İdlib’deki zamansız gerilimden savaş çıkar mı?

Suriye ve Rusya, İdlib’de bir parça daha koparma senaryosuyla gerilimi tırmandırıyor. Moskova ile pazarlıklar iyi gitmeyen Ankara ise askeri yığınakla caydırıcı olmaya çalışıyor.

al-monitor .
Fehim Taştekin

Fehim Taştekin

@fehimtastekin

İşlenmiş konular

Suriye çatışması

Eyl 25, 2020

Rusya Başbakan Yardımcısı Yuri Borisov ile Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 6-7 Eylül’de Şam’a yaptığı ziyaretin ardından İdlib ve civarında çatışmaların tırmanması Türk-Rus mutabakatında yeni bir kırılmaya işaret ediyor. 

Son iki haftalık bilançoya bakıldığında, Suriye ordusu ve Rus hava kuvvetlerinin İdlib ile Hama arasındaki Zaviye Dağı, İdlib’in güneybatısında Gap Düzlükleri ve Lazkiye kırsalındaki Türkmen Dağı bölgesinde Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ve diğer cihatçı örgütlerin mevzilerine yoğunlaştığı görülüyor. Marttan bu yana karadan atışlar biteviye sürse de hava bombardımanı hiç bu denli yoğun olmamıştı. 

Buna karşılık HTŞ’nin başını çektiği El Fetih Mubin Operasyon Odası’na bağlı bileşenler havan ve roket atarlarla Suriye ordusunun karadan ilerleyişini durdurmaya çalışıyor. HTŞ ve ortakları ayrıca M-5 otoyolu boyunca el değiştirmiş olan Serakıb ve Kafr Nubl gibi yerleri hedef alıyor. Yabancı cihatçı gruplar da Cebel Akrad (Kürt Dağı) civarından Lazkiye’yi vuruyor. 

Çatışmalar sırasında Cisr El Şuğur’a yakın İştebrak köyündeki Türk askeri noktası da vuruldu. Birkaç yerde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Suriye ordusuna misillemede bulundu. Bu tırmanışa paralel olarak Hmeymim üssündeki Rus Uzlaştırma Merkezi, HTŞ’nin Eriha ve Bassakis’te kimyasal silah komplosu kurduğunu öne sürdü.

Türkiye ateşkesi de içeren 5 Mart Moskova Mutabakatı’ndan bu yana İdlib’e askeri sevkiyatlarını aralıksız sürdürüyor. Son yedi ayda İdlib’e sokulan askeri araç sayısı 9 bin 765’i buldu. 

Bu süreçte Suriye ordusu da İdlib’in güney cepheleri ve Halep’in batı kırsalında pozisyonunu güçlendirmeye çalıştı. Deyrizor gibi yerlerde atıl kalan askeri birlikler de İdlib’in doğusu ve güneyine kaydırıldı. Suriye İdlib’i halledip Amerikan güçlerinin de bulunduğu Fırat’ın doğusuna odaklanmak için sabırsızlanırken, Türkiye de olası bir savaş senaryosuna göre hazırlık yapıyor. 

Son günlerde daha da tırmanan çatışmalar Türk-Rus diyaloğundaki tökezlemeyle de bağlantılı. İddiaya göre 16 Eylül’de Ankara’daki görüşmede Rusya, Türkiye’den Suriye ordusunun kontrolüne geçen bölgelerdeki Türk askeri gözlem noktalarını boşaltmasını, diğer yerlerdeki asker sayısını azaltmasını, bölgeden ağır silahları çekmesini ve silahlı grupları M-4 civarından kuzeye uzaklaştırmasını istedi. Talepler reddedildi. Buna karşın Türkiye, Tel Rıfat ve Menbic’i masaya sürdü. Bu iki yerin, Türk ordusuna bırakılmasını ve bölgedeki YPG varlığının tasfiye edilmesini istedi. Rusya da Menbic ve Tel Rıfat şartına olumlu yanıt vermedi. Bu, Suriye krizi boyunca tekrarlanan baskıyı baskıyla karşılama taktiğinin bir yansıması. YPG, 2018’deki Zeytin Dalı Harekâtı’nda Afrin’den çekilirken Tel Rıfat’taki Kürt köylerine yerleşmişti. Örgüt hâlen Halep’in kuzeyindeki şeritte Afrin Kurtuluş Güçleri adıyla varlık gösterse de Tel Rıfat genel olarak Suriye ordusuna bırakılmış durumda. Menbic Askeri Konseyi’nin kontrolündeki Menbic’de ise Ekim 2019’da Amerikan güçleri çekilirken durum değişmişti. Suriye askerleri ve Rus askeri polisi Menbic’in dış kesimlerine yerleşmiş, hatta Rus askeri polisi kentin sokaklarında devriye turlarına başlamıştı.

