Neçirvan Barzani: İran’dan korkmuyoruz ama İran’a saygı duyuyoruz

Al-Monitor’a özel mülakat veren KBY Başkanı Neçirvan Barzani, Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra oluşan koşullarda Irak’taki sorunlara ve bölgedeki Kürt meselesine akılcı, diyaloğa dayalı yaklaşımlar gerektiğini vurguladı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Irak Kürdistanı Başkanı Neçirvan Barzani Erbil Uluslararası Havaalanı’nın VIP salonunda ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’i karşılarken, 23 Kasım 2019 Photo by REUTERS/Jonathan Ernst.

Oca 16, 2020

Devrim Muhafızları komutanlarından Tümgeneral Kasım Süleymani’nin 3 Ocak’ta ABD tarafından drone saldırısıyla öldürülmesi, bölge çapında şok dalgaları yarattı. Tahran’ın misilleme için acele etmeyeceğini savunanlar yanıldılar. İran 8 Ocak gecesi Irak’ta ABD güçlerinin kaldığı üslere bir düzineden fazla füze attı. Füzelerin bir kısmı Bağdat’ın batısındaki Ayn El Esad üssünü vururken, bir kısmı da Irak Kürdistanı’nın başkenti Erbil’de bulunan bir üssün yakınındaki açık alana düştü. 

Can kaybı olmasa da saldırı Tahran’ın net bir mesajı olarak okundu: Iraklılar ABD’yle ilişkilerini sürdürürlerse cezalandırılabilirler. Nitekim Bağdat’ın ilk tepkisi, ABD güçlerinin ülkeyi terk etmesini istemek oldu. Amerikalıların gitme zamanı geldiğini savunan Şii korosuna geçici Başbakan Adil Abdül Mehdi de katıldı. Iraklı Kürtler ise ABD güçlerini sadece İslam Devleti’ne karşı değil, Bağdat, İran ve potansiyel başka düşmanlara karşı koruyucu olarak görüyorlar. 

Safını seçmesi için hem Tahran’dan hem Washington’dan baskı gören Kürtler sıkışmış durumda. Bağdat söylemde İran’ı destekliyor olabilir ama arada kalmak Kürtler kadar merkezi yönetimi de rahatsız ediyor. 

Geçtiğimiz günlerde Erbil’e giden Abdül Mehdi, tökezleyen hükümetine Kürtlerden destek almaya çalıştı. Süleymani’nin yanı sıra Haşdi Şabi olarak da bilinen Irak Halk Seferberlik Birlikleri’nin iki numarası Ebu Mehdi El Mühendis’i de hedef alan drone saldırısının ardından hükümet yeniden kitlesel sokak gösterileriyle sarsıldı. Abdül Mehdi Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile görüştü. Bağdat’la Erbil arasında petrol ve bütçe gelirlerinin paylaşımı konusunda uzun zamandır süren görüşmelere son dönemde Barzani önayak olmuştu. KBY Başkanı Washington ve Tahran’a da davet edilmiş durumda.

KBY Başkanı Al-Monitor’u, Barzanilerin Erbil dışındaki Sari Raş tepesinde bulunan aile yerleşkesindeki ofisinde kabul ederek Süleymani suikastının yansımalarını ve Iraklı Kürtleri etkileyen diğer bölgesel gelişmeleri değerlendirdi. Netlik amacıyla hafif redaksiyondan geçen mülakatın metni şöyle: 

Al-Monitor: Devrim Muhafızları komutanlarından Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi El Mühendis’in ABD tarafından öldürülmesiyle yeni yıla epey sıcak bir giriş yapıldı. Bu olay genel olarak Irak’ta ve özel olarak Irak Kürdistanı’nda güç dengelerini nasıl etkiledi? Irak parlamentosu hükümete ABD askerlerini Irak’tan gönderme çağrısı yaptı. Başbakan Adil Abdül Mehdi de ABD’den askerlerin çekilmesi için bir mekanizma belirlemesini istedi. ABD güçleri gerçekten çekilir ve ardından Washington KBY’de asker konuşlandırmak isterse ne olur? 

