Rusya’nın Sudan üssü Türkiye ve Biden’a mesaj mı?

Rusya’nın Kızıldeniz kıyısında deniz üssü kurma planı bölgesel rakiplerinin hesaplarını nasıl etkileyecek?

al-monitor Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’daki Severnaya Verf tersanesinde Admiral Amelko ve Admiral Chichagov isimli iki yeni firkateynin yapımına başlanması vesilesiyle konuşma yaparken, 23 Nisan 2019. Photo by Photo by ALEXEI DRUZHININ/AFP via Getty Images..
Anton Mardasov

Anton Mardasov

@anton_mardasov

İşlenmiş konular

Rus etkisi

Kas 19, 2020

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Sudan’da Rus donanması tarafından kullanılacak ve lojistik merkez işlevi görecek bir üssün kurulmasını 16 Kasım’da onayladı. Üs anlaşmasını Savunma Bakanlığı imzalamıştı. Rusya’daki karar mekanizmaları düşünüldüğünde Sudan’da üs kurma kararının resmi açıklamadan çok önce alındığı tahmin ediliyor. Dolayısıyla asıl soru üs yapımı ne kadar sürecek? Bu, büyük ölçüde önümüzdeki dönemde Kremlin’in önceliklerini nasıl belirleyeceğine bağlı olacak. Mevcut bazı faktörler ise Rusya’nın bölgedeki etkinliğini artırmakta ne kadar ciddi olduğu sorusunu sordurtuyor.

Birincisi, Rusya’nın ekonomik, askeri ve lojistik imkânlar bakımından sıkışık olması. Rus donanmasının eski kurmay başkanı emekli Amiral Viktor Kravçenko’ya göre Kızıldeniz’deki en basit tesisin yapımı üç dört ay sürebilir.

Al-Monitor’un daha önce de vurguladığı gibi Rusya’nın Kızıldeniz’de nasıl bir varlık planladığına dair somut detaylar açıklanmış değil. Başka bir deyişle, Port Sudan limanında nasıl bir üs kurulmak istendiği henüz bilinmiyor. Örneğin Sovyet döneminde Vietnam’da kurulan lojistik tesis fiilen askeri üs işlevi görmüştü. Dolayısıyla, Rusya askeri amaçlı altyapıya sahip tam teşekküllü bir tesis mi kurmayı düşünüyor yoksa bölgede nadiren bulunan Rus gemilerine ara sıra hizmet verecek bir tesisle gösteriş yapmaya mı çalışıyor? Rus gemilerine geçiş kolaylığı sağlanması için Sudan’la geçtiğimiz ocak ayında anlaşma sağlandı. Ancak Rusya, inatçı bir ABD müttefiki olan Nikaragua dâhil başka pek çok ülkeyle benzer anlaşmalara sahip.

Tesisin kısa sürede kurulmasına somut bazı engeller mani olabilir. Hava savunma sistemleri, elektronik harp araçları gibi üssü korumaya dönük teçhizatlar ve hastane, su arındırma üniteleri gibi sosyal yaşama yönelik altyapı donanımları iki yoldan sağlanabilir. Birincisi, bu donanımlar, Rus ordusunun “Afrika aktarması” olarak kullandığı Suriye’deki Hmeymim hava üssü üzerinden Port Sudan kıyısına 20 kilometre mesafeye hava yoluyla taşınabilir. Diğer seçenek ise deniz yolu. Ancak Suriye’nin Tarsus limanındaki Rus üssü kullanılsa dahi Rusya’nın çok fazla uzun mesafe gemisine sahip olmaması sıkıntı yaratabilir. 

Kimliğinin saklı kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir Rus enerji uzmanına göre üs yapımı için seçilen nokta enerji tedariki bakımından en elverişsiz nokta olabilir. Tesis, 600 bin kişilik nüfusa, bir petrol rafinerisine ve ülkenin en büyük rıhtımına sahip Port Sudan kentinin yakınında kurulacak. Kentte, dizel ve petrolle çalışan 337 megavatlık tek bir ısı ve güç santrali var. Bu durum, tesise enerji tedariki açısından sorun yaratıyor. Tıpkı Hmeymim hava üssü gibi bu tesis için de dizel jeneratörler gerekecek ve bunların yakıtı Rusya’dan taşınacak. Zira Sudan’daki enerji imkânları fazla değil, olanlar da oldukça yüksek maliyetli.

Anlaşmaya göre Rusya’nın bu tesiste nükleer motorlu gemiler dâhil dört gemi bulundurma hakkı olacak. Bu, teoride gayet iyi bir koşul gibi görünebilir ama pratikte Port Sudan’da ve genel olarak Kızıldeniz’deki altyapı, nükleer motorlu denizaltıların demirlemesi için pek yeterli değil. İranlılar dizel-elektrik denizaltıları kullanırken, Cibuti’de tesisi olanlar arasında bir tek Çinliler ciddi deniz dibi taramalarına hazır görünüyor. Nükleer motorlu Rus su üstü gemileri ise diğer bölgesel aktörlerin gözünü korkutacak silahlar olarak görülen Kalibr tipi seyir füzeleri taşıyamıyor. 

Primakov Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Ulusal Araştırma Enstitüsü’ne bağlı Uluslararası Güvenlik Merkezi’nin Başkanı Alexey Arbatov’un belirttiği gibi Rusya’nın Sudan’daki altın arama faaliyetlerini genişletme ihtimali hesaba katılsa dahi bölgede itibar arttırmak yeni maliyetler getirebilir. Dahası, Sudan’daki ciddi iç çatışma potansiyeli nedeniyle siyasi istikrarsızlık riski de hesaba katılmalı. 