Ankara’da Türk-Rus istişareleri sürerken İdlib’de Morek ve Surman gibi hükümetin kontrol ettiği bölgelerde kalan Türk askeri gözlem noktaları etrafında protesto gösterileri düzenlendi. Göstericiler Türkiye’nin Suriye’den tamamen çekilmesini istedi. Milli Savunma Bakanlığı gelişmeleri “İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı gözlem noktalarımıza Esed rejimi tarafından yönlendirilen sivil görünümlü bazı gruplar yaklaşmış, 7 numaralı gözlem noktamıza saldırıda bulunmuş, alınan tedbirler sonrasında dağılmışlardır” açıklamasıyla duyurdu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çekilme taleplerine yönelik tutumu esnek değil. Erdoğan, 17 Eylül’de sınır ötesi operasyonlara yönelik eleştirilere yanıt verirken “Türkiye Suriye’den çekilirse, Suriye bir anda huzura, özgürlüğe mi kavuşur?” ifadelerini kullandı. Sahadaki durum da “kolayca çıkmama” kararlılığına göre şekilleniyor. Hükümete yakın medyaya göre Türkiye, Rusya ile görüşmelerin içeriğini muhaliflerle paylaşıp olası bir çatışma ihtimaline karşı grupları uyardı. Son yedi ayda kurulan 150’den fazla eğitim merkezinde yürütülen askeri eğitim çalışmalarına hız verildi. İdlib ve çevresindeki 140’tan fazla noktada varlık gösteren Türk ordusu pozisyonunu güçlendirmeye devam ediyor.

Rusya ve Suriye tarafında ise Amerikan yaptırımlarının etkisiyle ekonomide çöküş, yeniden inşa sürecine geçilememesi, siyasi çözümün tıkanması ve topraklar üzerinde üç parça hâlindeki bölünmüşlüğün kalıcılaşması gibi korkular ağırlık kazanıyor. O yüzden baskıyı artırıp İdlib kördüğümünü bir an önce çözme gereği duyuyorlar. Ancak Şam Moskova’nın ağırdan alan tutumundan dolayı çok mutsuz. Lavrov-Borisov ikilisinin Şam’daki görüşmeleri elektrik santralleri, petrol ve doğalgaz tesisleri dahil kritik önemdeki 40 tesisin yenilenmesini içeren ekonomik paketin yanı sıra siyasal çözümün önündeki bütün engellerin kaldırılması yönünde bir kararlılık mesajını içeriyordu.

Lavrov, mevkidaşı Velid Muallim’le ortak basın toplantısında, Rusya’nın kendi çıkarları için Türkiye’ye fazla esnek davrandığı eleştirilerine “Suriye hükümetinin, İdlib gerilimi azaltma bölgesinde kontrol ettiği topraklar, Rus-Türk mutabakatlarının imzalandığı andan itibaren önemli oranda arttı” yanıtını verdi.

Siyasi çözümün önündeki engellerin kaldırılmasından ilk anlaşılması gereken Cenevre’deki anayasa yazım sürecinin hızlandırılması. Bu yönde bir kararlılık yerine İdlib’de askeri çözüme dönülmesi çelişkili gelebilir. Fakat İdlib üzerine son mutabakat terör örgütlerinin elimine edilmesi, M-4 otoyolunun tamamen açılması, otoyolun iki tarafından altışar kilometre derinliğinde tampon bölge oluşturulması gibi kritik maddeler içeriyor. Özü itibarıyla mutabakat askeri operasyon seçeneğini bertaraf etmiyor. Ruslar sıklıkla Türk tarafının koşulları yerine getirmediğinden yakınıyor. 

