Netanyahu’ya siyasetten çekilme karşılığında af çıkabilir mi?

Hakkında yolsuzluk soruşturtmaları olan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, dokunulmazlık düzenlemesinden umudunu kesip siyasetten çekilme karşılığında af anlaşması seçeneğini değerlendirebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, 1973 Yom Kippur Savaşı’nda hayatını kaybeden askerler için düzenlenen anma töreninde, Kudüs, 10 Kasım 2019 Photo by REUTERS/Ronen Zvulun.

Kas 14, 2019

Kanal 13’ün 10 Kasım’da yayınladığı ankete bakılırsa, İsrail’in 2020 başlarında üçüncü bir seçime gitmesi halinde liberal ve muhafazakâr bloklar arasındaki güç dengesi bu yıl yapılan iki seçimin sonuçlarından pek farklı olmayacak. Anket sonuçlarına göre 120 üyelik Knesset’te merkez sol partileri 57 sandalye, sağcı, ultra Ortodoks partiler de 54 sandalye alacak ve eylül seçimlerinden bir fazlasını alarak dokuz sandalye kazanan Yisrael Beitenu partisinin lideri Avigdor Liberman yine belirleyici konumda olacak. 

Ancak anket sonuçları, Başbakan Benjamin Netanyahu hakkında beklenen yolsuzluk iddianamesinin olası etkilerini yansıtmıyor. Başsavcı Avichai Mandelblit önümüzdeki haftalarda gerçekten iddianame düzenlerse, Netanyahu’nun bu konumunun partisi Likud’a sandıkta yardımcı olması beklenemez. 

Netanyahu’ya dokunulmazlık sağlayacak bir düzenlemeyi Knesset’ten geçirmek için 61 vekilin oyuna ihtiyaç var ancak Netanyahu büyük uğraşlarına rağmen böyle bir çoğunluğun desteğini sağlayamıyor. Başbakan’ın şimdi yargılanmaktan kurtulmak için son bir çaresi var: Başsavcı’nın tavsiyesine bağlı olarak Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’den af talep etmek. Başbakanlık kaynakları bu ihtimali yalanlasalar da Başsavcılığın üst kademelerine yakın bir kaynağın Al-Monitor’a tavsiyesi, bu yalanlamalara fazla itibar edilmemesi yönünde oldu. 

Af seçeneğini destekleyenler, 1986 yılına ait bir af kararının emsal oluşturduğunu söylüyorlar. Söz konusu olayda 1984 yılında otobüs kaçıran iki teröristi gözaltındayken infaz eden Şin Bet görevlileri mahkemeye çıkmadan affedilmişti. Suçu Tümgeneral Yitzhak Mordehay’a atan görevliler, olayı araştıran komisyona yanıltıcı bilgi vermişti. Dönemin Başsavcısı Yosef Harish ile Cumhurbaşkanı Chaim Herzog arasında sağlanan anlaşma uyarınca Şin Bet Başkanı Avraham Şalom istifa etmişti. Diğer görevliler ise suçlarını itiraf edip sorumluluklarını kabul ettikten sonra affedilmiş ve yargılanmaktan kurtulmuştu. Şin Bet görevlilerini temsil eden tanınmış avukat Ram Caspi’nin bugün Netanyahu’nun savunma ekibinde yer alması, benzer bir anlaşma için temaslar yapıldığı iddialarını güçlendiriyor.

Başbakan Yitzhak Rabin döneminde (1992-1995) başsavcı olan Michael Ben-Yair, 1986’daki anlaşmanın Netanyahu’nun yargılanmadan affedilmesi için emsal oluşturduğu savına tereddütle yaklaşıyor. Al-Monitor’a konuşan kıdemli hukukçu, “O olayda kararın gerekçesi, devlet güvenliğini korumaktı. Netanyahu’nun olayında böyle bir gerekçe söz konusu değil” dedi. Ben-Yair buradaki anlaşmanın Netanyahu’nun siyasetten çekilmesine karşılık Başsavcı’nın dosyaları kapatması şeklinde olabileceğini ancak “özellikle iddianameye hazırlık aşaması olan şu aşamada” böyle bir çözümün Netanyahu için anlamsız olacağını düşünüyor.

Başbakan’ın suçunu kabul ve istifa etmesi karşılığında verilecek bir af kararına, otobüs kaçırma olayında olduğu gibi Yüksek Mahkeme’de itiraz edilebilir. Dönemin baş yargıcı Meir Şamgar, Şin Bet görevlilerinin cumhurbaşkanınca affedilmesine yapılan itirazı reddederken bu türden bir affa ancak “yüksek kamu yararı arz eden ve makul başka bir çözüme yer bırakmayan tamamen sıra dışı koşulların veya ekstrem kişisel koşulların” gerekçe olabileceğini belirtmişti. Şamgar ayrıca cumhurbaşkanının henüz yargılanmamış kişileri affetme yetkisine sahip olduğunu belirterek, “hukukun üstünlüğü ve kamu yararının (…) zıt veya çelişen kavramlar olmadığını, bilakis birbirilerini tamamladığını” vurgulamıştı. Yargıcın bu kararı Netanyahu bağlamında şöyle bir sava dayanak teşkil edebilir: Netanyahu’nun istifasında yüksek kamu yararı bulunuyor çünkü İsrail’in önünde duran ciddi güvenlik sorunlarına ve ekonomik sıkıntılara eğilmesini zorlaştıran uzatmalı bir siyasi istikrarsızlık süreci böyle bir istifayla son bulacak. 

