İdlib’de Rusya-Türkiye uzlaşısı ne şekilde olabilir?

Rusya ile Türkiye arasındaki İdlib görüşmeleri sonuçsuz kalsa da çözüm yolları henüz tükenmiş değil. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Suriye’nin İdlib vilayetinde Türkiye sınırı yakınlarındaki Binniş kasabasında görüntülenen Türk askeri araçları, 12 Şubat 2020 Photo by (Muhammad Haj Kadour/AFP via Getty Images).

İşlenmiş konular

İdlib

Şub 20, 2020

Rusya ile Türkiye arasında Moskova’da yapılan İdlib görüşmelerinin ikinci turu 18 Şubat’ta anlaşma olmaksızın sona erdi. Rus heyeti Suriye Temsilcisi Alexander Lavrentiev, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin ve Savunma Bakanlığı yetkililerinden oluşurken, Türk heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlık etti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada görüşmelere ilişkin şu ifadeler yer aldı: “Odak noktası İdlib gerilimi azaltma bölgesi olmak üzere Suriye’de sahadaki duruma ilişkin ayrıntılı görüşmeler devam etti. Her iki taraf gerilimin azaltılmasını, insani durumun rahatlatılmasını ve terörle mücadelenin sürdürülmesini öngören mevcut anlaşmalara bağlılığını bildirdi.” Açıklamaya göre taraflar ayrıca “Suriye krizinin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda bizzat Suriyelilerin önderlik ettiği ve uyguladığı siyasi süreci desteklemenin önemini” vurguladılar.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise Ankara’nın müzakerelerin sonucundan memnun olmadığını açıkladı. “Bize sunulan kâğıdı ve haritayı kabul etmedik” diyen Kalın, Türkiye’nin Suriye’nin topraklarında ve petrolünde gözü olmadığını, savaştan kaçan insanları korumak ve bölgede istikrarı sağlamak istediğini, Türkiye üzerindeki mülteci baskısının giderek arttığını vurguladı. 

Suriye muhalefetinden bir kaynağın Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Rusya’nın teklifi, İdlib gerilimi azaltma bölgesinde Türkiye sınırı boyunca 15 kilometre genişliğindeki bir şeridin Türkiye’nin kontrolünde olması ve burada gerekirse mülteci kamplarının kurulmasına yönelikti. Türk askerleri şu an sınırın 20-35 kilometre derinliğinde bulunuyor. Yapılan teklifte ayrıca Türkiye’nin İdlib’de kontrol edeceği bölge ile Afrin’deki Zeytin Dalı Harekâtı bölgesi arasında Rusya’nın kontrol noktaları kurması öneriliyordu. Son olarak, M4 ve M5 otoyollarının Rusya ve Türkiye’nin ortak kontrolünde açılması öngörülüyordu. 

Öneriyi reddeden Türkiye, Suriye hükümet güçlerinin İdlib gerilimi azaltma bölgesinden tümden çekilmesinde ısrar ediyor. “İdlib’de temel çizgimiz Soçi mutabakatına derhal geri dönülmesi” diyen Kalın, Türkiye’nin askeri gözlem noktalarıyla belirlenen sınırların esas olduğunu ve rejim güçlerinin bölgeden çekilmesi gerektiğini vurguladı. 

İkili görüşmelerde herhangi bir ilerleme görünmemekle birlikte arka planda olumlu bazı gelişmelerden söz edilebilir. Suriye’nin kuzeydoğusundaki ortak devriyeler 17 Şubat’ta yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki tarafın İdlib’deki taktik adımlarını koordine ediyor olması mümkün. Bu, hem Türkiye’nin askeri konuşlanması hem de Esad güçlerinin operasyonları bakımından geçerli olabilir. 

Taftanaz ve Eriha arasında yoğunlaşan Türk güçleri Suriye’nin İdlib’deki ilerleyişini engelliyor. Ancak Halep bölgesinde Etarib kenti istikametindeki güzergâhlar yakın zamana kadar Suriye ordusuna açıktı. Buradaki operasyonlar Esad güçlerinin Halep banliyölerinde kontrolü sağlamasıyla sonuçlandı. 

Halep banliyölerindeki operasyonları tamamlayan ve M5 otoyolu yakınlarında bir güvenlik bölgesi oluşturan Suriye ordusu, bundan sonra Halep-Lazkiye bağlantısını sağlayan M4 otoyolunu ele geçirmek için harekete geçebilir. Türk güçleri bugüne kadar Esad’ın burada engelsiz operasyon başlatabileceği bir pencere bıraktı. Suriye rejimi İdlib’den geçen M4 ve M5 yollarında tam kontrol sağladıktan sonra gerilimi azaltma bölgesinde yeni bir kilitlenme durumu yaşanabilir. 

