Turizmde 'eski normal' çok zor

Hükümetin turizm sektörüne sunduğu formüllerle işletmelerin ayakta kalması zor. Erkene çekilmiş takvim ise pandeminin ömrünü uzatma riski taşıyor.

al-monitor .

May 1, 2020

Koronavirüs salgınından tüm dünyada sivil havacılık ile birlikte en çok etkilenen sektör turizm oldu ve turizmde "eski normal"e dönülmesi bir hayli zaman alacağa benziyor. Bu konuda 2020’nin kayıp yıl olduğu üstünde birleşilmekle birlikte, izleyen yıllarda sektörün eski performansını yakalayıp yakalayamayacağı da önemli bir soru.

Küresel çapta 2019’da yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık bir ciroya ulaşan ve yaklaşık 1,5 milyar kişiye hizmet satan dünya turizminin, COVID-19 sonrası "eski normal"ine dönmesi çok zor olduğu gibi, seyahat endüstrisi ile ilgili bileşenlerde; ulaştırmanın her türü, tarım, gıda, giyim, hediyelik eşya alt sektörlerinde de önemli kayıplar bekleniyor. Özellikle dünya turizm pastasından en yüksek payları alan Avrupa ile Asya’nın turizmin en büyük kaybedenleri olacağı açık.

Türkiye milli gelirinde çıplak hâliyle yüzde 3 payı olan konaklama, yeme-içme sektöründe sert bir dibe vurma beklenirken, turizm ile önemli girdi-çıktı bağlantısı olan sektörlerin kayıplarıyla birlikte bu hizmet alanının 2020 milli gelirini tek başına yüzde 5’in üstünde daraltması bekleniyor. Bu gerçekle yüzleşmek ve hiç olmazsa geleceği kurtarmaya yarayacak önlemler almak yerine Türkiye’yi yöneten Saray rejimi, telaşla sektöre “yeni normal”e ilişkin konaklama, seyahat formatları sunuyor ama bunlarla sektörün ayakta kalması neredeyse imkansız ve zoraki, erkene çekilmiş takvim pandeminin ömrünü uzatma riski taşıyor.

COVID-19’a karşı eldeki tek önlem olan sosyal mesafe için hemen tüm ülkeler seyahat kısıtlamalarına gitti. Uçuşlar hem ülke içinde hem dış hatlarda durduruldu. Konaklama, yeme-içme mekânları geçici sürelerle ya kapatıldı ya da kullanımları sınırlandırıldı. Bunların yanında kongre, fuarcılık vb. tüm turizm çeşitlerinde ertelemelere gidildi. Hâlen neredeyse tüm ülkelerde bu kısıtlamalar hem ülkeler arası hem iç bölgeler, kentler arası sürdürülüyor. Bazı ülkeler kısmi gevşetmelere gitse de virüsün yarattığı fiziki riskler ve travmatik etkileri hafifletilmedikçe kayıpların telafisi pek mümkün görünmüyor.

2019’u yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık turizm geliri ile kapayan global turizm endüstrisinden Avrupa yüzde 39, Asya ülkeleri ise yüzde 30 ile en büyük payları almıştı. Dolayısıyla pandeminin getirdiği olağanüstü daralma öncelikle turizm sektörünün bu iki coğrafyasında yer alan ülkeleri sert biçimde vuracak.

Dış hat uçuşları uzun süre karşılıklı olarak ağır denetimlere tabi tutulurken küresel üretim, ticaretin tümü bundan olumsuz etkilenecek. Bunun yanında aynı şey seyahat ve ülkeler arası turizm hareketlerini de olumsuz etkileyecek. Turizm sektörü için ne kadar teşvik edilip canlandırılmak istense de iç talebin sektöre can suyu olamayacağı biliniyor. Daha çok dış talebi dikkate alarak oluşturulmuş uçak, otel vb. tesis ölçekleri, kapasiteleri, iç taleple başa baş noktasını yakalayabilecek durumda değil. Bu nedenle sektörün iç talebe rağmen ağır zararlar yazması kaçınılmaz. Kaldı ki gelir ve iş kaybı yaşamışların iç talebini iştahlandırmak, yaşanmış travmayı aşmak epey zaman istiyor.

Türkiye’nin toplam istihdamında tek başına 2 milyona yakın çalışanıyla yüzde 6 payı olan turizm sektörü, sivil havacılık, turizm ile girdi-çıktı ilişkisi olan gıda, giyim, ulaştırma, haberleşme, diğer kültür endüstrilerinin uğradığı zararlarla birlikte büyük bir istihdam kaybı yaşadı. Geçici olması umulan bu kayıp için işsiz kalanlara sadece İşsizlik Sigortası Fonu’ndan üç aylığına asgari ücret dolayında bir ücret ödenmesi söz konusu. Ağır kayıpları olan irili ufaklı işletmeler için ise diğer sektörler için de söz konusu olan bazı vergi erteleme, kredi kullandırma kolaylıklarından öte dişe dokunur bir devlet desteği gelmedi. Salgın başlarken iç hat uçuşlarına getirilen yüzde 18’lik katma değer vergisinin yüzde 1’e indirilmesi ise espri konusu oldu, çünkü tedbirin ardından uçuşlar yasaklandı. Bu uygulama, rejimin öngörüsüzlüğünün bir örneği olarak eleştirildi.

