65 yaş üstü isyan bayrağını çekti

COVID-19 salgınında “normalleşme” dönemine giren Türkiye’de, sokağa çıkma yasağı süren 65 yaş üstü vatandaşların tepkisi büyüyor. Şair Ataol Behramoğlu yaşıtlarını yasağa karşı isyana çağırdı, yasak mahkemeye taşındı.

al-monitor .

İşlenmiş konular

elderly, lockdown, curfew, covid-19, coronavirus, turkish economy

Haz 4, 2020

Pandemi sonrası dünyadaki siyasal ve ekonomik sistemlerin dönüşümüne ilişkin kehânetler, üretim ilişkileri içinde yer almayan kesimleri göz ardı ediyor. Türkiye’nin “yeni normal” düzeni, bu kehânetlerin geçici de olsa somutlaştığı alanlardan biri. Ülkenin “yeni normal” düzeninde “çalışma hayatında yer almayan” 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkma yasağı sürüyor. 21 Mart’tan beri bu yasağa tabi olan 65 yaş üstü ise karara isyan ediyor.

1 Haziran itibarıyla “yeni normal” düzene adım atan Türkiye’de pek çok kısıtlama gevşetilirken, işyeri sahibi olmayan 65 yaş üstü vatandaşlar ile 18 yaş altındaki çocukların sokağa çıkma yasakları sürüyor. Esneme adımları bu hâliyle ekonomik sistemi döndürmeyi amaçlıyor gibi görünse de Cumhurbaşkanı alınan bu önlemin 65 yaş üstünün risk grubunda olmasına bağladı. Ülkedeki 65 yaş üstü vatandaşların bu gerekçeye ikna olduğu söylenemez. Hatta 70 günü aşkın süredir evlerinden çıkmalarına izin verilmeyen 65 yaş üstü bu karara öyle öfkelendi ki ülkede akranlarını isyana çağıran bir şair de var, parka çıkma saatlerinde protesto eylemine hazırlanan da.

Onlardan biri Türkiye’nin tanınmış şairlerinden 78 yaşındaki öğretim üyesi Ataol Behramoğlu. Sokağa çıkma yasağının uzaması üzerine 1 Haziran günü sosyal medya hesabı üzerinden bir isyan çağrısı yayımladı: “65 yaş üstü bir şair ve öğretim üyesiyim. Birinci sorum şu: Sokağa çıkmak için bir ticarethane, bir market filan mı açmam gerekiyor? İkinci sorum ise şudur: Herhangi bir yerden, ikamet etmekte olduğum İstanbul dışından bilimsel bir toplantı veya sanatsal bir toplantı için davet alsam izin almam ve gittiğim yerde bir ay kalmam mı gerekecek? Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bütün bilim insanı arkadaşlarımı ve sanatçı dostlarımı, bu saçmalığa yüksek sesle karşı çıkmaya çağırıyorum.”

Ataol Behramoğlu Al-Monitor’a yaptığı açıklamada 65 yaş üstü için alınan kararı, “mantık dışı, ahlak dışı, akıl dışı” olarak tanımlıyor. Behramoğlu’na göre söz konusu yasağın hiçbir hukuki ya da mantıki ölçütü yok. Behramoğlu, “Ticarethanem olsa dışarı çıkabileceğim ama şair ya da müzisyen olmanızın bir önemi yok, onlar dışarı çıkamıyor. Müzisyen çalışmıyor mu? Böyle bir yasak olamaz. Bu yasağın tamamen kalkması gerekiyor” diyor. 65 yaş üstünün risk grubunda olmasına ilişkin gerekçeye de kızan Behramoğlu, “Herkes risk grubunda, ülkeyi yönetenler de risk grubunda” diyor.

Düzenlemelere göre 65 yaş üstü pazar günleri belli saatlerde sokağa çıkabilecek. Behramoğlu, “Pazar günü köpeğini gezdirmeye izin vermek gibi bir şey bu. Aşağılayıcı ve çok ayıp. Bunu da protesto edelim, Pazar günü hiçbirimiz dışarı çıkmayalım” diyor.

Alınan kararların 65 yaş üstünde dışlanmışlık ve ayrımcılığa uğrama duygularına yol açtığını söyleyebiliriz. Tedbirlerin sert bir şekilde sürdüğü mart ayında, bir genç sokakta yürüyen yaşlı bir adamı “Amca hadi evine” diye uyararak kameraya çekmiş ve sosyal medyada yayınlamıştı. Bir başka genç ise yaşlı kadının otobüse alınmaması ile dalga geçmişti. Bu kayıtları alanlar hakkında soruşturma süreçleri başlatılmış ve vatandaşlardan özür dilenmişti. 

