Rusya Suriyeli Kürtleri Karabağ’da savaştırır mı?

Rusya’nın Azerbaycan-Ermenistan çatışmasına doğrudan müdahil olması pek olası görünmüyor ancak Libya savaşından ders alarak Suriye’den savaşçılar getirmesi ihtimal dışı değil.

al-monitor Yukarı Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayan Getavan köyündeki köprüden geçen bir kişi, 14 Ekim 2020. Köprüye daha önce Azerbaycan’ın attığı bir füze isabet etmişti.  Photo by Alex McBride/Getty Images..

Eki 14, 2020

Rus Dış İstihbarat Servisi’ne göre Yukarı Karabağ’daki çatışma “çeşitli uluslararası terörist yapılardan militanları bir mıknatıs gibi çekiyor”. Kurum 6 Ekim tarihli açıklamasında elindeki bilgilere dayanarak şöyle diyor: “Orta Doğu’da savaşan uluslararası terörist örgütlerden, özellikle Nusra Cephesi, Hamza Grubu ve Sultan Murad Tümeni’nden, ayrıca aşırıcı Kürt gruplarından paralı savaşçılar aktif bir şekilde çatışma bölgesine gidiyor. Karabağ’daki yeni savaştan para kazanmayı uman yüzlerce, hatta binlerce radikalden bahsediyoruz.”

Ancak açıklamada gerçekleri yansıtmayan unsurlar var. Örneğin adı geçen Nusra Cephesi, 2017’nin başlarında başka gruplarla birleşerek Heyet Tahrir El Şam örgütüne dönüştüğünden beri yok. Ayrıca, açıklamada Yukarı Karabağ’da faal “uluslararası terörist örgütler” arasında zikredilen Hamza Grubu ve Sultan Murad Tümeni ne BM’nin yaptırım listelerinde yer alıyor ne de Rus yasaları gereğince terörist örgüt sayılıyor. Bu gruplar Rusya’da yasaklı örgütler listesinde de yer almıyor. Hamza Grubu ve Sultan Murad Tümeni’nden savaşçıların Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında yer aldığına dair çeşitli bulgular mevcutken, terör örgütü Heyet Tahrir El Şam’ın Azerbaycan’daki varlığına dair ikna edici deliller yok.

Türkiye’nin Azerbaycan’a desteği kapsamında bu güçleri kullandığına dair oldukça güçlü bir beyan teşkil eden bu açıklama, çatışma bölgesinde “Kürt aşırıcıların” varlığından da bahsederek bir denge kuruyor. Zira burada Ermenistan’ı destekleyen gruplar kastediliyor. Muhtemelen Moskova’nın Suriyeli Kürtlerle ilişkisini zedelememek adına örgüt isimleri zikredilmiyor.

Suriyeli militanların Azerbaycan’a taşınması, Rusya’da son derece hassas bir konu. İster bahsi geçen Türkiye yanlısı gruplar, ister radikal terörist örgütler olsun Suriye’deki muhalifler konusunda Rus kamuoyu ılımlı-aşırıcı ayrımı yapmıyor. İstihbarat servisinin Nusra Cephesi’nden söz etmesi hassasiyetleri iyice kaşıyor ve Moskova’nın ileride Erivan lehine olası bir müdahalede bunu terörle mücadele bahanesi olarak kullanabileceği akla geliyor. Yine de bu çok kolay olmaz. Rusya ile Ermenistan arasında Gürcistan ve Azerbaycan’ın yer aldığı düşünülürse Rusların asker taşımak için bir kara veya hava koridoru imkânı olmayacak. 

Öte yandan Azerbaycan’a giden Suriyeli militanlar olası bir müdahale faktöründen ziyade Kremlin’e yönelik iç tenkit gerekçesi oluşturuyor. Zira Moskova Suriye müdahalesini ulusal güvenlik gerekçeleriyle savunmuş ve başlıca hedef olarak terörist grupların ülke sınırlarına yaklaştırılmamasını göstermişti. Bu yöndeki ısrarlı açıklamalara rağmen bu hedef sağlanamamış oluyor. Azerbaycan’a giden Suriyeli militanlar, Rusya sınırından sadece 80 kilometre mesafede bulunuyor.

Bu bağlamda, istihbarat servisine göre Ermenistan tarafında savaşmaya giden “aşırıcı Kürt gruplarından” bahsetmek Rusya’nın işine geliyor. Bu yönde somut bir veri henüz yok ama Azerbaycan-Ermenistan çatışmasına PKK’dan veya PKK bağlantılı gruplardan katılımın olması, Türkiye açısından son derece hassas bir ihtimal. Böyle bir durumda, güney sınırlarındaki “terör tehdidini” ortadan kaldırmaya çalışan Türkiye’nin doğu sınırında yeni bir “terör yuvası” oluşabilir. Türkiye’nin Azerbaycan’a desteğinin bir bedeli de bu olabilir. 

Karabağ’daki ateşkes tutmaz ve savaş yeniden kızışırsa Rusya, Erivan’a sempatiyle bakan ve Ankara’nın bölgesel güçlerine hasım olan silahlı unsurları çatışmaya dâhil etmeyi düşünebilir. Bu ihtimal dışlanamaz. İmkânları son derece kısıtlı olan Ermenistan, dış yardım almadan Karabağ savaşını sürdürmekte giderek zorlanacaktır. Kürt grupları böyle bir destek unsuru hâline gelebilir ve Ankara güdümündeki Suriye Milli Ordusu’ndan gelenleri dengeleyebilir. 