M-4’teki ortak devriyeler sadece oyalama ve zaman kazanma işlevi gördü. M-4’te 22’nci denemenin yapıldığı 22 Temmuz’da ilk kez Serakıp’ın batısındaki Tarnaba’dan Lazkiye kırsalındaki Ayn Hur köyüne ulaşılarak tamtur atıldı ama ortak devriyeler amacına ulaşamadı. Nihayetinde Ruslar ortak devriyenin 18 ve 25 Ağustos’ta uğradıkları saldırıların ardından turlara ara verdi. Lavrov devriyelerin HTŞ’nin saldırıları nedeniyle durduğunu, durum yatışır yatışmaz yeniden başlayacağını ve mutabakatların geçerliliğini koruduğunu söyledi. 

Rusya ve Suriye ordusu, 17 Eylül Soçi Mubakatı’nın koşulları yerine getirilmediği gerekçesiyle Haziran 2019’da başlatılan harekâtla M-5 güzergâhını temizlemişti. Türkiye askeri müdahaleyle bu hamleyi durdurmaya çalışırken 5 Mart Moskova Mutabakatı’yla sahadaki değişimi kabullenmek durumunda kaldı. Son hareketlilik görünürde mutabakatın şartlarını yerine getirmesi yönünde Türkiye üzerindeki baskıları artırmaya yönelik. Fakat çatışma senaryosu her seferinde statükoyu biraz değiştiriyor. Bu sefer de olası senaryo, Suriye ordusunun Zaviye Dağı ve Gap Düzlükleri’ni ele geçirip M-4 güzergâhını tamamen temizlemesi olabilir. M-4 üzerindeki en çetin noktalardan biri yabancı cihatçı örgütlerin kümelendiği Cisr El Şuğur. Buradan Lazkiye’ye doğru uzanan güzergâh da dağlık ve ormanlık olduğu için çetin bir savaş gerektiriyor. Yeni bir Türk-Rus gerilimi ya da Suriye-Türkiye çatışmasını tetikleyecek bu senaryo hayata geçerse silahlı gruplar İdlib merkezinden Türkiye sınırlarına doğru sıkışmış olacak. 

Türkiye ve Rusya karşı karşıya gelmemek için koordinasyona devam ediyor. Rus heyetiyle yeni toplantı planlanırken askeri taraflar 21 Eylül’de M-4 yolunda ortak devriyelere saldırı hâlinde askerlerin iletişim kurup koordinasyon içinde hareket etmesini sağlayacak bir tatbikat gerçekleştirdi. 

Özetle, Türkiye askeri yığınakla Cenevre sürecinden umduğu siyasi geçiş oluncaya kadar statükoyu korumaya ve 5 Mart öncesi durumun tekrarlanmasını önlemeye yönelik caydırıcılık inşa ediyor. Fakat Libya’da Türkiye’yi zorlayacak gelişmeler yaşanırken, Doğu Akdeniz’deki gerilim stratejisi sonuç vermezken ve Türk ekonomisi bozulmaya devam ederken Suriye’de tırmanış hayli zamansız duruyor. Rusya her halükârda Türkiye’yi zorlu bir viraja çekiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Trablus’taki depremde Türkiye’nin rolü nedir?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Eyl 3, 2020
Erdoğan’ın hayallerine gölge düşüren ateşkes
Fehim Taştekin | | Ağu 26, 2020
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020
Suriyeli Kürtler: Mahsul gaspı Türk yardımlarını gölgede bırakıyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | Haz 22, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
İdlib: Daha büyük bir savaş için küçük bir çekilme
Fehim Taştekin | | Eki 22, 2020
al-monitor
Saray yasaklıyor, rakı direniyor
Mustafa Sönmez | | Eki 19, 2020
al-monitor
Sahaya inen Türkiye neden masada olamıyor?
Fehim Taştekin | | Eki 15, 2020
al-monitor
Maraş hamlesi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Eki 9, 2020