Türkiye Filistin sürecinde Mısır’ın yerini alabilir mi?

Hamas ve El Fetih’in İstanbul buluşması Filistin’in eksenine dair tartışmaları kızıştırıyor. İsrail-Arap normalleşmesine paralel olarak El Fetih’in de Türkiye’ye dönmesi “Mısır’dan rol kapmak” gibi abartılı sonuçlara neden oluyor.

al-monitor .

Eyl 29, 2020

Filistin davasının iki kavgalı kanadı El Fetih ile Hamas arasındaki birlik görüşmelerinin İstanbul’da gerçekleşmesi Türkiye’nin Filistin dosyasında artan rolüne işaret ediyor. Hâlbuki Gazze Şeridi’nin nefes borusu Refah Sınır Kapısı sayesinde Hamas’a söz geçiren, Batı Şeria’daki El Fetih’i de baskılamayı başaran Mısır bu tür görüşmelerin olağan ev sahibiydi. Hamas’ın artan oranda İstanbul’da üslenmesi, İsrail-Arap ilişkilerindeki trajik değişime bağlı olarak destek kolonlarını yitiren El Fetih’in çaresizliği ve Ankara’nın rol alma hevesleri Türkiye’yi bir platform olarak öne çıkarıyor. 

3 Eylül’de Filistinli örgütlerin genel sekreterleri arasında Beyrut ve Ramallah’ta düzenlenen video konferansın ardından Hamas ve El Fetih heyetleri 22-24 Eylül’de İstanbul’da buluştu. Filistin Başkanı Mahmud Abbas hemen öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arayıp ev sahipliği için teşekkür etti. Toplantılarda Fetih heyetine Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Kurulu Üyesi Cibril el Racub, Hamas heyetine ise Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el Aruri liderlik etti. 

Taraflar altı ay içerisinde Doğu Kudüs, Gazze ve Batı Şeria’da genel seçimlerin düzenlenmesi, ardından Filistin Başkanlığı seçimlerine gidilmesi, sonra mültecilerin de katılımıyla Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) 18 kişilik yönetim kurulunu belirleyen Filistin Ulusal Konseyi seçiminin yapılmasını öngören bir vizyon belgesini kabul etti. 

Mutabakat metni en geç 1 Ekim’e kadar Abbas’ın himayesinde Filistinli örgütlerin genel sekreterlerinin katılımıyla yapılacak toplantıda ele alınacak. Oluşturulacak mekanizmalar eşliğinde bir yol haritası hedefleniyor. FKÖ Merkez Komitesi Üyesi Azzam el Ahmed “Kudüs olmadan seçimler olmayacak” diyerek kritik bir şarta işaret ediyor. 

İsrail’in Doğu Kudüs’te sandıkların kurulmasına izin vermesi ihtimali şimdilik düşük. Altı ayda seçimin altyapısının hazırlanması da oldukça iddialı bir hedef.

Filistin’de ilk ve son genel seçim 2006’da yapılmış ve Hamas çoğunluğu elde etmişti. 2007’de Gazze’de El Fetih’in tasfiye edildiği çatışmalardan sonra Filistin’de ikili yönetim başlamıştı. Bölünmeden bu yana Mısır, Katar, Yemen ve Rusya’da toplantılar olmuş, 12 kadar anlaşma metnine imza atılmış ama hedeflenen birlik sağlanamamıştı.

İstanbul’daki görüşmeleri yakından takip eden Filistinli bir kaynak, Al-Monitor’a Türkiye’nin Hamas lehine siyasetine rağmen görüşmeleri kolaylaştırıcı bir yol izlediğini belirtti. Filistinli kaynak “Genel olarak Türkiye Hamas’ın Filistin’de belirleyici olmasını tercih ediyor. Fakat ABD’nin elçiliğini Kudüs’e taşıması ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’in İsrail’le ilişkileri normalleştirmesi gibi faktörlerle El Fetih de Türkiye’ye meyletti. Türkiye bu durumu iyi değerlendiriyor. Bu toplantılarda Türkiye uzlaştırıcı bir rol oynuyor ama Filistinlilerin işlerine karışan bir pozisyonda olduğunu söyleyemem” dedi. 

Filistinli kaynak, Mısır ile Türkiye’nin arabuluculuğu arasındaki farkla ilgili de şunları kaydetti: “Mısır’daki toplantılar istihbarat binasında yapılıyordu ve istihbarat yetkilileri katılıyordu. Mısır hep El Fetih’ten yanaydı ve taraftı. Toplantılar Dışişleri’nin rolü yoktu. Bu, Mısır’ın Filistin’i siyasi değil hep güvenlik meselesi olarak ele almalarından kaynaklanıyor. Türkiye’deki toplantılar ise Filistin’in İstanbul Konsolosluğu’nda gerçekleşti. Kuşkusuz Türkiye süreci bir şekilde etkiliyorlar ama Türk yetkililer toplantılara katılmıyor. Bir de Türkiye, Mısır kadar detaylara vakıf değil.”

