İdlib’deki Türk birliklerini hedef alan saldırılar kime yarıyor?

İdlib’deki Türk birlikleri ve mevzilerine yönelik ısrarlı saldırılar M4 otoyolunun yeniden açılması ve ateşkesin kalıcılaştırılmasına yönelik Türk çabalarını baltalarken, saldırılardan kimin sorumlu olduğu tartışılıyor.

al-monitor Suriye’nin muhaliflerin kontrolünde bulunan kuzeybatı İdlib vilayetine bağlı Ariha kasabası yakınlarında M4 otoyolu üzerine yerleştirilen beton güvenlik noktası etrafındaki Türk askerleri, 4 Ocak 2021 Photo by Photo by AAREF WATAD/AFP via Getty Images.

Şub 15, 2021

HALEP, Suriye — Türk Savunma Bakanlığı Suriye’nin kuzeybatı vilayeti İdlib’deki Türk askerlerine karşı 31 Ocak’ta kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıda yaralanan Uzman Çavuş Basri Demirel’in Hatay’da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık Twitter’dan Demirel’in 3 Şubat’ta memleketi Kayseri’de toprağa verildiğini duyurdu.

Bu bölgedeki Türk hedeflere yönelik ilk saldırı değil. 16 Ocak’ta adı pek duyulmamış Ebu Bekir El Sıddık Tugayı Halep’in batı kırsalındaki Batabo’da bulunan Türk güvenlik noktasına saldırdı. Aynı örgütün 6 Eylül’de İdlib’in güneyindeki Ariha’ya bağlı Mataram’da konuşlu Türk askerlerine açtığı ateş sonucu bir asker öldü, biri yaralandı. 27 Ağustos’ta İdlib’in batı kırsalında bulunan Cisr El Şuğur’daki Türk güvenlik noktası yakınlarında düzenlenen bombalı araç saldırısını da aynı örgüt üstlenmişti.

Hattab El Şişhani Tugayları isimli bir diğer bilinmedik örgüt de Halep Lazkiye arasında, uluslararası M4 otoyolu üzerinde düzenlenen ortak Rus-Türk devriyelerini üç kez hedef aldı. 14 Temmuz 2020’deki ilk saldırıda bubi tuzaklı bir araç, 17 Ağustos’taki ikinci saldırıda roketatarlar kullanıldı. Ortak devriyeye 25 Ağustos’ta düzenlenen saldırıyı da aynı örgüt üstlendi.

Türkiye üs ve birliklerine karşı tekrarlanan saldırıların önünü almak için 1 Şubat’ta M4 üzerine güvenlik kameraları yerleştirdi. 

Bu arada Heyet Tahrir Şam şubat başından bu yana İdlib ve çevresindeki güçlerini hasım hücreleri bertaraf etmek üzere seferber etmiş durumda. Özgür Suriye Ordusu da benzer şekilde ilave güvenlik önlemleri alarak, kontrol noktalarında teftişleri artırdı ve Türk birliklerinin bulunduğu mevzilerle üsleri bağlayan yollarda gözetimi sıkılaştırdı. M4 otoyolunun iki tarafında güvenli hat kuruldu.

Türk birliklerine yönelik saldırılardan kimin fayda sağladığı ve saldırıları gerçekten adı geçen cihatçı örgütlerin düzenleyip düzenlemediği sorgulanıyor. Saldırıları üstlenen örgütler gerçek yapılar mı yoksa başka aktörlerin maşaları mı?

Suçlamalar İdlib’deki Türk varlığının başlıca muhaliflerinden Suriye rejimi üzerinde yoğunlaşıyor. Bazıları ise El Kaide bağlantılı Hurras El Din’e işaret ediyor. Hâlihazırda Heyet Tahrir El Şam’ın sıkı kuşatması altında olan Hurras El Din, HTŞ’yi Türkiye’nin müttefiki olmakla suçluyor. Bir diğer olasılık ise saldırıların arkasında Türkiye’yi mürted ve hasım addeden İslam Devleti’nin olması.

Türkiye merkezli Jusoor Araştırma Merkezi’nden Firas Faham adı geçen örgütlere dair şaibelere işaret ederek Al-Monitor’a şöyle diyor: “Saldırıları üstlenen Ebu Bekir El Sıddık Tugayı ya da Hattap El Şişhani Tugayları gibi gibi cihatçı örgütlerin ne oldukları henüz aydınlatılabilmiş değil. Yakalanan hiçbir mensupları yok. Bunlar, muhtelif aktörler için çalışan ve aslında cihatçı olmayan ama sahte isim kullanan yapılar olabilir.”

İdlib’deki Türk güçlerine saldırıların Suriye rejiminin menfaatleriyle örtüştüğünü belirten Faham şöyle devam ediyor: “Rejim Türkiye’nin İdlib’deki askeri hareketliliğinden ve yığınağından memnun değil. Bunlar, rejim ve müttefiklerinin askeri operasyonlarını durdurdu ve kontrol alanlarını genişletmelerine engel oldu. Rejim İdlib’de Türkiye’yi düşman güç olarak görse de Türk birliklerini doğrudan hedef alamıyor, çünkü misillemeden korkuyor. Rejimin uzaktan kontrol ettiği gizli hücre ve grupların bölgedeki Türk birliklerine karşı pek çok saldırıdan sorumlu oldukları söylenebilir.”