2019 itibarıyla Türkiye’yi ziyaret eden 45 milyona yakın yabancı ziyaretçinin sağladığı 30 milyar dolara yakın döviz gelirinin 2020’de yeniden kazanılamaması söz konusu. Dış ticaret açığının daraltılmasında önemli yeri olan bu gelirden mahrumiyet, cari denge açısından da önemli bir kayıp.

Türkiye’nin ziyaretçi toplamında en büyük payı 2019’da yüzde 38 ile Avrupa ülkeleri aldı. Pandemiden ağır kayıplar veren bu ülkelerin seyahat kısıtlamalarını 2020 için kolay gevşetmeleri beklenmediği gibi, sütten ağzı yanmışlar olarak yoğurdu iyice üfleyerek yiyecekleri söylenebilir. Toplam ziyaretçi pazarında yüzde 23 payı olan Rusya ve öteki Bağımsız Devletler Topluluğu ülke yurttaşlarının da tatil ve diğer amaçlarla Türkiye seyahatlerine hemen karar vermeleri beklenmiyor. Pandemiden ağır yara alan ve Türkiye ziyaretçi pazarında yüzde 7 dolayında payı olan İran ile öteki Orta Doğu ülkelerinin toplam payı yüzde 23 dolayında. Bu kesimden Türkiye’ye dönük 2019’da 10 milyon dolayında olan girişlerin, 2020’de çok azının gerçekleşmesi bekleniyor.

Turizmde “yeni normal”e geçişin nasıl olacağı pek bilinmiyor ama konu ile ilgili olarak Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy şunları söyledi: “Önemli olan mart-nisanda sayı yakalamak değil. Virüs riskinin azalmasından sonra rakamlar çok önemli."

Dış ziyaretçi girişinin engellenmesinin de etkisiyle, mart ayı ortalarında başlayan sınırlamalarla ziyaretçi girişleri oldukça sert düştü. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açıklanan ziyaretçi sayısı 1 milyon 5 bin olarak bildirildi. Bu, şubat ayına göre yüzde 48’lik düşüşe karşılık geliyor. Mart ayındaki sert düşüşün etkisiyle yılın ilk çeyreğinin ziyaretçi sayısı 5,6 milyonda kalırken turizm geliri de ancak 4 milyar dolar oldu. Bu, geçen yılın ilk çeyreğinin ziyaretçi ve turizm gelirine göre sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 11 düşüş demek. Daha sert düşüşleri izleyen aylarda görebiliriz.

Bakan Ersoy iç turizmin ise mayıs sonunda başlayabileceğinin işaretini veriyor ve şöyle diyor: “Böyle giderse ve gidişatta sıkıntı yaşanmazsa mayıs ayı sonu itibarıyla iç trafik başlayacak. Kontrollü iç hat uçuşlarıyla turizm sezonu açılacak. Bir sertifikasyon kurulu oluşturduk ve konaklamanın kurallarını belirledik. Bu kurallara uymayı taahhüt edenlere sertifikasyon vereceğiz ve tatilciye ‘Buralara gidebilirsiniz’ diyeceğiz. Vaka açısından sıfır olan ülkelerle karşılıklı kapıları açabiliriz.”

Bakanlığın belirlediği yol haritasına göre oteller önlemlerini alarak mayıs sonu açılmaya başlayabilecek. Otellerde açık büfe olmayacak, kapasitenin yarısı kullanılacak ve her şey dâhil sisteminden uzaklaşılıp butik hizmet verilecek. Şezlong sayısının yarıya düşürülmesi, günübirlik düzenlenen yat turlarına az yolcu alınması gibi önlemler de “yeni normal” formatı içinde. Ancak soru şu: Hem uçaklarda, hem konaklama ve yeme-içme mekânlarında sosyal mesafenin getireceği kapasite kayıpları ile işletmeler nasıl ayakta kalabilir?

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Ekonomik kriz erken seçimi zorluyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 15, 2020
Pandemide futbol: Tamam mı, devam mı?
Mustafa Sönmez | | Haz 10, 2020
65 yaş üstü isyan bayrağını çekti
Sibel Hürtaş | | Haz 4, 2020
Mega projelerden mega yıkıntılara
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 1, 2020
COVID-19 salgınında hasat vakti: Virüs mü yoksulluk mu?
Sibel Hürtaş | | May 27, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Türkiye’de Rusya’ya güven, ABD'ye güvensizlik azaldı
Ayla Ganioglu | | Haz 30, 2020
al-monitor
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020
al-monitor
Suriyeli Kürtler: Mahsul gaspı Türk yardımlarını gölgede bırakıyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | Haz 22, 2020
al-monitor
Krizin garajı varlık fonu
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 22, 2020