Af anlaşmasına karşı çıkanlar ise otobüs vakasında karşı oy kullanan yargıç Aharon Barak’ın görüşüne dikkat çekiyorlar. Daha sonraki yıllarda baş yargıç olan Barak, sanık olan herkesin yasalarla belirlenen ve mahkeme kararıyla son bulan hukuki süreçten geçmesi gerektiğini, affa yer olup olmadığına ancak ondan sonra karar verilebileceğini belirtmişti. 

Hayfa Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Jonathan Yovel de “Dokunulmazlık ve Af: Normatif Kavramların Anatomisi” başlıklı makalesinde benzer bir görüş dile getirdi. Yovel’e göre otobüs olayında af talep edenler haklarındaki suçlamaları kabul etti ve bu suçlardan “hüküm giymiş” sayıldı ama bu sonuç, olayla ilgili hüküm verme yetkisi elinden alınan ceza mahkemesi nezdinde değil, “bu sefil ‘affın’ mimarları ya da daha doğrusu senaryo yazarları tarafından yaratılan farklı bir hukuk sistemi” nezdinde gerçekleşti. Yoval, Şin Bet görevlilerinin affını, “yasal süreçten geriye sadece sembolik unsurların kaldığı bir hukuk komedisi” olarak tanımlıyor ve cumhurbaşkanının “hukuk dışı mahkeme” işlevi gördüğünü belirtiyor. Hukukçuya göre sanıkları suçlama ve yargılama yetkisinin polis, savcılık ve mahkemenin elinden alınması af değildir, gerçekleşmiş bir olaydan sonra dokunulmazlık yaratmaktır.

Guttman Kamuoyu ve Politika Araştırmaları Merkezi’nin aylık olarak gerçekleştirdiği “İsrail’in Sesi Endeksi” araştırmasının ekim sonuçları, “istifaya karşılık af” fikrinin İsrail halkını da ikiye böldüğünü gösteriyor. Katılımcıların yüzde 52’si, Netanyahu’nun suçlamaları kabul etmesi ve siyasi hayattan çekilmesi karşılığında yargılanmamasını sağlayacak bir anlaşmaya karşı çıkıyor. Araştırmaları yürüten Prof. Tamar Hermann’a göre böyle bir anlaşmayı hukuk maskaralığı olarak gören ve Netanyahu’yu sanık kürsüsünde görmek isteyen sol cenahta güçlü bir muhalefet var ancak Netanyahu’nun suçsuzluğuna inanan sağcı kesim bile anlaşmaya karşı çıkıyor ve Netanyahu’nun siyasetten çekilmesini istemiyor. Her hâlükârda, üçüncü bir seçime destek yüzde 15 seviyesinde kalıyor ve katılımcıların yüzde 64’ü yeniden seçime gitmektense Netanyahu’nun Likud partisi ile muhalefetteki Beyaz-Mavi partisinden oluşan bir ulusal mutabakat hükümetini tercih ediyor. Bu tablo, bir nevi Netanyahu’yu aynı anda hem istemek hem reddetmek anlamına geliyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Türkiye-İsrail ilişkileri: Yumuşama işaretleri ne kadar gerçekçi?
Amberin Zaman | | May 27, 2020
İsrail ve Türkiye arasında buzlar eriyor mu?
Rina Bassist | Koronavirüs | Nis 13, 2020
Netanyahu’nun koronavirüse karşı gizli silahı: Mossad
Ben Caspit | Koronavirüs | Nis 1, 2020
İsrail ve Türkiye Akdeniz’de kafa kafaya gelir mi?
Joshua Krasna | Savunma ve güvenlik iş birliği | Oca 23, 2020
ABD’nin Irak’tan çekilmesi İsrail için ‘kâbus senaryosu’
Ben Caspit | Iran-US tensions | Oca 8, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İsrail'in Nabzı

al-monitor
İsrail’in ilhak planı iki eski komutanın elinde
Ben Caspit | | Haz 12, 2020
al-monitor
İsrail ve Türkiye arasında buzlar eriyor mu?
Rina Bassist | Koronavirüs | Nis 13, 2020
al-monitor
Netanyahu’nun koronavirüse karşı gizli silahı: Mossad
Ben Caspit | Koronavirüs | Nis 1, 2020
al-monitor
Rusya, İsrail ile Hamas arasındaki oyunun kurallarını değiştirebilir
Shlomi Eldar | Rus etkisi | Mar 4, 2020