ABD'nin Suriye yaptırımları niçin ters tepecek

ABD Kongresi’nde kabul edilen Suriye’ye yaptırım tasarısı, Suriye’nin İran’a bağımlılığını artırmaktan başka bir işe yaramayacak. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Başkent Washington’da bulunan ABD Kongresi’nin dışarıdan bir görüntüsü, 27 Kasım 2019 Photo by REUTERS/Loren Elliott.

Ara 26, 2019

ABD Kongresi’nin iki kanadı kısa süre önce Ulusal Savunma Yetki Yasası kapsamında bulunan Suriye Sivilleri Koruma Yasası’nı onayladı. Yasa “Esad ile Rus ve İranlı müttefiklerinin Suriye’de işlediği savaş suçlarından sorumlu tutulmasını” öngörüyor. 

“Esad rejiminin Suriye iç savaşındaki askeri eylemlerine destek sağlayanlara yaptırım” öngören yasa, Suriye’de faaliyet gösteren ya da göstermeye hazırlanan yabancı şirketleri de kapsıyor.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından da onaylanan yasanın Suriye ekonomisini daha da zora sokacağı muhakkak. Suriye’nin herhangi bir uluslararası para kuruluşuyla bağlantısını kesen ve özel sermayenin ülkede meşru bir girişim yapmasını tamamen yasaklayan yaptırımlarla, Suriye’nin Arap dünyasına dönüşü fiilen engellenmiş oluyor. 

Washington’daki pek çok kesim tasarıyı şu an muzaffer olsa da zalimliğiyle nam salan Suriye rejimine karşı orantılı bir misilleme olarak görüyor. Ancak bu, İran’ın Suriye’deki varlığının azaltılması ya da Kürtlerin ülkenin siyasi sistemine entegre edilmesi gibi gerçekçi amaçlar için yaptırımların araç olarak kullanılması gerektiğini savunan bir yaklaşımdan ziyade yaptırımların kendisini amaç edinen bir mantığı yansıtıyor.

Öte yandan bu yaklaşımın, tarihçi Theodore White’ın “istenmeyen sonuçlar kanunu”nu haklı çıkaran sonuçlar doğurması muhtemel. Bunlara, nüfusun devlete olan bağımlılığının artması, reform umudunun ertelenmesi hatta yok olması, Avrupa ve İsrail’in bölgesel müttefiklerine yönelik tehdidin ağırlaşması da dahil. En kötüsü de Tahran’ın Suriye’ye verdiği destek nüfusun temel geçim kaynaklarından biri hâline geleceği için İran’ın bölgesel nüfuzu artar.

Dolayısıyla amacı “hesap sormak ve adalet” olsa da yaptırım yasası gerçekçi bir stratejiden yoksun. Yasa Esad ve yakın çevresindeki danışmanlarına diz çöktürmeyeceği gibi Suriye ordusu ya da güvenlik yapılanmasından hiçbir subay da gidip Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne teslim olmayacak. Devrim Muhafızları da Suriye’deki faaliyetlerini durdurmayacak.

Bu etkili bir siyaset değil çünkü yetenekli, eğitimli, daha parlak bir gelecek arayan genç nesilleri Suriye toplumundan uzaklaştıracak. Suriye rejimi ile Suriye nüfusunun ülkede kalan kısmı arasındaki bağımlılığı artıracak. Halk ABD’nin radikal İslamcı silahlı muhalefetin tarafında olmayan herkesi cezalandırdığını düşünecek. 

Yakıt ya da gıda sıkıntısı Suriye rejimi ya da güvenlik teşkilatlarının yöneticilerini etkilemeyecek. Onların çocukları Şam’da ülkenin en iyi okullarında eğitim görmeye devam edecek. Kasyun Dağı’nın tepesindeki “Millet Sarayı” ve Ravda Mahallesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı birimleri elektrik kesintilerinden etkilenmeyecek.

Ancak yasanın getireceği fiyat artışları ve sıkıntılar yüzünden rejimin kontrolündeki topraklarda yaşayan her inançtan ve mezhepten 15 milyon Suriyeli bugünkünden çok daha fazla acı çekecek. 

Ekonominin neredeyse tamamen devletin ve rejimin bölgesel destekçileri olan Hizbullah ve İran’ı arkasına alan mafyatik grupların tekelinde olduğu Suriye’de, Suriyelilerin tek umudu devlet tarafından sağlanan ağır aksak hizmetler hâline gelecek.

