İsrail Türkiye’nin yumuşama sinyallerine hâlâ soğuk

Türkiye’den gelen yumuşama sinyallerine ihtiyatlı yaklaşan İsrail, kıdemli bir diplomat olan İrit Lillian’ı Ankara’daki büyükelçiliğine maslahatgüzar olarak atadı.

al-monitor İsrail’in Gazze’ye saldırısı üzerine Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği’nin önünde düzenlenen protesto gösterisinde binayı koruyan çevik kuvvet polisleri, 21 Kasım 2012.  Photo by Photo by Adem Altan/AFP via Getty Images..

İşlenmiş konular

normalization, hamas, joe biden, recep tayyip erdogan, mavi marmara, bilateral relations, israel-turkey relations, ambassador

Şub 8, 2021

İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi 4 Şubat’ta Büyükelçi İrit Lillian’ı Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği’ne maslahatgüzar olarak atadı. Dışişleri Bakanlığı sözcülüğünün Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre görevlendirme geçici olduğu için Aşkenazi, rutin büyükelçi atama prosedüründen farklı olarak bir atama komisyonuna başvurmadan ve hükümetin onayını almadan bu kararı tek başına verdi.

Lillian, 31 Aralık’ta Ankara’dan ayrılan Roey Gilad’ın yerini alacak. Daha önce Bulgaristan’da büyükelçi olarak görev yapan ve bakanlığın en kıdemli diplomatları arasında sayılan Lillian, Türkiye konusunda uzman, son derece profesyonel bir isim. Bu bağlamda Lillian’ın geçici de olsa Ankara’ya atanmasıyla İsrail ikili ilişkileri düzeltmek istediği yönünde Türkiye’ye olumlu bir mesaj veriyor. 

Yine de bu, son derece ihtiyatlı bir mesaj. İsrail’deki büyükelçisini iki yıl önce geri çağıran Ankara, aralık başında bu görev için yeni bir isim belirledi. Yeni büyükelçi Ufuk Ulutaş Kudüs’te İbranice dersleri almış biri. Kendisi meslekten diplomat olmamakla birlikte bölgesel konularda uzman ve görüldüğü kadarıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirine mazhar bir isim. Ne var ki Erdoğan’ın bu kararının ardından bile İsrail Ankara’ya büyükelçi atamadı. Elçilik, son iki yılda olduğu gibi kalıcı bir misyon şefi olmaksızın çalışmaya devam edecek. 

Ankara’dan gelen yakınlaşma mesajları Ulutaş kararının öncesinde başlamıştı. Tel Aviv’deki Moşe Dayan Enstitüsü 7 Aralık’ta, Erdoğan’la yakın çalışmış bir isim olan emekli Amiral Cihat Yaycı’nın imzasını taşıyan sıradışı bir makale yayınladı. “İsrail Türkiye’nin deniz komşusu: Türkiye ile İsrail arasındaki deniz yetki alanlarının belirlenmesi” başlığını taşıyan makalede, iki ülkenin deniz sınırlarını belirlemek üzere yeniden masaya oturması öneriliyor.

Makalenin ardından Türk yetkililerinden de İsrail’e yönelik olumlu açıklamalar geldi. 25 Aralık’ta bunlara Erdoğan da katıldı. Erdoğan, Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini geliştirmek istediğini, iki ülke istihbaratı arasındaki temasların devam ettiğini söyledi.

1990’larda stratejik güvenlik ittifakı kuran İsrail ve Türkiye’nin ilişkileri, 2010’daki Mavi Marmara olayıyla bozuldu ve özellikle 2014’teki Gazze savaşından sonra kötüye gitti. İsrail’e sert eleştiriler yönelten Erdoğan’ın sözleri adeta antisemitizm raddesine vardı. Hâl böyle olunca Erdoğan’ın son diplomatik U dönüşü İsrail’de büyük bir kuşku payıyla karşılandı.

Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü’nün tanınmış Türkiye uzmanı Hay Eytan Cohen Yanarocak Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan’la sağladığı normalleşme anlaşmaları sayesinde görülmemiş bir diplomatik manevra kabiliyeti kazandığını vurguladı. Uzman şöyle konuştu: “Türkiye’yle düzgün işleyen ilişkilere sahip olmak, İsrail’in ulusal güvenliği için önemli. Bu, tartışılmaz. Ancak Abraham Anlaşmaları bölgedeki jeopolitik durumu değiştirdi. İsrail artık eskisi gibi Orta Doğu’nun izole edilmiş devleti değil. Türkiye bu yeni durumu kabullenmek zorunda.”