Barzani: Bu olay Irak ve ABD’de bir duygusallık dalgası tetikledi. Tüm tarafların ilk tepkisini bu duygular belirledi. Irak parlamentosu ve Irak Başbakanı’nın tepkisi de buna dâhil. Aynı şekilde Washington’un, parlamento ve hükümet ne derse desin ABD askerleri Irak’ta kalacak şeklindeki tepkisi de bana göre o anın sıcaklığıyla söylendi. Duygusallığın bir tarafa bırakılarak aklın üstün kılınması herkesin önceliği olmalıdır. Hâlihazırda yapmamız gereken durumu kontrol altına almaktır. 

Bizim görüşümüz Irak Parlamentosu’nun iyi bir karar almadığı, Kürtlerin ve Sünnilerin bu kararda yer almadığı şeklindedir. Dahası, bu karar olumsuz bir emsal oluşturdu. Karar, bu ülkenin asli unsurlarından olan Kürtler ve Sünnilere [Sünni Araplar] danışılmadan Şii bloku tarafından alındı. Uzlaşı aranmadan çok kritik bir adım atıldı ve bu bağlamda karar, Irak Anayasası’nın ruhuna aykırıdır. Bu, ne şimdi ne de gelecekte Irak için iyi bir şey değildir. 

Al-Monitor: Oylamada niçin çekimser kaldınız? 

Barzani: Öncelikle sorulması gereken soru şu: ABD güçleri burada niçin bulunuyor? ABD güçleri, 2014’te İslam Devleti Bağdat dışına ulaşmışken Irak hükümetinin daveti üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’yle istişare hâlinde geldiler. İkincisi, ABD ve koalisyon güçlerinin görevi İslam Devleti’yle mücadeleyi desteklemek olduğuna göre Irak’taki mevcut durum bu güçlerin gitmesini haklı kılıyor mu? 

KBY olarak bizim cevabımız net: Hayır. Tüm istihbarat bilgileri, İslam Devleti’nin yeniden örgütlenip Irak’taki hedeflere günbegün saldırılar düzenlediğine işaret ediyor. Dolayısıyla ABD güçlerinin şimdilik kalması, Irak Kürdistanı’nın olduğu kadar bütün Irak’ın menfaatine.

Al-Monitor: Ancak Bağdat hükümeti ABD güçlerini gönderme konusunda İran’ın muazzam baskısı altında görünüyor. Aynı zamanda Başkan Trump da Avrupa tarafına İran’la nükleer anlaşmayı bozması için baskı uyguluyor. Dolayısıyla gerilim yeniden yükselebilir. KBY bu durumda ne yapacak? 

Barzani: Başbakan Adil Abdül Mehdi’nin birkaç gün önce buraya yaptığı ziyaretten onun bu meseleyi çatışma yoluyla değil diyalog yoluyla çözmek istediği izlenimini edindik. ABD ve koalisyon güçlerinin bundan sonraki varlığına ilişkin yeni bir formülün ya da bir nevi yeni bir konfigürasyonun bulunması gündemde.

Al-Monitor: Yani bu güçler kalacak?

Barzani: Evet. Biz ABD ve koalisyon güçlerinin varlığının Irak’ın tamamı için olmazsa olmaz olduğuna kesinlikle inanıyoruz. 

Al-Monitor: Irak Başbakanı da aynı fikirde mi?

Barzani: Evet. Mevcut durum onu tabii ki de kaygılandırıyor ama kendisi pragmatik bir kişi ve bu güçlerin Irak’taki müstakbel varlığını yeniden formüle etmek, yeniden tanımlamak istiyor. Ben Irak-ABD ilişkileri medya üzerinden düzenlenmemeli diye düşünüyorum. Bunun faydası olmaz. 

Al-Monitor: Fakat Irak Başbakanı ABD güçlerinin gitmesi gerektiğine inandığını bizzat ifade etmişti. Bunu İran’ın baskısıyla mı yaptı sizce? 

