Libya Erdoğan’ın yüzünü güldürüyor mu?

Libya’da Hefter’in hesapsız adımları Türkiye’nin işini kolaylaştırdı. Hefter güçlerin martta ele geçirdiği yerlerden çekilmesi “Erdoğan’ın adamları kazanıyor” sonucuna götürüyor. Ancak durum çok değişken ve zafer ilan etmek için erken.

al-monitor .

May 18, 2020

Bir tarafta Türkiye diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’ın Libya savaşını büyüten hamleleri uluslararası kamplaşmayı giderek keskinleştiriyor. Türkiye’nin insansız uçaklarla savaşa müdahil olması dengeleri değiştirirken taraflar arasındaki gerilim tehditkâr boyut kazandı.

Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlı güçler, Türkiye’nin askeri koordinasyon ve insansız uçak desteğiyle Halife Hefter’in Libya Ulusal Ordusu karşısında kaybettiği yerleri geri aldı. Trablus güçleri, 25-26 Mart’ta Vatiyye Hava Üssü’nü ele geçirmek için başlattıkları Barış Fırtınası Harekâtı ile hezimete uğrayıp Tunus sınırına kadar sahil bölgesini kaybetmişti. Kaybedilen yerler arasında Ziltin, Rikdalin, El Asse, El Cumeyl ve Ebu Kemaş’ın yanı sıra Tunus sınırındaki Ras El Cedir kapısı da vardı. 

Son gelişmeler “Türkiye’nin dostları kazanıyor” ya da “Türkiye’nin Libya stratejisi Hefter’i savunmada bırakıyor” yorumlarına yol açtı. Hefter’in destekçilerinin buna nasıl yanıt vereceği beklenirken Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kavgasında saf tutan Mısır, Kıbrıs, Yunanistan ve Fransa, BAE’yi de yanlarına alarak Türkiye’yi bölgede pek çok yerde krizleri tırmandırmak ve istikrarsızlık yaratmakla suçladı. Türk Dışişleri Bakanlığı ise altta kalmayıp bu beş ülkeyi “halkların demokrasi ümitlerini darbeci diktatörlerin fütursuz saldırganlığına kurban etmek” ile itham etti ve açıklamasında Fransa’ya özel yer ayırdı: “Suriye’de bir terör devletçiği kurma emellerine ağır bir darbe vurduğumuz Fransa’nın Türkiye’ye karşı oluşturulan şer ittifakının hamiliğine soyunduğu anlaşılmaktadır.” 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da artık dış politikanın düşman listesine giren BAE’yi Somali’de Şebab örgütünü desteklemek, Yemen’i bölmeye çalışmak ve Libya’da kaos çıkarmakla suçladı. 

8 Mayıs’ta Trablus’ta Türk büyükelçiliğinin yakınına roket düşmesi üzerine Türk Dışişleri, diplomatik misyonun bir daha hedef alınması hâlinde Hefter unsurlarının meşru hedef olacağını ilan etti. Hefter tarafı sorumluluğu üslenmezken Türkiye’nin bu uyarısı faili kim olursa olsun meşru müdafaa hakkıyla Türk F-16’larının sahne alabileceği ihtimalini doğurdu. 

Türkiye, 27 Kasım’da Fayiz Serrac hükümeti ile deniz yetki alanlarını belirleyen bir anlaşma imzalayarak Libya müdahalesini “Mavi Vatan” kavramıyla ülküleştirip Doğu Akdeniz’deki enerji savaşına bağlamıştı. Bu durum savaşın ateşini daha da büyüttü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan meclisten tezkere geçirdiği hâlde Türk ordusunu muharip güç olarak gönderme planından geri adım atsa da dört ayaklı bir müdahale stratejisini uygulamaya soktu:

Al Arabiya kanalına göre Türk özel kuvvetleri nisanın sonunda Trablus’a yerleşmeye başlarken MİT Başkanı Hakan Fidan da mayısın başında ekibiyle Libya’ya gidip sahadaki durumu gözlemledi. 

Buna paralel olarak Suriye’den Libya’ya taşınan savaşçı sayısı artırıldı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre 14 Mayıs itibarıyla Libya’ya ulaşan milis sayısı 8 bin 700’ü bulurken 3 bin 550 kişi de Türkiye’de eğitime alındı. SOHR, savaşa Suriyeli olmayanların yanı sıra iş arayan 18 yaşın altındaki çocukların da katıldığına dikkat çekti. 150 çocuğun savaşa sürüklendiğinden bahseden SOHR 15 yaşında bir çocuğun hikâyesini aktardı. Buna göre çocuk kaldığı kamptan Afrin’e gidip Sultan Murat Tugayı’nın karargâhında Libya listesine yazıldı. 20 gün boyunca çocuktan haber alamayan ailesi sonunda bir video görüntüsüyle Libya’da savaştığını öğrendi. Sultan Murat olayın peşini bırakmayan aileyi başından savmak için oğullarının öldüğünü ve cesedinin Hefter güçlerinin elinde olduğunu öne sürdü. Ama çocuğun kaderi hâlâ meçhul. Mutasım, Sultan Murat, Sukur El Şimal ve Süleyman Şah Libya’ya savaşçı veren gruplar olarak öne çıkarken bugüne kadar ölen Suriyelilerin sayısı 287’yi buldu. Ölenler arasında komutan düzeyinde Muhammed Hindawi de var. 