Mısır’ın buna olası tepkisiyle ilgili de “Mısır’dan bir tepki gelmedi. Mısır isterse sınır kapısını kapatır ama tam bugünlerde birkaç günlüğüne açtığını görüyoruz. Fetih ekibi İstanbul’dan sonra Katar’a gitti. Sonra Kahire’ye geçip Mısırlıları bilgilendirecek. Mısır büyük bir ihtimalle yeşil ışık yakmıştır. El Fetihliler kimseyle konuşmadan bunu yapamaz” değerlendirmesinde bulundu. 

Racup, Doha’da Hamas’ın eski Siyasi Büro Şefi Halid Meşal’le görüşmelerinin ardından Hamas’la siyasi ortaklığa dayalı ulusal uzlaşı sağlamak için stratejik bir karar aldıklarını söyledi. Ancak Hamas yetkilisi Hüsam Bedran “onaylanmış anlaşmalar ve programlarla ilgili dolaşan açıklamaların doğru olmadığını” belirterek El Fetih’ten gelen açıklamalara biraz gölge düşürdü. Bedran görüşmelerin ulusal diyaloga hazırlık teşkil ettiğini kaydetti. 

Al-Monitor’a konuşan başka bir Filistinli kaynak, yol haritasının İstanbul’da belirlendiğine dair açıklamaların diğer örgütleri rahatsız ettiğini belirterek “İstanbul’da uzlaşılan noktalar aslında genel sekreterler toplantısında belirlenmişti. Siyasi sürecin iki hareket arasında bir meseleye indirgenmesi tepki çekiyor. Diğer örgütleri yok sayan yaklaşım Türkiye’nin de tercihi. Çünkü Türkiye’nin hem Fetih hem Hamas’la diyalogu iyi. Hamas ile ilişkiler Türkiye’nin İsrail’e yönelik siyasetinin sert yüzünü, El Fetih ile ilişkiler uzlaşmacı yüzünü temsil ediyor. Fakat ulusal diyalog herkesi kapsamalı” dedi.

Başta Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) gibi sol kanatlar olmak üzere pek çok Filistinli grup Ankara’nın Filistin’de Müslüman Kardeşler yani Hamas üzerinden siyaset gütmesinden rahatsız. Şimdi mücbir koşullar Filistinlileri birlik olmaya zorlarken Türkiye’nin himayesiyle ilgili çekinceler de geri plana itiliyor.

ABD’nin elçiliğini Kudüs’e taşıması, Filistin’le ilgili BM kurumlarına yardımı kesmesi, Filistin davasını tasfiyeye ayarlı Yüzyılın Anlaşması’nı dayatması ve Arap ülkelerinin İsrail’i tanıma eğilimi Filistinlilerin içinde bulunduğu çaresizliği derinleştiriyor. Buna bir de Gazze’den çıktıktan sonra profesyonel yeteneklerini BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid’in hizmetine sunan Muhammed Dahlan’ın Filistin’e başkan yapma niyetleri eklendi. HaYom gazetesi, ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman’ın Abbas’ın yerine Dahlan'ı getirmeyi düşündüklerini söylediğini aktardı. Büyükelçinin sözleri daha sonra ABD’nin böyle bir düşüncesi olmadığı şeklinde düzeltilmiş olsa da BAE yönetiminin bu yönde çabaları olduğu, Amerikalıların da buna sıcak baktığı konuşulan bir şey. 

Filistinli kaynaklar ise Dahlan’ın kısmi bir desteği bulunsa da sandıkta şansının olmayacağını düşünüyor. Ancak Suudi-Emirlik ekseninin baskılarıyla ve oldubittilerle Dahlan’ı Filistin’e döndürme ihtimali dışlanmıyor. 

İstanbul buluşması ile ilgili İsrail ve ABD’nin sessizliği da dikkat çekici. Hâlbuki ABD, Erdoğan’ın 22 Ağustos'ta İstanbul'da Vahdettin Köşkü'nde Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ve yardımcısı Salih el Aruri’yi ağırlamasına ağır bir tepki vermişti. Dışişleri Sözcüsü Morgan Ortagus “Erdoğan'ın ağırladığı her iki yetkili de ‘özel tanımlanmış küresel teröristler’. Erdoğan'ın bu terör örgütüne süregiden desteği sadece Türkiye'nin uluslararası toplumdan tecrit edilmesine hizmet ediyor" demişti. 