Barzani: Irak Başbakanı olarak kendisinin sitem etme hakkı olduğunu düşünüyorum. Bu denli önemli bir operasyonun Irak topraklarında, havaalanına yakın bir bölgede Başbakan’ın bilgisi dışında yapılması, Bağdat’tan muhakkak ki olumsuz tepki görecekti. 

Al-Monitor: Operasyondan ne Başbakan’ın ne başka bir Irak hükümet üyesinin ne de KBY’nin önceden haberdar olmadığını mı söylüyorsunuz?

Barzani: Evet, bunu söylüyorum. Hiçbir bilgi yoktu. Herhangi bir işbirliği olmadı. Hiç sanmıyorum… Şimdi en doğrusu, ABD askeri varlığının müstakbel formatı konusunda Irak ile ABD arasında ciddi bir diyaloğun olması. Bunun düşük profilli olması lazım. Kimse medya üzerinden el bombaları atmasın. 

Al-Monitor: Ancak İran’ın Bağdat’ı ters yöne çekeceği aşikâr. İran’ın ABD’ye misilleme olarak düzenlediği ve Erbil’i de hedef alan füze saldırısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Iraklı Kürtlere de mesaj verilmek istendi mi? 

Barzani: Irak yönetimi ülkenin, Irak halkının menfaatlerini, güvenlik ve istikrarını her şeyin üzerinde tutmalı. İran bu füzelerle Irak’ta herhangi bir yeri vurma iradesi ve kapasitesi olduğu mesajını net bir şekilde verdi. 

Al-Monitor: Diplomatik ateş açıldığını da gördük. İran’ın Erbil’deki başkonsolosu, Kasım Süleymani’nin öldürülmesine KBY’nin yetersiz tepki vermesinden şikâyet etti. İran’ın sizden beklentileri olduğu aşikâr ama Amerikalıların da beklentileri var. Bağdat’taki elçiliğe yönelik saldırıdan sonra yaptığınız açıklamadan memnun olmadılar. Epey sıkışmış hissediyor olmalısınız. 

Barzani: Kürdistan’da biz, Irak’ın İran-ABD hesaplaşmasının savaş alanı olmasını istemiyoruz. Irak’ın ABD’yle ilişkileri çok önemli. Ancak İran da ezelden beri komşumuz. Başbakan Mehdi göreve geldiğinden beri İran-ABD çatışmasına sürüklenmemek için uğraşıyor. 

Al-Monitor: Ama sürüklendi.

Barzani: Evet. 

Al-Monitor: İran’dan korkuyor musunuz?

Barzani: Hayır, İran’dan korkmuyoruz ama İran’a saygı duyuyoruz.

Al-Monitor: Başkan Yardımcısı Mike Pence kasımda buraya geldiğinde size Başkan Trump’ın Beyaz Saray’da görüşme davetini iletti. Bildiğim kadarıyla aralık veya ocak ayında Washington’a gitmeniz bekleniyordu. Ne oldu? Bu davet şimdi bir nevi Washington’la Tahran arasında seçim yapmanıza mı bağlı? Herhangi bir koşul söz konusu mu? 

Barzani: Hayır. Davet geçerliliğini koruyor ama henüz tarih belirlenmiş değil. Davet iletildiğinde bunların hiçbiri [Süleymani suikastı ve Abdül Mehdi’nin 29 Kasım’daki istifası] olmamıştı. ABD bizi Irak’ın parçası olarak görüyor ve bizimle bu şekilde muhatap oluyor. 

Al-Monitor: Doğru ama sizi davet etme sebeplerinin, ekimde Suriyeli Kürtlere saldıran Türk güçlerinin önünü açmak için ABD askerlerini çeken Trump’ın bu kararından dolayı Kongre’deki öfkeyi yatıştırmak olduğuna dair pek çok spekülasyon oldu. Onlar aslında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) komutanı Mazlum Kobane’yi davet etmek istiyorlardı ama Türkiye öylesine sert bir tepki gösterdi ki sizde mutabık kalınmış. 