Öte yandan, İdlib’de varılacak olası bir anlaşma büyük ihtimalle geçici ve kırılgan olur. Böyle bir anlaşma muhtemelen 2018 tarihli Soçi mutabakatına dayanır. Fiili durum Soçi mutabakatını anlamsız kılsa da iki taraf da anlaşmanın uygulanmasında ısrarcı. Türkiye bu nedenle Esad güçlerinin gerilimi azaltma bölgesinden çekilmesi talebinden vazgeçmiyor. Ancak görünen o ki Türkiye mutabakatın pratikte uygulanması için gayret göstermeye niyetli değil.

Buna karşılık Rusya’nın, İdlib’de Esad’ın henüz ele geçiremediği bölgelere gayriresmi de olsa “Türk güvenlik bölgesi” statüsü vermesi olası değil. Bu türden gayriresmi statüler Türkiye’nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarını gerçekleştirdiği bölgelerde kabul edilmişti.

Bu arada, İdlib’e gönderilen Türk güçlerinin gerçekten bir karşı taarruza hazırlandıkları şüpheli. Mevcut konuşlanma gerçek bir harekât niyeti ve sağlam bir planı olmayan güç gösterisi olarak görülüyor. 

Bu bağlamda Suriye ordusunun Türk askerinin yoğunlaştığı İdlib ve Taftanaz kentlerinde hücuma geçmesi, dananın kuyruğunun kopacağı an olarak görülebilir. Türk tarafı fiilen karşı taarruzda bulunmaz ve rejim güçleri Türk mevzilerinin arasından geçmeyi başarırsa Türk sınırına kadar ilerleyebilir, gerilimi azaltma bölgesinde tam kontrol sağlayabilir ve tüm Türk üslerini bloke edebilirler. 

Ancak böyle bir senaryo Erdoğan için tabanının gözünde ciddi bir yenilgi olacağı için Erdoğan’ın buna izin vermesi zor. Ayrıca Suriye ordusunun sayıları 7 bin ilâ 9 bin arasında tahmin edilen Türk askerlerini engellemesi ya da atlatması da pek olası değil.

Rejimi İdlib’deki operasyonları durdurmaya zorlamak için Türk güçlerinin Esad’ın taarruzlarına etkili bir şekilde karşılık vermesi lazım. Rejimin yapabileceği başka operasyonların da engellenmesi gerekir. İşte o zaman İdlib’deki nüfuz alanları somutlaşır, Suriye ve Türkiye güçleri arasındaki temas hattı ayrım çizgisini belirler. Sınırların bu şekilde fiilen belirlenmesinden sonra sahadaki yeni gerçekler ışığında yeni bir anlaşmaya varılabilir. Tüm bunlar Türkiye’nin takınacağı tutuma, sert açıklamalar yapmanın ötesinde, sert adımlar atmaya hazır olup olmamasına bağlı. 

Her hâlükârda Moskova ve Ankara ilişkileri koparmak istemiyor ve muhtemelen çözüm arayışını sürdürecekler. Türkiye, Suriye güçlerinin Soçi mutabakatıyla belirlenen sınırlara çekilmesini sert bir şekilde talep etse de bu talep, muhalif güçlerin buralara dönmesini ya da bu bölgelerin Heyet Tahrir El Şam’a bırakılmasını içermiyor. Bu bağlamda Esad’ın İdlib’de aldığı bölgelerin kontrolü örneğin Rus askeri polisine veya rejimle “uzlaşmış” eski muhaliflerin oluşturduğu 8’nci Tugayı da kapsayan Rus yanlısı 5’nci Ordu’ya verilebilir. Böyle bir düzenleme Türk tarafından karşı taarruz ihtimalini azaltır. Kısaca, tarafların hâlâ makul bir uzlaşıya varmak için alanı var.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Erdoğan’ı karalamak Lübnan’da bile güvenli değil
Amberin Zaman | Basın özgürlüğü | Tem 13, 2020
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
Yabancı Protestanlar ‘kamu düzenine tehdit’ gerekçesiyle Türkiye’den kovuluyor
Amberin Zaman | etnik azınlıklar | Tem 9, 2020

Recent Podcasts

Featured Video