Rusya’nın bölgedeki hamleleri irdelenirken ele alınması gereken ikinci faktör, diğer aktörlerin rekabeti. Özellikle Çin bölgede varlığını artırıyor, Kuşak ve Yol projesini Afrika ülkelerine taşıyor. Kremlin bu yarışa katılmanın Rusya’nın küresel konumunu güçlendireceğini düşünüyor olabilir ancak bu rekabet bazı riskler de içeriyor.

Radikal milliyetçi Rus medyası Sudan’daki deniz üssünü Türkiye aleyhine bir adım olarak görüyor. Bu bakış açısına göre Rusya deniz üssü kuracağını açıklarken, Türkiye halen Ömer El Beşir’in devrilmesiyle kaybettiği nüfuzu geri kazanmaya uğraşıyor. Beşir’in devrilmesi, Türkiye’nin Sudan’da deniz tesisi kurma planlarını sekteye uğrattı. Dahası, ihtilalin ardından Hartum’un Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’la ilişkileri giderek gelişiyor. Türkiye Sudan’daki tesisi kurabilseydi, Katar ve Somali’deki Türk üsleriyle birlikte nüfuzunu pekiştirecekti. Türkiye’nin Sudan’da askeri planları olduğu iddiaları Körfez ülkelerinden kaynaklanırken, Ankara’nın resmi tutumu bu iddiaları yalanlamak oldu. Türk yetkililere göre Sevakin limanının yeniden inşasını içeren anlaşma, Sevakin adasını özellikle hacca gidenler için bir turizm merkezine dönüştürmeyi amaçlıyordu. Türk Dışişleri Bakanlığı, deniz limanına ilişkin görüşmelerin kesilmediğini, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın adadaki Osmanlı eserlerini restore etmeye devam ettiğini iddia ediyor.

Rusya’nın siyasi meselelerde Türkiye’nin aleyhine tutum alması, hatta Türkiye karşıtı bloklarla beraber hareket etmesi, daha önce görülmemiş bir durum değil. Örneğin Libya’da Mısır, BAE ve Suudi Arabistan’ın arka çıktığı doğu Libyalı komutan Halife Hafter’e Rusya da destek sağladı. Bu destek Ankara’yla ilişkilerde ciddi olumsuzluklara yol açmasa da Türkiye faktörü Rusya’nın adımlarını belli ölçüde etkiliyor. Nitekim özel sohbetlerde dile getirilen bir görüşe göre Rusya’nın izin verdiği durumlarda tesisin Sudan tarafından da kullanılabileceğine ilişkin madde, Mısır gibi üçüncü ülkelere ait savaş gemilerinin tesisi kullanabileceği anlamına gelebilir. 

Ayrıca Port Sudan, Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinin tam karşısında bulunuyor. Bu gözle bakıldığında Rusya’nın adımı kolayca istikrar bozucu bir hamle olarak yorumlanabilir, özellikle de bazı uzmanlar Rusya’nın bu tesise keşif ve gözetleme teçhizatının yanı sıra özel kuvvetler ve özel askeri şirketler konuşlandırabileceğini söylerken. Belirtmek gerekir ki Sudan’da hâlihazırda Rus paralı askerleri var ve bunların sayısı daha da artabilir.

Üçüncü ve belki de en önemli faktör, Sudan’ın ABD’yle yaşadığı sıkıntılar. Başkan Donald Trump Sudan’ı terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkaracağını söylemişti ancak Hartum’un terör mağdurlarına tazminat ödemek ve İsrail’le ilişkileri normalleştirmek gibi tavizler vermesinin ardından Trump Sudan’a yönelik “ulusal tehlike” durumunu bir kez daha uzattı. Rusya’nın Kızıldeniz’de üs kurma projesi bu ortamda hız kazandı. 

Önümüzdeki dönemde Joe Biden yönetimi mevcut yaptırımları kaldırmaya yanaşırsa Sudan’ın Rusya’yla ilişkilerini pazarlık unsuru olarak kullanması akla yatkın görünüyor. Hartum yönetimi Rusya’dan askeri teçhizat almaya istekli ama neticede üs kararından geri adım atabilir.

Şöyle ya da böyle Rusya’nın tüm dış faaliyetlerinin özünde ABD’ye gücünü gösterme arzusu yatıyor. Biden ekibi Sudan’la ilişkileri göz ardı edemez. Her şey bir yana Arap ülkelerini İsrail’le normalleşmeye itmeye çalışacaktır. Zira yeni yönetimin bu konuyu sadece Trump yönetiminin mirası olarak değil, uzun vadeli bir süreç olarak görmesi bekleniyor. Bu bağlamda sadece Sudan’ın değil, Moskova’nın da yeni üssü uluslararası siyasette pazarlık unsuru olarak kullanması gündeme gelebilir.

Karadeniz Filosu’nun eski komutanlarından emekli amiral Vladimir Komoedov, Sudan’daki üs projesini değerlendirirken “Donanmamızın etkinliğini yeniden tesis etmenin tam zamanı” dedi. Amirale göre yeni tesis, ABD ve NATO’nun Atlantik, Pasifik ve Hint okyanuslarında hava, deniz ve sualtı üstünlüğü karşısında Rusya’nın yeni bir adım atması anlamına geliyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Merkez Bankası rezervinin kaynağı 45 milyar dolarlık borç
Mustafa Sönmez | | Şub 25, 2021
Suriye: Rusya-İran-Türkiye üçlüsü miadını dolduruyor mu?
Kirill Semenov | Suriye çatışması | Şub 19, 2021
Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021
Türkiye’de halk darbeler için ABD’yi suçluyor
Ayla Ganioglu | | Şub 18, 2021
Hafter Erdoğan’ı mutlu eden ata niye oynadı?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Şub 11, 2021

Recent Podcasts

Featured Video