Barzani: Herkes kendi menfaatini gözetir. Onların [ABD’nin] menfaatleri bunu gerektirmiş olabilir, bizim de kendi menfaatlerimiz var. 

Al-Monitor: Neticede Başkan Trump’la Davos’ta mı görüşeceksiniz? 

Barzani: Dışişleri bakanımıza sormam lazım. Trump’ın Davos’a gelip gelmeyeceği bile belli değil ama Davos’ta Başkan Yardımcısı Pence ile görüşeceğim. 

Al-Monitor: Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra oluşan durumun Washington’u KBY ile ilişkilerini yeniden değerlendirmek zorunda bıraktığı ve stratejik ortak olarak statünüzü yükselttiği söylenebilir mi?

Barzani: KBY hukuki ve anayasal statüsü ile Irak denkleminde kendine özgü bir öneme sahip. Ancak mevcut durumda ABD’nin Irak’a yönelik politikası birleşik Irak, tek Irak politikasıdır. 

Al-Monitor: Sizin de politikanız bu mu?

Barzani: Evet.

Al-Monitor: Peki, kendinizi Washington’la Bağdat arasında potansiyel bir arabulucu olarak görüyor musunuz? 

Barzani: Tabii ki görüyoruz ve bu rolümüzü yerine getireceğiz. Görüşümüz o ki bizim bu rolü üstlenmemiz ve Washington-Bağdat ilişkilerinde istikrarın korunması gerçekten Irak’ın menfaatine. 

Al-Monitor: Washington’la Tahran arasında da arabulucu olur musunuz? 

Barzani: Bölgede istikrar ve barışa katkıda bulunmak için mütevazı imkânlarımız dâhilinde elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız. 

Al-Monitor: Yakında bir Tahran ziyareti görünüyor mu? 

Barzani: Tarafıma yapılmış bir davet var ama henüz tarih belirlenmiş değil. 

Al-Monitor: Rusya’nın bölgedeki rolüne gelirsek, Devlet Başkanı Putin Suriye’de, şimdi de Libya’da olağanüstü aktif. Rusya Irak’ta nasıl bir rol oynayabilir?

Barzani: Rusya’nın bu bölgede önemli bir rol oynadığı ortada. Bunu Suriye’de, Libya’da görüyoruz. Rusya Irak’la iyi ilişkiler içinde. 

Al-Monitor: Ve? 

Barzani: Bu kadar. 

Al-Monitor: Mart 2019’daki son görüşmemizde SDG’nin bir an önce Suriye rejimiyle anlaşması gerektiğini söylemiştiniz. SDG Suriye hükümetiyle görüşüyor ama Suriye hükümetinin Kürtlere siyasi haklar, anayasal güvencelere bağlanmış siyasi statü bağlamında herhangi bir şey vermek istediğine dair en ufak bir işaret yok. SDG’ye tavsiyeniz şimdi ne olur? 

Barzani: Tavsiyem hâlâ aynı. 

Al-Monitor: Yani tam teslimiyeti mi kabul etsinler?

Barzani: Prensip olarak Suriye’deki Kürt meselesinin Suriye sınırları içinde çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ve evet, tabii ki Şam rejiminin daha esnek olması gerektiğine inanıyorum. Suriye’deki Kürtler Suriye’nin parçasıdır. Ne yazık ki Baas zihniyeti engel teşkil ediyor. Yine de Ruslar fark yaratabilir. Bir süre önce [Rusya Dışişleri Bakanı] Lavrov ile yaptığım görüşmede Kürtler ile rejimin anlaşmasına yardımcı olmasını özellikle rica ettim. Devlet Başkanı Putin’in bu konuda daha çok çabalaması gerektiğine inanıyorum. 

Al-Monitor: Ama Rusların Suriye’de Kürtlerin menfaatlerine aykırı olacak şekilde Türkiye’yle işbirliği yaptığını da görüyoruz. 

Barzani: Bizim geçmişteki, şu andaki ve gelecekteki tavsiyemiz Suriyeli Kürtlerin rejimle anlaşmanın yolunu bulması yönündedir. Onlara Kandil’deki PKK ile bağlarını kesmelerini de defalarca söyledim. 

Al-Monitor: Bu sizce mümkün mü?

Barzani: Türkiye’yi tahrik edecek her şeyi yaptıklarını ben hep söyledim. Hemen Türkiye sınırında PKK bayrakları ve Abdullah Öcalan’ın dev posterlerini asmak gibi… 

Al-Monitor: Fakat Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’deki harekâtını başlattığı 9 Ekim öncesinde SDG Türkiye’ye pek çok tavizde bulunuyor, Türkiye-ABD ortak devriyelerini kabul ediyor ve güçlerini sınırdan çekiyordu. Bunların “tahrik” olarak nitelenmesi zor. Tam tersi… 

Barzani: O günlerde belki iş işten geçmişti. Bugün gördüğümüz sonucu önlemek için onlara yıllarca PKK’yla bağlarını kesmelerini, Türkiye’nin kaygılarını anlamaya çalışmalarını söyledik. 

Al-Monitor: Kandil’le bağları kesmek fiilen ne anlama geliyor? Bugün Suriye’deki Kürt yönetiminde yer alan pek çok isim o hareketin parçasıydı ve Öcalan’ı hâlâ sembolik lider olarak görüyorlar. 

Barzani: Tüm talimatları PKK’dan alıyorlardı ve bu gayet iyi bilinen bir gerçektir. 

Al-Monitor: Hâlâ alıyorlar mı? 

Barzani: Evet ama daha az ölçüde. Her hâlükârda yapmaları gereken, Türkiye’yi ve uluslararası toplumu PKK’nın büyük ajandasının parçası olmadıklarına ikna etmek. Bu mümkün olmazsa durumun düzeleceğine fazla ihtimal vermiyorum. 

Al-Monitor: Peki, Türkiye’yle sizin ilişikleriniz ne durumda? Son olaylardan etkilendiler mi?

Barzani: Türkiye’yle ilişkilerimiz daima önemli oldu. Türkiye’yle iyi ilişkilerimiz var. KBY Başbakanı [Mesrur Barzani] Cumhurbaşkanı Erdoğan’la çok olumlu bir görüşme yaptı. Bu istikamette yürümeye devam edeceğiz. 

Al-Monitor: Irak’ın ABD ile İran’ın savaş sahası olmasını istemediğinizi söylediniz. Fakat Irak Kürdistanı hâlihazırda Türkiye ile PKK’nın savaş sahası durumunda. Türkiye ile Kürtler arasında barış sürecinin yeniden başlaması için bir umut var mı? 

Barzani: Irak Kürdistanı’nın herhangi bir komşumuza karşı saldırı rampası olmasına izin veremeyiz. Son tahlilde Türkiye’deki bu sorunun barışçıl yollardan çözülmesi gerekir. Türk yetkilileriyle her görüşmemde bunu hatırlatıyorum, bu sorunun askeri yönetimlerle değil diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söylüyorum. Bu, iki tarafın da menfaatine. 

Al-Monitor: Bu, PKK ve Öcalan’la görüşmek anlamına mı geliyor? 

Barzani: Evet, PKK ve Öcalan’la.

Al-Monitor: Ancak Türkiye hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın PKK ya da Öcalan’la diyaloğu yeniden başlatma niyeti yokmuş gibi görünüyor. Tam tersine. Halkların Demokratik Partisi’nin şu an hapiste olan eski eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın barış görüşmelerinin yeniden başlamasına yardımcı olabileceğini düşünüyor musunuz? 

Barzani: Kesinlikle düşünüyorum. Demirtaş’ın serbest bırakılması ve bu rolü oynamasına izin verilmesi gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Onun özgür olması lazım. 

Al-Monitor: Suriye ve Türkiye’deki pek çok Kürt’e göre Irak Kürdistanı yönetimi, Rojava veya Suriye Kürdistanı’ndaki özerklik projesi çökerse sıranın kendisine geleceğini tam olarak kavrayamıyor. Türkiye ve İran’ın Irak Kürdistanı’nın peşine düşecekleri, sizin özerkliğinizi de yıkacakları söyleniyor. Türkiye ve İran’ın 2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumuna verdikleri sert tepki bunun net bir habercisi olarak görülüyor. Siz bu yoruma katılıyor musunuz?

Barzani: Bu biraz elmalarla armutları kıyaslamaya benziyor. Irak Kürdistan Bölgesi Irak’ta hukuki, anayasal statüye sahip. Bu, Irak’ta ve uluslararası alanda kabul edilmiş bir gerçektir. Dolayısıyla Irak Kürdistanı ile Rojava arasında bu açıdan paralellik kurmak anlamsızdır. Biz Irak Kürdistanı’nda Rojava’daki kardeşlerimize ya da başka yerlerdeki Kürtlere sorunlarını kendi ülkeleri içinde barışçıl yoldan çözmesine yardım etme fırsatı gördüğümüzde bunu yapmaktan her zaman mutluluk duyuyoruz. Bu fırsattan istifade Rojava’daki kardeşlerimi İslam Devleti’yle mücadelenin ön saflarında yaptıkları büyük fedakârlıklar, cesaretleri ve özverileri için selamlamak isterim. Bu uğurda verdikleri büyük kayıplar sadece kendilerini ve Suriye’yi savunmak için değil, tüm insanlığı savunmak içindi. Bu nedenle onlara büyük bir teşekkür borcumuz var. 

Al-Monitor: O zaman SDG’nin düşündüğü gibi tüm bu yapılanlardan dolayı ödüllendirilmeleri ve takdir edilmeleri gerektiğine, Suriyeli Kürtlere yeni Suriye’nin eşit bir ortağı olarak resmi statü verilmesi gerektiğine de inanıyor musunuz? 

Barzani: Kesinlikle. Bu mutlaka olmalıdır. Birleşik Suriye çerçevesinde Kürtlerin hakları anayasayla korunmalıdır. Kürtler eşit yurttaşlar olmalı ve Kürt kimliklerini özgürce ifade edebilmelidir. 

Al-Monitor: Süleymani hadisesi öncesinde bütçe, gelir paylaşımı, petrol gibi konularda Bağdat’la anlaşmaya varacağınıza dair oldukça emin bir havadaydınız. Başbakan’ın istifası, ardından da Süleymani’nin öldürülmesi tüm bunları altüst etti mi? İran’ın üzerinizdeki baskıyı artırmak için Bağdat’ı KBY’deki maaş ödemelerini yeniden kesmeye zorlayabileceği kaygısı var mı?

Barzani: Bağdat’a defalarca gittim ve uzun görüşmelerden sonra gerçekten anlaşmaya varmıştık. Eylül sonuna doğru anlaşmayı neredeyse tamamlamıştık. SOMO’ya [Irak’ın devlet petrol şirketi] Ceyhan’da 250 bin varil petrol verecektik. Onlar da petrolü satacak ve gelir Irak hazinesine gidecek, KBY de payını oradan alacaktı. 

Al-Monitor: Peki, Türkiye’nin payı ne olacaktı? 

Barzani: Onların bununla ilgisi yok. İşin esası şuydu: Bizim Türk tarafına transit ücreti ödememiz gerekiyor ve nereden çıkarılmış olursa olsun bu, Irak petrolüdür. Geri kalan 200 bin varil petrol bize ait ve bununla petrol şirketlerinin hizmet ödemeleri ve bizim bu şirketlere olan bazı borçlarımız karşılanıyordu. Ancak bu anlaşma şimdi sürüncemede kaldı ve bu belirsizliğin iyi bir şey olmadığı aşikâr. Bunun yanı sıra sizin de belirttiğiniz gibi kamu çalışanlarının maaşlarının bir kısmı Mart 2019’dan bu yana düzenli olarak merkezi hükümet tarafından ödeniyor. Maaşların yaklaşık yüzde 55’i. Ayda 380 milyon dolar ediyor. Hepsi bu. Maaşların tamamı karşılanmıyor. Kamu çalışanlarının maaşları ve sosyal güvenlik için aylık giderimiz 700 milyon dolar. Hükümetten 1,2 milyon kişi maaş alıyor. Bunların 700 bini doğrudan hükümet tarafından istihdam ediliyor, peşmergeler, memurlar vs. İran’ın baskısına ilişkin sorunuza gelince, İran’ın karışacağını sanmıyorum çünkü hepimiz Iraklıyız. Varılan anlaşma, uzun görüşmelerin ardından sağlanan ulusal bir anlaşmaydı. 

Al-Monitor: Yeni KBY Başbakanı ile kabinesinin performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kendisi baba tarafından kuzeniniz olduğu için pek tarafsız olmayabilirsiniz ama yine de bir deneyin. 

Barzani: Bir önceki hükümetin performansına bakarsanız, Bağdat’la bütçe anlaşmazlığı ve ardından İslam Devleti yüzünden sık sık kriz yönetimi modundaydık. Son 10 yılda pek çok başarı sağlandı ama hatalar da yapıldı. Bağdat’la ilişkilerin iyileşmesi ve İslam Devleti’nin toprak kontrolü bağlamında yenilgiye uğratılmasıyla yeni hükümet daha sağlam bir zeminde başlangıç yaptı. Hükümet reform sürecine dört elle sarıldı. Reformlar uyguluyor, daha iyisini yapmaya çalışıyor. Bence Başbakan da işini iyi yapıyor. Kabinede iyi bir denge tutturdu. Samimiyetle söylüyorum, işini iyi yapıyor. 

Al-Monitor: Ama hâlâ bir petrol bakanı yok. 

Barzani: Yakında olacak, merak etmeyin. 

Al-Monitor: Kim? 

Barzani: Gerçekten bilmiyorum ama şimdilik Başbakan petrol bakanlığını da yürütüyor. 

Al-Monitor: Son soru. Sizin de partiniz olan Kürdistan Demokratik Partisi’nin sıklıkla dile getirdiği önemli bir sorun, iktidarı paylaştığınız Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) lidersiz oluşu. KYB’yi kim yönetiyor? 

Barzani: Parti kurultaylarını daha yeni yaptılar ve tüm spekülasyonlara rağmen başarılı bir kurultay oldu. Tüm iç meselelerini çözmek üzere bir komite oluşturdular. Partinin başına kimin geçeceği ise henüz belli değil. 

Al-Monitor: Kim olabilir? 

Barzani: Sanırım Berham [Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih].

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

İsrail’in ilhak planı iki eski komutanın elinde
Ben Caspit | | Haz 12, 2020
Facebook Irak Kürdistanı istihbaratıyla bağlantılı hesapları kapattı
Adam Lucente | Kürtler ve Kürdistan | Haz 5, 2020
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
Irak Kürdistan bölgesi bölünebilir mi?
Mahmut Bozarslan | | May 14, 2020
Irak Kürdistanı Suriyeli Kürtlere gönderilen insani yardımları engelliyor mu?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Nis 22, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Irak'ın Nabzı

al-monitor
Irak Kürdistanı Suriyeli Kürtlere gönderilen insani yardımları engelliyor mu?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Nis 22, 2020
al-monitor
Gorani lehçesini yaşatmak isteyen öğretmen Kuran’ı Kürtçeye çevirdi
Dana Taib Menmy | Tehlike altındaki diller | Oca 31, 2020
al-monitor
Türkiye Irak’ta PKK bağlantılı Ezidi milisleri vurdu
Saad Salloum | Ezidiler | Oca 24, 2020
al-monitor
Mühendis’in ardından Haşdi Şabi’yi neler bekliyor?
Mustafa Saadoun | | Oca 21, 2020