Faham Hurras El Din ihtimalini de dışlamıyor: “Örgüt, HTŞ’nin İdlib’de başlattığı operasyonlardan Türkiye’yi sorumlu tutuyor. Hurras El Din’e göre örgütün İdlib’deki varlığının birkaç ay içinde bertaraf edilmesini amaçlayan bu operasyonlar, Türkiye’nin finansmanı ve desteğiyle gerçekleştiriliyor. İdlib’deki Türk üsleri ve askerlerine yönelik saldırılar buna karşı bir misilleme olabilir.”

ÖSO’ya bağlı El Mutasım Tugayı komutanlarından El Faruk Ebu Bekir ise Al-Monitor’a, “İdlib’de Türk ordusuna karşı düzenlenen saldırılarda baş zanlı Esad rejimidir. Bu saldırılarda ajanlarını ve cihatçı görüntüye sahip takma isimli grupları kullanarak şüpheleri başka yöne çekmeye çalışıyor” diyor.

İdlib’den askeri uzman Mustafa Bakur’un değerlendirmesi ise şöyle: “Bu saldırılar, Türk güçlerinin ÖSO’yla birlikte M4 otoyolunun güneyinde bulunan Cebel El Zaviye’deki mevzilerini tahkim etmesiyle hız kazandı. Türkiye, Rusya ile varılan mutabakatlarda öngörülen güvenli bölge hedefine yaklaşıyor. Bu da İdlib’e saldırıları engelleyeceği ve ateşkesi kalıcılaştıracağı için rejimin işine gelmiyor. Rejim ve İranlı milisler, İdlib’de kontrolü tamamen ele geçirerek Türkiye’yi bölgeden çıkarmak istiyor.”

Hama Medya Ofisi’nden Gazeteci Muhammed Raşid’e göre “İdlib’de Türk askeri ve üslerine düzenlenen saldırıların arkasında İslam Devleti’nin olması pek muhtemel değil. İslam Devleti şu an baş düşman addettiği Heyet Tahrir El Şam’a odaklanmış durumda ve hücreleri aracılığıyla örgüte saldırılarını artırıyor.”

Bakur ise saldırıların, Türkiye’nin İdlib’de sükuneti tesis etme ve Rusya’yla varılan Soçi mutabakatını hayata geçirme çabalarını yavaşlatmayacağı kanısında. Bakur, “Hem Rusya hem de Türkiye gerginliği düşürmek için çabalarını artırdı” diyor.

Rusya Savunma Bakanlığı’na yakın Rus Zvezda televizyonuna göre Türk ve Rus güçleri son olarak 11 Şubat’ta İdlib’in doğusundaki Serakib’de bir ortak tatbikat gerçekleştirdi. Yayınlanan görüntülerde Türk ve Rus askerlerinin tatbikat öncesi telsizle haberleştikleri görülüyor. Bu tatbikat, Rusya ve Türkiye’nin M4’ü açmak için otoyol üzerinde gerçekleştirdikleri ortak Rus-Türk devriyelerinin yeniden başlatılmasına yönelik bir hazırlık olabilir.

Suriye rejimi ise Soçi mutabakatını gerçekleştirmeye yönelik ortak Rus-Türk girişimlerinin İdlib’e harekât planını baltalamasından rahatsız. Bu da saldırıların İdlib’de yol açtığı kaos ve istikrarsızlığın rejimin çıkarlarıyla niçin örtüştüğünü açıklıyor.

Öte yandan İdlib’deki İslam Devleti hücrelerine yönelik güvenlik operasyonları da sürüyor. HTŞ’ye bağlı güvenlik birimleri 31 Ocak’ta İD’in İdlib’in kuzeyindeki El Dana hücresine bağlı Ebu Ducane El Dağıstanı’nın öldürüldüğünü açıkladı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriye: Rusya-İran-Türkiye üçlüsü miadını dolduruyor mu?
Kirill Semenov | Suriye çatışması | Şub 19, 2021
Suriye kasabasına tıp fakültesi: Türkiye abartıyor mu?
Fehim Taştekin | | Şub 12, 2021
Kuzey Suriye’de abluka restleşmesi: Türkiye bunun neresinde?
Fehim Taştekin | | Şub 4, 2021
Bombalı araçlar kuzey Suriye’ye nasıl giriyor?
Mohammed Hardan | ekonomi ve ticaret | Şub 3, 2021
Türkiye’ye karşı gizemli cihatçı cephe
Fehim Taştekin | | Oca 25, 2021

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Suriye'nin Nabzı

al-monitor
İdlib halkı TL’den umduğunu bulamadı
Sultan al-Kanj | İdlib | Şub 25, 2021
al-monitor
Deyrizor: SDG’nin zorunlu askerlik uygulaması geçim sıkıntısını artırıyor
Dan Wilkofsky | Suriye çatışması | Şub 22, 2021
al-monitor
Rusya, SDG ile Suriye rejimi arasındaki gerginlikten nasıl çıkar sağlıyor
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Oca 27, 2021
al-monitor
İran’ın Suriye’deki zafiyetleri Rusya’ya mı yarıyor?
Khaled al-Khateb | Suriye'de Rusya | Oca 27, 2021