ABD'nin 2018'de yakalanması için 5 milyon dolar ödül koyduğu Aruri daha önce Batı Şeria’daki askeri operasyonlarından sorumluydu. Ankara, İsrail’le Mavi Marmara dosyasını kapatınca Aruri’yi Türkiye’den göndermişti. Katar’a giden Aruri, Körfez blokunun baskıları sonucu bu sefer Lübnan’a taşınmıştı. 

Türkiye’de Hamaslılara pasaport verilmesi ve himaye sunulması da endişe konusu olarak sıklıkla gündeme geliyor. AK Parti iktidarına kadar Türkiye solcu Filistinlilerin tercih ettiği güvenli bir sığınaktı. Solcular Türk istihbaratının şüpheli bakışları altında kalırken, Hamas üyelerine ciddi kolaylıklar sunuluyor. Artık Hamas kadrolarının bir ayağı İstanbul’da, diğeri Doha’da. Haniye de İstanbul’da konaklıyor. Hamas’ın İstanbul’u bu şekilde merkez edinmesi uzlaşı toplantısında Türkiye’nin öne çıkmasına bir doğallık katıyor.

Türkiye’nin üslendiği role ilişkin sessizlik geçici olabilir. Hem Türkiye ile Suudi-Emirlik-Mısır ekseni arasındaki hesaplaşma hem de Körfez ile İran arasındaki gerilimler Filistinlilere doğrudan yansıyor. Bu yansıma şimdiye kadar İsrail etrafındaki Arap kuşatmasının kırılmasına hizmet etti. Kuşkusuz Filistinliler bu zor dönemde klasik ilişkiler ağından çıkıp destek görebilecekleri başka başkentlere bakıyorlar ama Mısır’ı göz ardı etmeleri mümkün değil.

Mali açıdan Filistin’in iki yakası da çıkmazda. Batı Şeria’daki hükümet üç yılda maaşları yüzde 30 oranında düşürdü. Geçen yıldan beri kesilmiş maaşların da ancak yarısı ödenebiliyor. Gazze’deki yönetim ise Katar para gönderirse ödeme yapabiliyor.

Filistinlileri Katar ve Türkiye’ye bakar hale getiren “yeni Orta Doğu düzeni” şimdilik Filistinlileri bir arayışa mecbur etse de diledikleri gibi ittifak kurmaları konusunda da bir anlayış içermiyor.

Erdoğan’ın kendini tutamayan müdahaleciliği ve tarafgirliği de Türkiye’nin rolünün büyümesi konusunda iyimser değerlendirmeler yapma imkânı vermiyor. Ayrıca Hamas dışındaki Filistinli fraksiyonlar Türkiye’nin dahli konusunda temkinliler. Son aylarda El Fetih için de para kapısı olarak kıymete binen Katar ise Amerikan-Körfez ekseninin baskısından çok fazla kaçabilecek bir aktör değil. O yüzden Katar’ın mali, Türkiye’nin de arabuluculuk rolünün sınırlarının çok genişleyeceği öngörüsü yanıltıcı olabilir. Özellikle Hamas bölgesel nüfuz savaşlarında bir eksene eklemlenmenin kendisini nasıl bir başkentten ötekine savurduğunu Suriye krizi ve Körfez’deki kutuplaşma sırasında tecrübe etti. Filistinliler Mısır ve Körfez’deki bağlantılarını koparıp Türkiye ve Katar’a yaslanmanın farklı sonuçları olabileceğini de hesaba katıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

İngiliz arkeoloji enstitüsü Türkiye'de yükselen milliyetçiliğin kurbanı oldu
Amberin Zaman | Arkeolojik alanlar | Eki 7, 2020
Azerbaycan’dan pay kapma rüyası
Mustafa Sönmez | Petrol ve gaz | Eki 8, 2020
Zombi ekonominin zombi patronları
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Eyl 26, 2020
BAE-İsrail anlaşması Türkiye’ye niçin olumsuz yansıyacak?
Amberin Zaman | Israeli-Gulf relations | Eyl 17, 2020
Suriyeli muhalifler niçin Türkiye’den gitmek istiyor?
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Eyl 10, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
İdlib: Daha büyük bir savaş için küçük bir çekilme
Fehim Taştekin | | Eki 22, 2020
al-monitor
Saray yasaklıyor, rakı direniyor
Mustafa Sönmez | | Eki 19, 2020
al-monitor
Sahaya inen Türkiye neden masada olamıyor?
Fehim Taştekin | | Eki 15, 2020
al-monitor
Maraş hamlesi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Eki 9, 2020