Yasa Lübnan ve Ürdün’deki mülteci krizini de körükleyecek. Hatta her iki ülkedeki istikrarsızlığı daha da artırması muhtemel. İsrail’e gelince, yasa zaman içinde fırsattan ziyade tehlike anlamına gelebilir ve İsrail’in Körfez’deki müttefiklerinin çıkarlarını tehlikeye atabilir.

Suriye ekonomisinin kıskaca alınması hâlihazırda darboğazda olan Lübnan, Ürdün ve Irak’taki ekonomik sorunları daha da derinleştirecek. Bu tip durumlarda toplumun eğitimli ve yetenekli kesimleri genellikle ellerindekini de kaybetme pahasına ülkesinden kaçmaya çalışır. Dolayısıyla kalan nüfus İran yanlısı ya da Selefi cihatçı kesimlerin etkinliğine daha açık hâle gelir. 

2003’teki Irak savaşı başta olmak üzere ABD ve diğer Batılı güçlerin Orta Doğu’ya yönelik her türlü askeri harekâtının ya da yaptırım kararının Batı karşıtı güçlere, İran ve vekillerine ya da radikal Sünni gruplara, desteği artırdığını unutmamak gerekir. Bu yasa da öncüllerinden farklı değil. ABD’nin ulaşılması imkansız “hesap sorma” ve “adalet” hedefleriyle çıkardığı yasa, İsrail, Ürdün, Mısır ve Körfez İşbirliği Konseyi üyeleri için işleri daha da zorlaştıracak.

Yasa Devrim Muhafızları liderlerinden Kasım Süleymani ve destekçilerinin bölgesel nüfuzunu genişletmesinin önünü açacak. Arap rejimlerinin Batı’nın siyasi hırslarından onları koruyacak tek gücün Rusya olduğuna dair algılarını güçlendirecek.

ABD’nin ve Batı’nın Orta Doğu’daki yönetim ve yargı sistemlerine yaklaşımı idealizm ve realizmin bir karışımı olarak tanımlanabilir. Ancak idealist hevesle atılan her adım --Irak, Libya, Mısır, Suriye ve Yemen’de olduğu gibi-- Sünni ya da Şii radikal unsurların güçlenmesine yol açıyor. Bu da bölgedeki azınlıkların azalmasına, dini çatışmalara, hoşgörüsüzlüğe ve cinsiyet eşitliğinde katedilen gelişmenin sıfırlanmasına neden oluyor.

Batılı devletler, bilhassa da ABD, Orta Doğu’da Batılı değerleri gerçekten yaymaya niyetliyse odak noktası bölgenin yoksun olduğu temel prensipler olmalı. Bunların başında da bir arada yaşama, hoşgörü ve eşitlik ilkelerinin güçlendirilmesi geliyor. Bu değerlerin yaygınlaştırılması en azından mevcut şartlar altında istikrarlı toplumlar yaratmak için yönetim biçimlerinden çok daha önem taşıyor.

Dahası, bunları bölgede hüküm süren mevcut yönetim biçimlerine müdahale etmeden, devletleri ve kurumları bertaraf etmeden yapmak mümkün. Ekonomi ancak bu değerlerin, toplumların zihninde vazgeçilmez birer unsura dönüşmesiyle kalkınabilir ve siyasi bir dönüşüm için zemin hazırlanır ve bu dönüşüm çok daha az şiddet ve toplumsal kırılmayla gerçekleşir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

More from  Aiman Mansour

Recommended Articles

Suriyeli Kürtler birlik için ‘tarihi adım’ atarken Ankara sessiz
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Haz 17, 2020
Suriye’de ‘TL bölgesi’ hayal mi gerçek mi?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Haz 15, 2020
ABD’nin Suriye yaptırımları Kürt müttefiklerini de tehdit ediyor
Jared Szuba | ekonomi ve ticaret | Haz 9, 2020
Putin’in yeni Suriye temsilcisi ataması ne anlama geliyor?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | May 28, 2020
Pentagon: Kürt kontrolündeki Arapların hoşnutsuzluğu Şam ve Moskova’ya yarıyor
Jared Szuba | Suriye çatışması | May 15, 2020

Recent Podcasts

Featured Video