Geçmiş yıllarda ilişkileri düzeltmek isteyen taraf İsrail idi ama artık işler değişti. Türkiye ricacı taraf konumuna geldi. Yine de süreç kolay olmayacak. Aşkenazi dışişleri bakanı olduktan kısa süre sonra İstanbul’da bir Hamas karargâhına ev sahipliği yaptığı gerekçesiyle Türkiye’yi eleştirdi. Bakan daha sonra bu Hamas mensuplarının bazılarına seyahat belgesi sağlandığı iddiasıyla yeniden Türkiye’yi hedef aldı. Al-Monitor’a konuşan kıdemli diplomatlara göre ikili ilişkiler düzelecekse Hamas mensuplarının Türkiye’den gönderilmesi İsrail için pazarlık dışı bir koşul. 

Aşkenazi Türkiye’nin yakınlaşma çabasında ne kadar ciddi olduğunu değerlendirmek üzere 30 Aralık’ta kendi ekibinin yanı sıra Savunma Bakanlığı, MOSSAD ve Milli Güvenlik Konseyi’nden temsilcilerin katıldığı bir toplantı düzenlemişti. Toplantıda Ankara’ya karşı ihtiyatlı bir yaklaşım tavsiye edildiği bildiriliyor. Ankara’nın durup dururken İsrail sevdasına tutulmadığını, ABD’de yeni Başkan Joe Biden göreve başlarken çaresizce konumunu güçlendirmeye çalıştığını İsrail de pekâlâ görüyor.

Cohen Yanarocak, Türkiye’nin Biden yönetimiyle ilişkileri konusunda kaygılı olduğunu belirtiyor. Biden daha seçim kampanyası sırasında Erdoğan’ın muhaliflerine destek verilmesini savunmuştu. Washington son olarak Türk makamlarının Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gösterilere karşı takındığı tavrı da eleştirdi. Ankara İsrail’le ilişkilerini düzelterek Washington’la yakınlaşmayı umuyor.

Türkiye’nin resmi ajansı olan Anadolu Ajansı geçtiğimiz günlerde paylaştığı Twitter mesajında Biden yönetiminde yer alan Yahudileri saydı. Cohen Yanarocak’a göre “Ajansın yeni Biden yönetiminde Yahudilerin fazla olduğunu belirtmesi, Türkiye’nin gözünde Washington’a giden yolun Kudüs’ten geçtiği anlamına geliyor.” 

Türkiye’nin yakınlaşma çabalarına İsrail’in ihtiyatlı yaklaşması ve Hamas mensuplarının gönderilmesinde ısrar etmesi, Ankara’da hoş karşılanmadı. İsmi belirtilmeyen bir Türk yetkili 31 Ocak’ta medyaya yansıyan açıklamasında şöyle diyordu: “Oyun oynamayı bıraksınlar. Her şeyden önce olmayan şeylerin son bulmasını talep ediyorlar. Türkiye’de, siber saldırılar gerçekleştiren gizli bir Hamas hücresi yok. Bizde İsrail’in, Gilad Şalit tutuklu takası kapsamında Türkiye’ye gönderdiği Hamas liderleri var.”

Cohen Yanarocak’a göre Türk tarafının İstanbul’da bir Hamas hücresinin olduğunu yalanlaması İsrail için ikna edici değil. Uzman, Abraham Anlaşmaları ile birlikte İsrail’in Türkiye’yle normalleşmeyi Hamas’a desteğin kesilmesi şartına bağlamak için alan kazandığını ve bunun meşru bir talep olduğunu savunuyor. Yine de ortada komplike bir durum var. Türkiye son aylardaki çabalarının ardından topun artık kendisinde değil İsrail’de olduğunu düşünüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Ekonomide Pirus büyümesi
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Mar 1, 2021
Merkez Bankası rezervinin kaynağı 45 milyar dolarlık borç
Mustafa Sönmez | | Şub 25, 2021
Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021
Türkiye’de halk darbeler için ABD’yi suçluyor
Ayla Ganioglu | | Şub 18, 2021
Hafter Erdoğan’ı mutlu eden ata niye oynadı?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Şub 11, 2021

Recent Podcasts

Featured Video