Ancak alınan kararlar, 65 yaş üstünde mart ayında yaratılan dışlanmışlık duygusunun devam etmesine neden oluyor. Behramoğlu’nun isyan çağrısına destek veren oyuncu Gülsen Tuncer’in ARTI TV’de katıldığı programda “Biz vebalı mıyız?” çıkışı da bu hissiyatın yansıması.

İzmir’de yaşayan memur emeklisi Burhan Öztürk (65), içinde bulunduğu ruh hâlini “dışlanmışlık” diye tanımlıyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Öztürk, “Ben kendimi risk grubunda hissetmiyorum. Hissettiğim tek duygu var, o da dışlanmışlık duygusu. Biz kendisini nasıl koruyacağını en iyi bilen grubuz. Biz çıkamıyorsak kimse çıkmasın, yöneticiler de çıkmasın” diyor.

Sokağa çıkma yasağı 65 yaş üstünün ihtiyaçlarını karşılamasını da zorlaştırıyor. Öztürk, “Bize sadece pazar günleri izin veriyorlar. Pazar günleri bankalar kapalı, postaneler kapalı. Nasıl para çekeceğiz? Faturaları nasıl ödeyeceğiz? Bunlar için insanlardan, komşudan, arkadaşlarımızdan yardım mı isteyeceğiz? Bunun nasıl bir mantıklı açıklaması olabilir?” diyor. 

İsyan dalgası sade vatandaşı da sarmış. Öztürk’e şair Behramoğlu’nun isyan çağrısını sorduğumda, “Biz 68 kuşağıyız, içimizdeki isyan ateşi hâlâ yanıyor. Bizi isyan noktasına getirmesinler” diyor. 

İstanbul’da yaşayan 71 yaşındaki Alaattin Deniz de evden çıkamadığı için üzüntülü. “En çok çocuklarımı ve torunlarımı özledim” diyor. Yetmiş günlük ev hapsinde kendisine bir kuş alan Deniz, “Kuşla oturuyorum, onunla konuşuyorum. Ama o beni anlamıyor” diyor, gülerek.

Ataol Behramoğlu sosyal medyadan isyan çağrısında bulunurken, bir grup 65 yaş üstü eylem hazırlıklarına başladı bile. Avukat Senih Özay, Zonguldak’taki 65 yaş üstü vatandaşların Pazar günü “park izninde” eylem yapacağını söylüyor.

Özay Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, ülkenin her yerinden 65 yaş üstündeki vatandaşlardan söz konusu yasağın mahkemeye taşınması için talepler geldiğini söylüyor. Özay, sokağa çıkma yasağına ilişkin İçişleri Bakanlığı’nın genelgesini geçtiğimiz günlerde hem Anayasa Mahkemesi’ne hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı. Özay, alınan bu kararların ölçüsüz olduğunu söylüyor ve açık bir ayrımcılık tespiti yapıyor. Buradan hareketle de yasağın iptalini istiyor.

80 yaşındaki Özay’ın avukatlık ofisi olduğu için sokağa çıkma yasağı şimdilik kalktı. Ancak yasağın kendisini de hayli etkilediğini belirtiyor: “Yürüyemiyorum, baston kullanıyorum. Kemiklerimde bir gariplik var. Hiç pratik yapamadım evde. Zayıflamıştım, şişmanladım. Şekerim var. 65 yaş üstüne sokağa çıkma demek, canına okumak demek. Onların kendi alışkanlıkları var, bu alışkanlıkları bitiriyorsun.” 

65 yaş üstü bugün pandeminin yarattığı korku ikliminin yanı sıra dışlanmışlık ve ayrımcılık hislerini yaşıyor. Hayatın bu zamanlarını evin içinde, çocuklarından, torunlarından, arkadaşlarından, alışık olduğu parklardan ve sokaklardan uzak yaşamanın kırgınlığı bir yana, ihtiyaçlarını karşılayamamak da onlar için ayrı bir eksiklik duygusu. Normalleşmeye doğru insanlar sokaklarda gezerken, yarattıkları hayatı bir pencerenin kenarından izlemenin verdiği üzüntüyü isyana çevirme çabasındalar. Bu ne kadar başarılı olur bilinmez ancak pandemiye ilişkin kehânetlerin üretim ilişkilerinin içinde yer almayanları dışlamasının toplumun hatırı sayılır bir grubu üzerinde yarattığı kırgınlık gözle görülür durumda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020
Krizin garajı varlık fonu
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 22, 2020
Ekonomik kriz erken seçimi zorluyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 15, 2020
Pandemide futbol: Tamam mı, devam mı?
Mustafa Sönmez | | Haz 10, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
al-monitor
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
al-monitor
Kürtlerin korkusu: Pençe PKK’nin ötesinde Kürdistan’ı hedef alıyor
Fehim Taştekin | Kürtler ve Kürdistan | Tem 20, 2020
al-monitor
Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020