Bu arada Türkiye, tarafsız kalmaya çalışan Tunus’u da Libya sevkiyatında koridor yapmayı başardı. Bu da Tunus siyasetini karıştırdı. Tunus Cumhurbaşkanlığı, Libya'ya tıbbi malzeme taşıyan bir Türk uçağının Cerba-Zarzis havaalanına indiğini ve sevkiyatın Libya makamlarına ulaştırıldığını açıkladı. Özgür Anayasa Partisi, Halk Akımı, Sosyalist Parti, Baas Partisi, Tunus İleri Hareketi ve Kutup Partisi bu tür bir koridorun açılmasını eleştirip Tunus’un bölgesel ittifak oyunlarına sürüklenmemesi gerektiği mesajı verdi

Türkiye’nin bu şekilde ağırlığını artırmasına paralel olarak Trablus güçleri 25 Mart’taki hamleyle bir türlü ele geçiremedikleri Vatiyye Üssü’ne 1-13 Mayıs arasında 57 hava saldırısı gerçekleştirdi. Ve sonunda 18 Mayıs’ta Vatiyye’nin de düştüğü ilan edildi. Trablus’taki yorumcular Vatiyye’nin düşmesini Trablus üzerindeki baskının azalması ve Hefter’in Libya’yı kontrol etme hayallerinin bitmesi olarak yorumluyor. Hefter güçlerinin üslendiği Tarhuna kentine yönelik saldırılar da ivme kazandı.

Sahadaki bu değişime karşın 25 Mart öncesi dengeyi korumaya çalışan Hefter, 2015’te Fas’ta imzalanan ama hiçbir zaman yürürlüğe girmeyen Suheyrat Anlaşması’ndan çekilip kendini ülkenin yegâne lideri ilan ederken biraz toparlanıp yeniden karşı hamlelere başladı. Hefter güçleri 4 Nisan 2019’da çok iddialı çıkışlara rağmen düşüremedikleri başkent Trablus’u bu kez 6 Nisan’da Ebabil Kuşları Operasyonu ile hedefe koydu. Trablus’un güneyinde Batı Aziziye, El-Alhadba, Ebu Salim, Selahaddin ve Ayn Zara taraflarında ilerleme kaydedildi. 

Trablus hükümetinin İçişleri Bakanı Fethi Başağa 13 Mayıs’ta Türkiye’nin sunduğu hava üstünlüğüne rağmen Hefter’in kara güçlerini henüz püskürtemediklerini itiraf etti. 

Rus Wagner şirketinin 800-1200 özel savaşçına ilaveten Rusların yardımıyla 2 bin kadar Suriyeli paralı askerin Hefter için savaştığına dair gelen haberler de milis dengesinin kurulduğuna işaret ediyor. 

Özetle saha çok dinamik ve değişken; hiçbir tarafa henüz mutlak bir zafer vaat etmiyor. Trablus etrafında yenişememe durumu hâlâ sürüyor.

Uluslararası alanda ise rüzgâr biraz Hefter’in aleyhine döndü. Bunun en önemli nedeni Hefter’in uluslararası meşruiyeti olan Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ile Abdullah El Sani hükümetinin üzerini çizercesine kendini tek taraflı yegâne otorite ilan etmesiydi. Ayrıca Trablus’taki sivil kayıplar da çok gündem oldu. 

Bu bağlamda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in İtalyan La Repubblica gazetesine demecinde “Libya’da tüm tarafların uyması gereken bir silah ambargosu var. Bu, BM tarafından tanınan Fayiz es-Serrac hükümeti ile Hefter tarafından idare edilen güçleri aynı kefeye koymak anlamına gelmez. Bu nedenle NATO, Trablus hükümetine destek vermeye hazır” demesi Erdoğan’ın hesabına bir kazanım olarak yazılabilir. 

Hatta Rusya’dan da Hefter’i sıkıştıracak bir çıkış geldi. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Serrac’ın müzakereyi reddeden tutumunu eleştirdiği gibi Hefter’in de Libya halkı adına tek taraflı karar vermesini onaylamadıklarını açıkladı. 

Fakat Yunanistan ve Fransa ile cepheleşme yaşanırken NATO’nun Türkiye’nin istediği yönde Libya’ya müdahil olması mümkün değil. Aynı şekilde Wagner ile Hefter’e desteğini sürdürürken diplomatik kanaldan Serrac’ı muhatap alan Rusya’nın da bu çift yönlü stratejisini terk etmesi olası gözükmüyor. Belki yeni denge, taraflar arasında komiteler kurulup müzakereyle çözüme varılmasını öngören Berlin Konferansı koşullarına dönmeyi zorlayabilir. Trablus’la müzakere, Hefter’in neredeyse yok saydığı Tobruk’taki meclis ve hükümet için de daha fazla arzulanan bir çıkış yolu olabilir. Bu da Erdoğan’a bir kez daha “Oyunu bozduk” deme fırsatı sunacaktır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
Sirte neden herkesin kırmızı çizgisi?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Haz 20, 2020
Türkiye ve Rusya Libya’da nerede çakışıyor?
Fehim Taştekin | Rus etkisi | Haz 8, 2020
Libya’nın Suriyeleşmesi senaryosu kime ne diyor?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 29, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Kredi ile ısınan ekonomiye döviz şoku
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Ağu 10, 2020
al-monitor
Libya hesaplaşması Türkiye’nin sınırlarına dayanıyor
Fehim Taştekin | | Ağu 3, 2020
al-monitor
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
al-monitor
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020