Çatışmanın durdurulamaması ve giderek uzaması hâlinde Rusya Libya’da denediği senaryoya da mecbur kalabilir. Yani aleni bir askeri müdahaleden, Ermeni tarafına doğrudan destekten kaçınır. Unutmamak gerekir ki Ermenistan silahlı kuvvetleri çatışmalarda yer alıyor ama bunu, Azerbaycan topraklarında ilan edilen kendinden menkul “Artsah Cumhuriyeti” bayrağı altında yapıyorlar. Moskova Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıyor ve “Artsah” yönetimini gayrimeşru sayıyor fakat müttefikini yalnız bırakıp gitmek Rusya için büyük bir itibar kaybı olur. 

Benzer bir durum Libya’da yaşandı. Doğu güçlerinin lideri Halife Hafter de meşruiyetten yoksundu. Rusya Hafter lehine açıktan müdahil olamazken, Hafter güçlerinin yardımına Wagner Grubu gitti. 

Ancak Rusya’nın Yukarı Karabağ’da Wagner gibi özel askeri şirketleri kullanıp kullanamayacağı soru işareti. Çatışmalarda Rus uyruklu veya Rusça konuşan “Slav görünüşlü” paralı askerler görülürse Bakü bunu Azeri topraklarının işgaline Rusya’nın doğrudan katılması, işgalci güçlere askeri destek vermesi olarak görecek. Moskova bu tür suçlamalara muhatap olmak istemez. 

Bu arada, kimi kaynaklarca Rus özel askeri şirketlerini kontrol ettiği iddia edilen Rus işadamı Yevgeni Prigojin Azerbaycan lehine açıklamalar yaptı ve savaşın alevlenmesinden Ermenistan ve ABD’yi sorumlu tuttu. Türkiye’deki Aydınlık gazetesine mülakat veren Prigojin, “Türkler, Ermenistan sınırını geçmedikleri sürece hukuki olarak Karabağ çatışmasına müdahil olma hakkına sahiptir” diyerek Ankara’nın Bakü’ye desteğinin doğal bulduğunu belirtti. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın iktidara gelmesiyle ülkede çok sayıda Amerikan sivil toplum kuruluşunun boy gösterdiğini öne süren Prigojin, “Sorunun özü burada yatıyor. Çatışmayı Amerikalılar kışkırtıyor” dedi.

Öte yandan Rusya’da Ermenistan’ı desteklemek isteyen siyasi çevrelerin, Wagner Grubu yerine yabancı savaşçılar kullanarak Ermenistan’a başka yollardan devlet dışı yardım sağlama imkânı var. Bunun bir örneği Libya’da uygulandı. Avrupa görünüşlü kişiler Hafter’in Libya Ulusal Ordusu’nda fazlaca göze batacağı için Libya’ya Esad rejiminin yardımıyla toplanan Suriyeli savaşçılar gönderildi. Newsru haber sitesine göre Şam’dan Libya’ya savaşçı taşıma süreci 2019’da başladı ve ilk grupların içinde ele geçirilmiş İslam Devleti militanları yer aldı. 

Libya için savaşçı toplama çalışmalarına Rus görevlilerin de katıldığı, Rusların Suriye’nin güneyinde, ayrıca Şam ve Deyrizor’da kayıt merkezleri açtığı iddiaları da var. Bazı haberlere göre eski muhaliflere sınır dışında savaşma karşılığında ayda 1000 dolar maaş ve cezai kovuşturmadan muafiyet vaat edildi. Ancak savaşçılar Suriye’ye döndükten sonra bu vaatlerin tam anlamıyla yerine getirilmediği bildiriliyor.

Libya’da paralı savaşçıların kullanılmasına benzer bir mekanizma Ermenistan’ı desteklemek için de kullanılabilir. Böyle bir durumda Ermeni tarafında Suriyeli Araplar değil Suriyeli Kürtler savaştırılır. Bu Kürtler illa da YPG mensubu olmayabilir. Rusların 2019 sonunda kendilerine bağlı “vekil güçler” oluşturmak için Amuda ve Tel Tamir’de militan toplama merkezleri kurduğu ve Suriyeli Kürtleri çekmeye çalıştığı biliniyor. Ayrıca, Ermenistan’da Kürt militanların görülmesi yerel halk için çok da sansasyonel bir şey olmaz. Zira Ermenistan’da önemli bir Ezidi Kürt diasporası yaşıyor ve bu insanlar Suriye ve Irak’taki soydaşlarıyla yakın ilişkiler sürdürüyor.

Buna karşın Ankara ve Bakü’nün Suriyeli militanlar konusundaki tavrı, Wagner Grubu’nun Libya’daki varlığı konusunda Rusya’nın yaklaşımını andırıyor. Çok sayıda tanıklığa, çeşitli devletlerin güvenlik birimlerinden gelen açıklamalara rağmen Ankara ve Bakü paralı savaşçıların varlığını reddediyor. Libya’da benzer bir tavır takınan Moskova, olguları yok sayarak, Avrupa, ABD ve Türkiye’den gelen açıklamalara kulak tıkayarak kendisiyle bağlantılı Rus paralı askerlerin varlığını reddetmişti.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürtçe müfredat krizi büyüyor
Mohammed Hardan | Eğitim | Şub 25, 2021
Suriye: Rusya-İran-Türkiye üçlüsü miadını dolduruyor mu?
Kirill Semenov | Suriye çatışması | Şub 19, 2021
Hafter Erdoğan’ı mutlu eden ata niye oynadı?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Şub 11, 2021
İdlib’deki Türk birliklerini hedef alan saldırılar kime yarıyor?
Khaled al-Khateb | İdlib | Şub 15, 2021
Suriyeli Kürtler niçin ‘ekmek krizi’ yaşıyor?
William Christou | Suriye çatışması | Şub 10, 2021

Recent Podcasts

Featured Video