Irak'ın Nabzı

Irak uçurumun kenarında: Bundan sonra ne olabilir?

By
p
Article Summary
Irak’taki krizin giderek derinleşmesi, topyekûn bir siyasi çöküşe yol açabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Irak'ta siyasi krizin giderek derinleştiği, güvenlik durumunun sürekli kötüye gittiği bir ortamda ülke yeni belirsizliklere ve olası bir siyasi çöküşe sürükleniyor. 

Krizdeki çatışan güçler kimlerdir ve Irak’ı yakın gelecekte bekleyen senaryolar nedir?

Çatışan güçler

Irak’ta birbirlerine karşı faaliyet gösteren ve siyasi durumu şekillendirerek krizi derinleştiren dört ana güç var. 

  • Birinci güç, kararlı bir şekilde sokakta kalarak köklü değişim isteyen, hatta taleplerinde çıtayı yükselten protestoculardır. Başbakan’ın istifası, seçim kurulunun değiştirilmesi ve yeni bir seçim yasasının parlamentodan geçmesine rağmen protestolar devam ediyor ve göstericiler, gerçekleşmesi imkânsız görünen topyekûn bir siyasi değişim talep ediyor. 

  • İkinci güç, ABD’ye ve protestoculara karşı tavrını giderek sertleştiren İran’dır. Gösterileri ayaklanma olarak niteleyen Tahran, göstericilere karşı İran’da olduğu gibi hızlı ve güçlü önlemler talep ediyor. Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) bünyesindeki İran güdümlü gruplar ise Irak’taki ABD üslerine yönelik saldırılarını artırıyor. ABD’nin 29 Aralık’ta bu gruplardan biri olan Kataib Hizbullah’ı hedef alması üzerine Irak’taki ikinci büyük ABD tesisi olan Bağdat’ın 27 kilometre kuzeyindeki Taci askeri üssü Katyuşa roketleriyle vuruldu. Kerkük’teki K1 üssüne 27 Aralık’ta düzenlenen saldırıda ise sivil bir Amerikalı yüklenici hayatını kaybetti, Amerikalı görevliler ve Iraklı personel yaralandı. Son iki ayda gösteriler devam ederken ABD üslerine Katyuşa roketleriyle başka saldırılar da oldu. İran gösterilerde ABD’nin parmağı olduğunu iddia ediyor. 

  • Üçüncü güç, 29 Aralık’ta İran güdümlü gruplara karşı sabrı taşan ve Kataib Hizbullah’ı vuran ABD’dir. Üçü Irak’ta, ikisi Suriye’de olmak üzere beş Kataib Hizbullah üssü, ABD savaş uçakları ve insansız hava araçları tarafından vuruldu. Saldırılarda Kataib Hizbullah’ın 45’nci Tugay 1’nci Alay komutanı Abo Ali Hazali ve 25 başka HSB mensubu hayatını kaybederken, 51 HSB mensubu da yaralandı. HSB’nin yanıtı gecikmedi ve birkaç saat sonra Taci üssü vuruldu. Kataib Hizbullah’a yönelik saldırıların ardından ABD Savunma Bakanlığı, HSB ABD menfaatlerini tehdit etmeye devam ettikçe Irak ve Suriye’deki HSB üslerini hedef almaya devam edeceğini duyurdu. ABD ordusu teyakkuzun en üst seviyeye çıkarıldığını duyururken Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği de sivil personelin bir kısmını tahliye etti. Görünen o ki ABD Irak’taki İran nüfuzunu gemlemeye karar vermiş durumda. Bu da zaten yüksek olan gerilimi iyice artırılabilir ve Irak uçuruma doğru sürüklenebilir. 

  • Dördüncü güç ise krizi yönetmekte başarısız kalan, çatışan güçler arasında göreceli de olsa bir uzlaşı sağlayamayan siyasi partilerdir. Partiler, yeni başbakan olarak hem farklı kesimlerin hem de göstericilerin kabul edeceği bir aday gösterebilmiş değil. Şiilerin en kıdemli din adamı Ayetullah Ali El Sistani, siyasetçileri gerekli feraseti gösterememek, krizi yönetememek ve aciz düşmekle suçluyor. 

Krizin kökenleri 

Hâlihazırda en önemli mesele yeni başbakanın belirlenmesi. HSB’nin oluşturduğu Fetih bloku, eski Başbakan Nuri El Maliki’nin Hukuk Devleti koalisyonu ve İran yanlısı başka siyasi gruplardan oluşan El Bina İttifakı, mevcut siyasi sınıftan İran’a yakın bir ismi aday göstermekte ısrar ediyor. Protestocular ise yeni, bağımsız ve milliyetçi yapıda bir isim istiyor. 

El Bina’nın aday gösterdiği en son isim olan Esad Aydani’nin Cumhurbaşkanı Berham Salih tarafından reddedilmesi üzerine El Bina Salih’e karşı güvensizlik oylaması için harekete geçti ancak Kürtlerin, Sünnilerin ve bazı Şii partilerin Cumhurbaşkanı’na arka çıkmasıyla gerekli desteği toplayamadı. Salih parlamentoya ilettiği mesajda El Bina’nın başbakan olarak halktan kabul görmeyen bir ismi dayatması hâlinde istifa edeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı’nın istifası parlamentoya resmi bildirimle gerçekleşiyor. Parlamentonun daha erken bir tarihte oylamaya gitmemesi hâlinde istifa yedi gün sonra geçerlilik kazanıyor. 

