkin haberlerde kullanılan bir görüntünün aslında Kentucky’deki bir atış poligonunda çekildiği ortaya çıktı. Kanal özür diledi. 

Harekât 9 Ekim’de Türk güçleri ve onlarla ittifak yapan Suriye Ulusal Ordusu’nun Rasulayn ve Tel Abyad bölgelerinde SDG’ye karşı harekete geçmesiyle başladı. Washington bunun tek taraflı bir adım olduğunu söyledi. Beyaz Saray 14 Ekim’de harekâttaki rolleri nedeniyle Türk savunma, enerji ve içişleri bakanlarına yönelik yaptırımlar açıkladı ve acilen ateşkes çağrısında bulundu. Başkan Yardımcısı Mike Pence başkanlığındaki bir heyetin ateşkes koşullarını görüşmek üzere “yakında” Ankara’ya gideceği duyuruldu.

Türk ordusu, nüfusu çoğunlukla Araplardan oluşan Tel Abyad’da kontrolü ele geçirmiş durumda. SDG’nin güçlü bir direniş ortaya koyduğu Rasulayn’da ise çatışmalar 15 Ekim’de devam ediyordu.

Trump yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin askeri operasyonu sivilleri tehlikeye atıyor ve bölgede barışı, güvenliği ve istikrarı tehdit ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şunu açıkça belirttim: Türkiye’nin eylemleri insani felakete yol açıyor ve olası savaş suçları için koşul yaratıyor.” Trump ayrıca “ABD güçlerinden küçük bir varlık, İslam Devleti’nin kalıntılarını dağıtmak amacıyla güney Suriye’deki Tanf Garnizonu’nda kalacak” dedi. Açıklamada kuzeydoğuda herhangi bir gücün kalacağından söz edilmezken Suriye’den ayrılan birliklerin bölgede başka noktalara konuşlanacağı belirtildi. 

Türkiye ABD’nin yaptırımlarına henüz resmi yanıt vermiş değil. Erdoğan’ın planlandığı gibi 13 Kasım’da Trump’la görüşmek üzere Washington’a gidip gitmeyeceği de belli değil. Sky News kanalına konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yaptırımların Türkiye’yi caydırmadığına işaret ederek, “Kim ne söylerse söylesin, Türkiye olarak bölgeyi terörden arındırma konusunda çok azimli ve kararlıyız” dedi.

Trump’ın Erdoğan’la 14 Ekim akşamı yaptığı telefon görüşmesinde Türk güçlerinin SDG komutanının memleketi olan sınırdaki Kobani kasabasından uzak duracağı sözü aldığı söyleniyor. Kürtler için büyük sembolik öneme sahip olan Kobani, ekim 2014’te İD militanlarınca kuşatılmış ve Türkiye seyirci kalmıştı. ABD Kürtler lehine ilk kez o zaman müdahil oldu, havadan silah yardımı yaptı ve kuşatma yarıldı. Kuzeydoğu Suriye’deki İD karşıtı ABD-Kürt ittifakı da böylece başlamış oldu.

Türkiye’de Kürt yanlısı partilerin en büyüğü olan Halkların Demokratik Partisi’nin Washington Temsilcisi Giran Özcan SDG’ye sempatisini gizlemiyor. Özcan, ABD güçleri kuzeydoğu Suriye’de kalsın veya kalmasın Başkan Trump’ın “devlet dışı bir aktörle, SDG komutanı Mazlum Kobane’yle” telefonda görüşmesinin “muazzam önem” taşıdığını ve “tüm dünyanın dikkatle izlemesi gereken bir gelişme” olduğunu belirtti. 

Gerçek adı Ferhat Abdi Şahin olan Kobane, 1984’ten beri Türk devletine karşı silahlı mücadele yürüten yasadışı PKK örgütünde uzun yıllar faaliyet gösterdi ve hâlen Türkiye’nin en çok aranan “teröristler” listesinde bulunuyor. Son beş yıldır Kobane ile çalışan Amerikalı komutanlar ise SDG liderini İD’in bertaraf edilmesine katkıda bulunan güvenilir bir ortak olarak görüyorlar.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: us pullout, donald trump, mazlum kobane, ypg, us sanctions, syrian kurds, turkish intervention in syria, turkish attack

Amberin Zaman is a senior correspondent reporting from the Middle East, North Africa and Europe exclusively for Al-Monitor. Zaman has been a columnist for Al-Monitor for the past five years, examining the politics of Turkey, Iraq and Syria and writing the daily Briefly Turkey newsletter.  Prior to Al-Monitor, Zaman covered Turkey, the Kurds and conflicts in the region for The Washington Post, The Daily Telegraph, The Los Angeles Times and the Voice of America. She served as The Economist's Turkey correspondent between 1999 and 2016, and has worked as a columnist for several Turkish language outlets. On Twitter: @amberinzaman

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept