Suriye krizi: Rusya Türkiye’yle gerilirken BAE ve Suudi Arabistan’ı yanına çekmeye çalışıyor

Suriye’deki Rusya-Türkiye ortaklığı çıkmaza girerken Moskova, BAE ve Suudi Arabistan’ı yanına çekmeye çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suudi Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud, 14 Ekim 2019 Photo by Alexander Zemlianichenko/Pool via REUTERS.

Şub 27, 2020

Rusya ile Türkiye arasında İdlib görüşmeleri devam ederken, Ankara’yla epeydir işbirliği hâlinde olan Moskova, Türkiye’ye hasım Körfez devletlerine yönelerek Suriye’de oyunun kurallarını değiştirmeye çalışıyor olabilir. 

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov 26 Şubat’ta Türkiye’yi Libya’ya yabancı savaşçı taşımakla suçlamıştı. Bogdanov aynı gün Suudi Arabistan’ın Moskova Büyükelçisi Raid Bin Halid Krimli ile görüştü ve Moskova’daki görev süresini tamamlayarak ayrılmak üzere olan büyükelçiye “Suudi-Rus ilişkilerine yaptığı kişisel katkılar” nedeniyle ödül verdi. 

Yine şubat ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Suriye’deki diplomatik misyonu ile Şam Valisi Alâ İbrahim arasında bir görüşme oldu. Taraflar Suriye’deki yabancı yatırımların ve ikili işbirliğinin her alanda artırılmasına odaklandılar. Uzun süre kavgalı kalan BAE ve Suriye arasındaki diplomatik temaslar yavaş yavaş farklı bir istikamet alıyor. BAE heyeti ile İbrahim arasındaki görüşmenin zamanlaması dikkat çekiciydi. Görüşmeden bir süre önce 12 Şubat’ta Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narişkin BAE’ye gitmişti. İstihbaratçı muhataplarıyla görüşen Narişkin, “terörle mücadelede işbirliği imkânlarının ve iki ülkenin ulusal menfaatlerine yönelen yeni meydan okumalar ile tehditlerin ele alınmasından” söz etti. Rusya Dış İstihbarat Servisi’nin basın bürosundan yapılan açıklamaya göre taraflar, bölgesel krizler ve bunların çözümü konusunda “benzer veya yakın yaklaşımları” olduğunu tespit ettiler. 

Suudi Arabistan ve BAE, Türkiye’nin başlıca bölgesel rakipleri arasında görülüyor. Dolayısıyla Narişkin’in İdlib’de gerilimin yükseldiği bir ortamda Dubai’ye gitmesi, Moskova’nın Ankara’yı dengeleme arayışında olduğunu düşündürüyor. 

Bazı haberlere göre BAE tarafı Suriye’de Türkiye’nin ayağını kaydırmak için savaş ve yaptırımların felç ettiği Suriye ekonomisini canlandırma konusunda Ruslara bazı önerilerde bulundu. Rusya’nın beklentisi, ABD’de 2019 sonunda kabul edilen Caesar Yasası’nın bazı hükümlerini etkisiz kılmakta BAE’nin yardım edebileceği yönünde. Yasa, Şam yönetimi ve temsilcileriyle ticari ilişki yürütenlere yaptırım getirmekle kalmıyor, Suriye’ye bazı hizmet ve ürünlerin ulaştırılmasını da engelliyor. 

Rusya ve BAE arasında görüşülen bir diğer konunun da Lazkiye ve Tartus limanları ile Suriye-Ürdün sınırında stratejik önemdeki Nasib kapısının kullanımına ilişkin kuralların gevşetilmesi olduğu bildiriliyor. 

Son olarak BAE’nin, Anayasa Komitesi’nde yer alan Suriyeli muhalifleri Şam’a karşı yumuşatmak için baskı yapmaya söz verdiği söyleniyor. Bu, akla yatkın bir iddia. Zira Suudi Arabistan 2019 sonlarında muhalefeti BM himayesindeki görüşmelerde temsil eden Yüksek Müzakere Komitesi’nin yapısında Türkiye aleyhinde bazı değişiklikler yapmıştı. 

Bu arada, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 19 Şubat’ta Ürdünlü mevkidaşı Eymen Es Safedi ile görüştü. Lavrov görüşmenin ardından “Ürdün’ün güney Suriye’de sivil altyapının onarılmasına yönelik somut projelerini ve Ürdün’deki mültecilerin dönüş koşullarını sağlayacak diğer girişimlerini” ele aldıklarını belirtti. 

Buna benzer projeler bir süredir görüşülüyor. Şam Valisi İbrahim 2019’un sonlarında Şam’ın batısındaki Derayya bölgesinde planlanan bazı projeler için BAE ve Ürdün şirketlerinden teklifler geldiğini açıklamıştı. Bu projeler, Suriye’de taşınmaz mallarla ilgili 2018’de çıkarılan ve büyük tartışmalar yaratan 10 numaralı kanunla da bağdaşıyor.

Olası ki Moskova artık Türkiye’nin siyasi çözüme yapabileceği katkıları önemsiz buluyor ve Ankara’ya dayatmalarda bulunabileceğini düşünüyor. Moskova Türkiye’nin pazarlıklar kapsamında sadece İdlib’in kontrolünü değil, Suriye’deki Kürt gruplarını uzak tutmak için güvenlik gerekçesiyle oluşturduğu tampon bölgeleri birbirine bağlamayı da istediğini düşünüyor. Bu aslında Rus güçlerinin bulunduğu Kobani’nin de Türk kontrolüne bırakılması anlamına geliyor.

Erdoğan’la Putin arasında kuzeydoğu Suriye’de sağlanan anlaşma da çıkmaza girmiş durumda. Fırat’ın doğusundaki durum ve Moskova ile Ankara’nın burada ortak bazı çıkarlara sahip olması, Astana sürecinin ayakta kalmasını sağlıyordu. Ancak Anayasa Komitesi’nin kuruluşundan sonra Rusya Astana formatına artık “kutsal inek” muamelesi yapmıyor. Rusya şimdi Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile Kürtler için bir “yol haritası” hazırlamakla meşgul. En önemlisi de Kürtleri asgari olarak ABD ve Arap monarşilerinin de olumlu baktığı Kahire Platformu üzerinden Anayasa Komitesi’ne dâhil etmeye çalışıyor. Yol haritası Esad ve Kürtlerden onay alırsa Esad’ın Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’den de destek alarak Türkiye’yi iyice oyun dışına itmeye çalışacağı muhakkak. 

Rusya’nın mantığı açık: İsyancıların elindeki İdlib vilayetini olabildiğince zayıflatmak ya da bastırmak ve Suriye’de Şam’ın kontrolü dışında sadece doğrudan Türkiye tarafından yönetilen bölgeler (tampon bölgeler) ile ABD kontrolündeki bölgelerin (Fırat’ın doğusunda Kürtlerin ve Arap aşiretlerin bölgeleri) kaldığını göstermek. Bu bağlamda Moskova Washington üzerindeki baskıyı da sürekli artırıyor. ABD’li yetkililere göre Rus ordusu doğu Suriye’de çatışmayı önlemek için daha önce sağlanan anlaşmalardan kaytarmaya çalışıyor ve bölgede Rus özel askeri şirketlerin faaliyetleri giderek artıyor. 

Rus güçlerinin Suriye’deki faaliyetlerini yakından bilen bir kaynağa göre Suriye istihbarat birimleri de doğuda yabancı güçleri sıkıntıya sokmaya çalışıyorlar. Al-Monitor’a konuşan kaynak, Suriyeli istihbaratçıların bir taraftan sabotaj eylemleri düzenlediklerini bir taraftan da yerel aşiretlerin desteğini almaya çalıştıklarını söyledi. Aşiretlerin bazıları rejime sadık kaldı, hükümet yanlısı Ulusal Savunma Güçleri’nde yer aldılar. 

Rusya şimdilik BAE ve Suudi Arabistan’ın tavrından memnun. Suriye konusunda daha dikkatli davranmaya başlayan iki Arap ülkesinin doğu Suriye’de Rusya lehine etkili olabileceği, mültecilerin dönüşünü sağlamak için Suriye’de altyapının onarılmasında Moskova’ya destek verebileceği düşünülüyor. 

Türkiye’nin ekimde gerçekleştirdiği harekâttan önce güçlü bir ABD varlığının olduğu Fırat’ın doğu yakasına BAE ve Suudi temsilcileri sık sık gidiyordu. Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri’nin denetimindeki bölgelere giden BAE’li ve Suudi temsilciler, bazı aşiretlerle de yakın temaslar kurdular. Bu bağlamda Rusya Fırat’ın doğusunda BAE ve Suudi Arabistan’la bir anlaşmaya varabileceğini umuyor. Şam yönetimi ülkenin güneybatısında kontrolü yeniden sağladığında BAE ve Suudi Arabistan muhaliflerle yürütülen “uzlaşı sürecinde” yer almış ve bölgedeki bazı muhalif gruplar Rusya güdümündeki 5’nci Taarruz Kıtası’na katılmıştı.

Recent Podcasts

Featured Video