29 Aralık’ta Salih’e yeni bir aday listesi gönderen El Bina, Cumhurbaşkanı’nın isimlerden birini seçmesini ve oylanmak üzere parlamentoya bildirmesini istedi. Listede eski İletişim Bakanı Muhammed Tevfik Allavi, emekli general Tevfik El Yasiri ve Irak özel harekât kuvvetlerinin komutanı General Abdul Gani Acil El Esadi yer alıyor. Daha önce açıklanan adaylara sokaktan anında tepki gelmişti. Bu üç isme hemen itiraz edilmemiş olsa da protestocuların isimlerden birini kabul edip etmeyeceği belli değil. 

Bundan üç gün önce ise tartışmalı bir Şii din adamı olan ve şu an İran’da bulunan Sadr hareketi lideri Mukteda El Sadr, başbakan adayı olarak üç isim önermişti. Ancak Sadr kısa süre sonra protestoculardan hiçbir yanıt alamadığı gerekçesiyle isimleri geri çekti ve başka adaylar önermeyeceğini söyledi. 

Bu arada yeni seçim kurulu ve parlamentonun kabul ettiği yeni seçim yasası da tartışmalara neden oluyor. 

Yeni seçim kurulunun yargıçlardan oluşacak olması, yargının başında bulunan Faik El Zeydan’a belli ölçüde siyasi nüfuz sağlıyor. Zeydan İran’a ve Irak’taki İran yandaşlarına yakın bir isim. Bu durum, güçler ayrılığı ilkesine aykırı. Kurulun bu yapısına karşı çıkanlar, yargının üyelere tesir etmesini engellemek için üyelerin emekli yargıçlar arasından kurayla belirlenmesini öneriyor. 

Yeni seçim yasası da tartışmalı. Yasa seçmene, siyasi partiler ve listelere değil, belli adaylara oy verme imkânı tanıyor. Bu düzenleme, Dava Partisi ve Hikmet Hareketi gibi geleneksel siyasi partilerin hâkimiyetine son verebilir ancak Sadr hareketi ve Asaib Ehl El Hak gibi bazı HSB grupları dâhil maddi ve askeri imkânları güçlü olan, dolayısıyla oy satın alabilecek popülist grupları güçlendirebilir. Başta Kürtler olmak üzere bazı partiler, yasanın siyasi yarışı daha adil kılacak şekilde değiştirilmesini istiyorlar. 

Olası senaryolar

Gerilimin aralıksız yükselmesi Irak’ın seçeneklerini azaltıyor. Neticede Irak ehvenişer bir senaryoyu seçmek zorunda kalabilir. 

  • En iyi senaryoda siyasi partiler, tüm tarafları bir araya getirebilecek, çatışmayı azaltan ve Irak’ı görece istikrara kavuşturan bir uzlaşı sağlayabilecek farklı kesimlerin kabul ettiği bir isim üzerinde anlaşma sağlar ve siyasilere sorunları çözme, geçiş dönemini sükûnetle götürme yolunu açar. Bu bağlamda, hem ABD’ye hem de İran’a yakın olan ve Şii, Sünni ve Kürt partilerin çoğu tarafından kabul gören istihbarat başkanı Mustafa El Kadimi’nin ismi sıkça telaffuz ediliyor. Kadimi istihbarat başkanı olarak önemli başarılara imza attı. İstihbarat servisi en son ABD güçleriyle işbirliği yaparak İslam Devleti lideri Ebu Bekir El Bağdadi’nin Suriye’de öldürülmesine katkıda bulundu. 

  • İhtimallerden biri, yeni başbakanın El Bina listesinden seçilmesi. Ancak bunun göstericileri tatmin edip etmeyeceği ya da bu ismin geçiş dönemini ne kadar iyi yöneteceği belirsiz. 

  • Gündemde olan bir başka senaryo erken seçime gidilmesi ve istifa eden Başbakan Adil Abdül Mehdi’nin bu seçime kadar görevde kalması. Ancak bu seçenek gösterileri yeniden alevlendirebilir. Zira göstericiler Mehdi’yi tarafsız bir isim olarak görmüyor ve protestoların bastırılmasında onun da rolü olduğuna inanıyorlar. 

  • En kötü senaryo ise krizin iç savaşa yol açması, HSB gruplarının birbirine düşmesi, özellikle Sadr yandaşları ile İran destekli grupların çatışması ve İran ile ABD’nin olaylara müdahil olması. Başka bir deyişle bu, dış güçlerin de yer aldığı bir iç savaş anlamına gelir. Askeri darbe de ihtimal dışı değil ki bu da Irak’ı yeni krizlere sürükler. Irak’ın terörle mücadele birimi olan Özel Harekât Kuvvetleri’nin internet sitesinden geçtiğimiz günlerde bir askeri darbe duyurusu yapılmış ancak daha sonra bunun bilgisayar korsanlarının işi olduğu söylenmişti. 

Neticede tüm bu gelişmeler, Irak’ın giderek daha büyük bir belirsizliğe sürüklendiğini gösteriyor. İlgili iç ve dış aktörler tüm tarafların az çok rıza gösterdiği bir uzlaşı sağlayamadığı takdirde bu belirsizlik bölgenin tamamını etkileyebilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Ali Mamouri, Al-Monitor’un İran’ın Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Dini konular üzerine uzmanlaşmış bir araştırmacı yazar olan Mamouri, İran ve Irak’ta dini okullarda ve ayrıca İran üniversitelerinde eğitmenlik yapmıştır. Yazarın dini konularda ve Ortadoğu’da toplumsal dönüşüm ve mezhepçilik üzerine yazdığı bir dizi makale, her iki ülkede yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept